Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ocak '12

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
656
 

Kaç şehit, kaç ölü, kaç deprem, kaç ağlayan anne aklımızı başımıza getirir?

Kaç şehit, kaç ölü, kaç deprem, kaç ağlayan anne aklımızı başımıza getirir?
 

Dün, yani yılbaşı gecesi, Milliyet Blog dostlarımla bir aradaydım. Fatma İyibilgin, Nihat Yıldız, Kuyucak ve aileleri ile yeni yılı birlikte karşıladık. Her ne kadar Milliyet Blog dostlarım desem de artık bizimkisi MB dışına taşan bir dostluk. Her fırsatta bir araya geliyor, anı, günü, geceyi paylaşıyor, kah gülüyoruz, kah hüzünleniyoruz. Siyaset konuşuyoruz, günlük telaşlarımızdan bahsediyoruz, yiyoruz , içiyoruz, şarkılar söylüyoruz, dostluğun dibine vuruyoruz.

Dostlarımla kendimi çok iyi hissediyorum, sağ olsunlar bugüne kadar bana kendimi hep iyi hissettirdiler, daha da bir sağlamlaştı dostluğumuz. Özlüyoruz birbirimizi, hadi diyoruz bir şeyler yapalım, anında bir organizasyon yapıyoruz, herkes uyumlu, herkes hemen hazır.

Dün gece de öyleydi, yılbaşı gecesi birlikte olalım dedik, olduk ve harika bir akşam yaşadık, yedik içtik, Fatma ile bir oynadık, bir daha oynadık :) Sigara içmek için salon dışına çıktığımızda ise Fatmam’ın güzel sesinden yağmur, fırtına altında şarkılar dinledik. Sadece biz değil nerdeyse salon dışarı boşalacaktı, Fatma’yı dinlemek için:) İçerideki yılbaşı eğlencesi, dışarıda biz dostların yağmur altındaki keyfine karıştı. Güzel bir geceydi.

Gecenin sonuna doğru bir olaya şahit oldum, dostlarıma bahsetmedim. Şimdi bu satırları okuyunca haberleri olacak. Tuvalete gittiğimde, çok hoş giyinmiş kendi de çok güzel bir genç kızımız, telefonla Kürtçe olarak biriyle bişiler konuşuyordu. Ben içeri girdikten hemen sonra Türkçe konuşmaya başladı. Anladım ki annesi ile konuşuyor ve annesi uzakta olduğu için onun yeni yılını kutluyor. Konuşması bitince dayanamadım sordum, neden Kürtçe konuşmayı kestin diye. Önce korktu, bakışlarından anladım bunu, sorumdan tedirgin oldu. Çekinme yav dedim, ben öylesine sordum, merak ettim, devam etseydin ya Kürtçe konuşmaya, niye Türkçe devam ettin. Annesi az Türkçe biliyormuş, ne bileyim işte dedi, siz girince birden…gülümsedik. Ana dilini konuşmaktan asla çekinme kardeşim dedim. Ayıp değil ki bu, senin en doğal hakkın.

Neyse döndük salona, başladık yine oynamaya. Baktım o güzel kız da oynuyor, Türk kökenli dostlarıyla, hep beraber, gönül gönüle, yürek yüreğe.

Düşündüm…sevinçte, neşede bir olabilmişiz, türkülerde, oyunlarda beraber olabilmişiz, hayatı paylaşırken dostluklarımızı da paylaşabilmişiz, ne güzel, ne kadar anlamlı.

Sabah uyandım, Kopuk’u dolaştırmaya çıktım. Yine çöp toplayıcıları erkenden yollara dökülmüşler, hani geçen yılbaşı gecesi bana ‘çöpten nefes topluyorum abla” diyen Kürt genci aklıma geldi. Bu sefer gördüğüm gence ‘rojbaş, çawayi’ dedim direk olarak, yani ‘günaydın, nasılsın’.  ‘Günaydın, sağol’  diye cevap verdi Türkçe olarak.  ‘Kolay gelsin, iyi yıllar’ dedim ve yürümeye devam ettim. Bildiğim sadece birkaç Kürtçe kelime zaten, hepsi bu. Ben Kürtçe sordum, o Türkçe yanıt verdi, yine gülümsedim.

Döndüm geldim eve. Hasan Cemal’in bugünkü “Kürtler dün de yalnızdı bugün de yalnız!” başlıklı köşe yazısını okudum.  Ayla Akat, BDP Batman milletvekili, bir gününü Uludere’de geçirmiş, cenazelere katılmış, çocuklarını kaybedenlerin acılarını paylaşmış, o duygu ve düşüncelerle Hasan Cemal’e bir mektup yazmış. Okursunuz siz de.

Ben okuduktan sonra bu yazımı yazmaya kara verdim ve soruyorum kendi kendime…

Sevinçte, neşede bir araya gelebiliyoruz da, neden acılarımızda ortak olamıyoruz? Neden acılarımızın üstüne anlamsız abuk sabuk yorumlar yapıyoruz. Şehidimizin de, bombalar altına kavrularak ölen köylümüzün de acısını neden paylaşamıyoruz?

Dün yılbaşı gecesi, dostlarla yedik içtik, eğlendik, oynadık. Sabah oldu, yine aklıma takıldı…

Kaç şehit, kaç ölü, kaç deprem, kaç ağlayan anne aklımızı başımıza getirir?

İyi seneler, iyi pazarlar!  



* Bu yazımı blog kategorisine aldım, hangi kategoriye almam gerektiğine karasız kaldım. Gerekirse editörüm ilgili kategori ne ise oraya alabilir.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok karamsarmışsınız...Nereden çıkardınız,-hinlik...minlik...?..Nasıl tasarlıyorsunuz böyle olumsuz düşünceleri?..Ne güzel eğlenmişsiniz işte...Eğlendiğiniz dostlarımız da ortak dostlar sayılır...Ben de eğlendim...Yazınızı okumasaydım ,değer vermeseydim yorum yapmazdım...Önyargılarınızdan sıyrılmadığınız sürece hiç bir şekilde mutlu olamazsınız...Yine tekrar edeyim,biz,hepimiz,acıların yaşandığı dönemde empati kuramayıp eğlenmeye devam ettiğimiz sürece bizlerden adam -madam olmaz...İyi geceler...:)

Mesut Selek 
 04.01.2012 20:43
 

Ne zaman aklımız başımıza gelir ?..Ülkede yaşanan ağır acıların paylaşıldığı günün gecesinde, ' deliler gibi dans edip,kıvırtarak oynamadığımız ' ve ' neden böyle olduk ?..' diyerek topyekün çözüm arama derdine düştüğümüz zaman aklımız başımıza gelir...Selamlar...sevgiler...

Mesut Selek 
 04.01.2012 13:37
Cevap :
bakış açınız negatif ve iyi niyetli olmadığı sürece yazının bir özeleştiri ve genel eleştiri yazısı dahi olduğunu anlamazsınız, işe böyle. yazımın ilk yarısını ve bağladığım ortadaki cümle ile son taraflarını tekrar okuyun! neyse bizde her şey açık ve net, en azından ön yargımız ve hin düşüncelerimiz yok...bir de düşünün bakalım, neden yılbaşı sabahı bu yazıyı yazdığımı...selamlar (kime selam yolluyorsak :)   04.01.2012 18:35
 

Günaydın... İyi ki dostumsun ve seni tanıdım. Bu kavgacı, inatçı ve inançlı yüreğin yanında sıcacık yürekli bir çocuk olduğunu bilemezdim yoksa... En çok ve en güzel oynayan sendin... Sorularına gelince; Mutlaka vardır cevabın senin... Onları bilmek isterdim...

KUYUCAK 
 02.01.2012 9:45
Cevap :
:) Günaydın, sorular sorular, hiç bitmeyecek gibi, bazılarının yanıtı havada kalsa da sormaktan vazgeçmeyeceğim. (Fatma'dan çekeceğin var, haksızlık etme şimdi:))...sizler en güzeliydiniz, sevgiler   02.01.2012 11:16
 

Kürdü Türk'ten ayıran zaten olmadığı halde, kraldan çok kralcı olup, Kürdü koruyayım derken, Türke haksızlık yapılmadığı zaman!!

Filiz Alev 
 02.01.2012 0:43
Cevap :
senin doğruluk kriterlerinde hiç "kökensizlik" yok galiba...özür ama ne doğruların ne de yanlışların beni fazla ilgilendirmiyor artık. Gereksiz ve çok fazla üstelediğin bu doğru/yanlış konuları seni haklı konumundan çoktan çıkardı, dedikoduya dönüştü. Seni dostça ikaz ettim ama anlamadın, yolun açık olsun arkadaşım...  02.01.2012 11:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 476
Toplam yorum
: 2871
Toplam mesaj
: 123
Ort. okunma sayısı
: 2319
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

Çok eskidendi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster