Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ocak '12

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
952
 

Kaç zil kaldı örtmenim?

Anlatılanlar, Diyarbakır’ın Silvan ilçesine atanan 23 yaşında bir öğretmenin hayat hikayesidir. Filiz, İstanbul’un güzel semtlerinden birinde, insanların kalabalık olduğu ve istenilen her şeye ulaşılabilen bir yerde yaşarken, Milli Eğitim Bakanlığından Diyarbakır’a atandığına dair zarı bir zarf geliyor. Zarfta, 15 gün içerisinde atandığı yere, yani Diyarbakır’a gitmesi gerektiği bildiriyor.                                 

Daha önceleri izlediği ve dinlediği haberlerde Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde teröristler tarafından öldürülen öğretmen ve vatandaşlar ile orada yaşanan sıkıntılara rağmen anne-babasıyla birlikte Diyarbakır’a hareket ederler. Vardıkları şehir geldikleri yerden farklı olmasına rağmen, yine de yaşanacak bir yer olduğu anlayışı hakim olur. Ama burada kendilerinin bilmedikleri, hatta hayatlarında ilk defa Kürtçe kelimeler duyunca biraz şaşırıp, aynı ülkede farklı insanların olduğunu o anda daha iyi anlamaya başlarlar. Anne-babanın, bu geliş hoşlarına gitmemiştir. Anne-babası tedirgin olamaya başlarlar. Öğretmen hanım da tedirgindir fakat gelen sarı zarf ona mutlaka gitmesi gerektiğini, kalbine telkin etmektedir.

Diyarbakır’da kiralık ev aramaya koyulan anne babası, bir ara yeni atanan diğer öğretmenlerle karşılaşırlar. Onlar kendilerine, yarın kura çekileceğini ve ondan sonra Diyarbakır’ın hangi ilçesine atanacaklarının belli olacağını söyleyince, anne babası, “İstanbul’a geri dönelim, orada sana daha güzel iş buluruz” derler. Öğretmen hanım, yarını bekleyeceğini, “Kur’a çekilip Diyarbakır merkez de gelebilir” diyerek, anne babasını böylece ikna eder.

Gün gelip kur’a çekildiğinde Silvan çıkar. Öğretmen hanım, üzüntü ile tedirginlik olmasına rağmen pes etmeyip, Silvan’a gitmeye karar alır. Böylece kur’a belli olunca, Silvan’a atanan diğer öğretmen ve aileleriyle birlikte, müdür yardımcısı Ali bey ile birlikte Silvan yolunu tutarlar. Yolda iki noktada kimlik kontrolü yapılır. Bu kontroller öğretmeni ve anne babasını tedirgin eder. Çünkü daha önce öyle durumlarla karşılaşmamışlardır.                

Silvan’a vardıklarında, oranın daha önceleri hayal ettiğinden farklı bir yer olduğunu görürler. Öğretmenevine geldiklerinde biraz rahatlarlar ama hala endişeleri devam etmektedir. Öğretmen evinden sonra okula varırlar. Orada kendilerini müdür Mithat Bey karşılar.

Müdür bey durumu fark ettiği için onları teselli eder ve burada hiçbir şeyden korkulmaması gerektiğini anlatır. Ve zamanla bunlara alışacaklarını söyler. Müdür beyin konuşması öğretmeni rahatlatır ve burada kalmaya karar verir. Anne babasının bu kararına kızmalarına rağmen, vazgeçmeyip yoluna devam eder.

Bu karardan sonra anne babası diğer atanan öğretmen Tülay ve Aslı ile birlikte kızlarına ev ararlar. Bir süre sonra evi bulup kızlarını yerleştirdikten sonra, anne babası İstanbul’a geri döner. Filiz, anne babasının gitmesine üzülür ama dayanması gerektiğini bilir. Onun için Aslı ile Tülay ev arkadaşlarıyla birlik olurlar. Bu zorlu hayatı devam ettirmeleri ve ayakta durmasını gerektiğini bilirler.

Yerleşme olayını hallettikten sonra okula varırlar. Okulda öğrenciler çevresini sarıp, “örtmenim, örtmenim” diyerek, sevgileri gösterirler. Mithat Bey Öğrencileri dağıtıp, öğretmen hanıma sınıfını gösterir. Sınıf dökülmüş haldedir. Mithat Bey, “Kısa zamanda bu sınıfı düzeltip, eğitime başlarsınız” der.

Kısa bir zaman içerisinde sınıf boyanır, eksiklikler tamamlanır ve 32 öğrenci ile derse başlanır. Öğrencilerin çoğu ikinci sınıfta olmalarına rağmen okuma yazma bilmemektedirler. Öğretmen hanım da fizik bölümünden mezun olmasına rağmen, onu sınıf öğretmenliğine atamışlardır. Öğretmen bu şekilde çok zorlanacağını düşünerek, ne yapacağını şaşırmış bir haldedir. Tam o sırada Ali Bey ona yardımcı olacağını ve kısa zamanda öğrencilerin okuma yazma öğrenebileceğini söyler. Ama öğrencilerin birçoğu Türkçe konuşmasını dahi bilmemektedir. Bundan dolayı hem öğrenciler hem de öğretmen rahatsız olmaktadır. Öğrenciler de sıkıldıklarını belli ederek, “Kaç zil kaldı örtmenim?” diyerek dersin bitmesini ve eve gitmeyi arzulamaktadırlar.

Öğretmen öğrencilerle tanışma faslında bir halli zorlanır. Çünkü öğrencilerin bir bölümü Türkçe bilmediklerinden, sorulara Türkçe cevap veremezler. Ama yanındaki diğer öğrenciler Kürtçe konuşmaları tercüme ederek işi böylece kolaylaştırırlar. Öğrencilerin anne baba meslekleri sorulunca, çoğunun daha önceleri öğrendikleri, baba serbest meslek, anne ev hanımı, olarak cevaplarlar. Kendileri dahi serbest mesleğin ne olduğunu bilmeden böyle söylerler.

Öğrenciler çok zor hayat şartlarıyla mücadele ederken, bu zor şartlar altında okula da devam ederler. Birilerinin babası kör bir kurşunla öldürülmüş, diğer birilerinin babası dağa çıkmış, bir başkası sokak ortasında infaz edilmiş ve hayat böyle devam ederken, eğitim de bu şartlar altında sürüp gider.

Öğrenciler Türkçe bilmedikleri halde, öğretmen hanım ile Ali beyin yardımıyla 23 Nisan geldiğinde, öğrencilerin biri hariç, hepsi okuma yazmayı öğrenirler. Bu çetin mücadeleler içerisinde öğretmen hanım kütüphane açmayı planlar. Bu zorlu şartlara rağmen Silvan ilçesinde, okul adına kütüphanenin 23 Nisanda açılışını yapar. Hoca Hanım bununla yetinmeyip, Silvan’ın kültürünü ele alan tiyatro sahnesi düzenler. Bunu da zorlu ve zahmetli bir çalışmayla gerçekleştirir. Bu başarılı çalışmasını herkes takdir eder.

Öğretmen Hanım, Silvan’ın zorlu hayat yaşayışıyla mücadele ederken, Mehmet beyle karlaşır. Mehmet Bey çok okumuş, kültürlü ve oralı bir kişidir. Mehmet’in konuşması, hal ve hareketleri hoşuna gitmektedir. Ona karşı kanı ısınmış ve onu sevmiştir. Bir fırsatını bulup onu sevdiğini ve ona aşık olduğunu söyler. Mehmet de onu sever ve Silvan’da güzel günler geçirirler.

Mehmet Kürt ve farklı bir kültüre sahiptir. Öğretmen hanım ona aşık oluşundan dolayı, bu farklılıkları gözünden kaçırmak ister. Ve bu durum okullar tatil olana kadar sürer. Bazen Mehmet, Silvan’da yaşayan insanların da anlaşılması gerektiğini, hatta dağa çıkanların haklı tarafı olduğunu savunduğunda, öğretmen hanım bu düşünceleri kabul etmez. Lakin karşısında sevdiği bir insan olduğu için onu incitmek istemediğinden, bir şey de diyemez.

Bir ara okul tatil olduğunda öğretmen hanım, İstanbul’da iken orada Mehmet ile karşılaşır. Bu görüşmeden sonra öğretmen hanımın hayat tarzının ve çevresinin farklı olduğunu düşünür ve Mehmet beyle yani yeni aşkıyla bu hayatı devam ettiremeyeceğini düşünerek, Mehmet beyden ayrılır. Bu ayrılış, onu öğretmenlikten istifaya götürür. Silvan’a gidip öğretmen arkadaşları, müdür bey ve 32 öğrencisiyle helalleşip, Silvan'dan ayrılır.

Silvan’da başlamış olduğu bir hayatı ve yeni bir aşkı bırakarak hayatına devam eder.

 

Yazarı: Filiz Aygündüz

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mutlaka gerçekçi bir hikayeden hareket edilmiştir. Çünkü böyle eserler artık çok. Ve öğretmenler çekiyorlar Doğu'nun kahrını... Baksanıza Van'daki öğretmenlere... Lütfen , Onlara iyi davranın... Onlar bugünkü kahramanlarımız, bunu iyi bilin...

Erdal Ceyhan 
 16.01.2012 20:53
Cevap :
İlginiz için çok teşekkür ederim sayın hocam. Eski bir müfettiş olarak öğretmen adaylarına, gelecekte yapacakları işlerin güçlüğünden ve karşılaşabilecekleri olaylardan bahsediyorum. Bu arada eğitime emek ve gönül veren öğretmenleri de tanıtmaya çalışıyorum. Yorumlarınız bize güç vermektedir. Bunun için ayrıca teşekkür ediyorum. Esenlikler, selamlar. 17.01.2012.   17.01.2012 10:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 425
Toplam yorum
: 282
Toplam mesaj
: 98
Ort. okunma sayısı
: 2990
Kayıt tarihi
: 06.12.06
 
 

Gazi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster