Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Aralık '07

     
    Kategori
    Eğitim
    Okunma Sayısı
    661
     

    Kaçılmayan maraton: "Sınav"

    Aslında hep uzun bir maraton diye bahsederiz sınav koşusundan. Halbuki genelde bu maratona başlama zamanı son sene – bilemedin bir önceki sene- olduğu için insan hayatında çok uzun bir sene süre değil. Zaten o kadar uzun olsaydı belki de insan hayatında bir dönüm noktası olan meslek tercihi daha adil olurdu.

    Ben inşaat mühendisiyim. Liseye başlamada önce hep adımın önüne "Prof. Dr." ünvanının gelmesini hayal edip durdum. Fakat benimkisi tıp bilimindeydi. Nedense lisede karar değiştirip – babama duyduğum hayranlıktan yani teknik bir meslek sahibi olup olup sayılarla uğraşmasından aldığım iradeyle- Teknik Üniversite’de okumaya karar verdim ve bunu da en saygı değer bölümünde yerine getirdim. Şu anda yüksek lisans yapmaktayım ve umarım, o hep imrendiğim, akademik ünvana kavuşurum.

    Evet bakılınca o önemli maratonu başarıyla tamamladım galiba. Peki bu maraton benim için ne zaman başladı ? İlkokulun sonunda anadolu lisesi sınavına hazırlanmak başlangıç çizgisi değildi. Evet koşmamız istenen bir parkur vardı. Fakat çok iyi başlangıç yapmış olduğum bu parkurda koşmak istemedim. Yürüyerek etrafı seyrederek, gözlemleyerek gitmek istedim. Yani yarış benim için başlamamıştı henüz. Beşinci sınıf bittiğinde çevremedeki insanlar bana yürüdüğüm yolun güzelliklerle çevrili herhangi bir ormanın içindeki patika yol değil de gerçekten ailelerin seyirci rolu üstlendiği koşu pisti olduğunu hatırlattı. Bu koşu bittiğinde mağlup olup, rekabet ettiğim diğer insanların gerisinde kalmıştım. Fakat herşey bitmemişti. Önümde telafi edebileceğim bir koşu daha vardı. Bu yarışa hazırlanma isteği ne ailemin ne de çevremin etkisiyle, tamamen kendimden doğmuştu.

    Altıncı ve yedinci sınıfları başarılı bir şekilde tamamlayıp nihayet yarış zamanı gelmişti. Dershaneye kayıt yaptırarak bütün hazırlıklar tamamlanmış start verilmişti. Artık bu koşuyu kesinlikle çevreme bakmadan, önüme bakarak başarıyla tamamlamak istiyordum ve öyle de oldu. Mersin Fen Lisesi’ni kazanıp, gelecekte iyi bir üniversite okuyma ihtimali olan insanlar arasına arasına adımı yazdırmıştım. Evet yarış bitmişti artık benim için. Zorlu, uzun dedikleri maratonu kafamda bitirmiştim. Bundan sonraki en önemli koşu sayılan ÖSS ye erkenden hazırlığımı yapmış, hatta biraz mesafe katetmiş, diğer yarışmacıların önüne geçmiştim. Artık çevremi izleyerek, olan bitene kayıtsız kalmayarak bu maratonu tamamlayabilirdim. Lise dönemimi dolu dolu yaşayarak, yatılı okulun bütün acı – tatlı günlerini dost kabul ettiğim insanlarla geçirerek üniversite sınavına girmiş ve Türkiye’nin saygın üniversitelerinden Teknik Üniversite’ye kaydımı yaptırma başarısına eriştim.

    Hayatımın önemli saydığım dönemlerinden özet yaparak anlatmak istediğim; hep uzun bir maraton diye bahsettiğimiz şey aslında ortalama 65-70 yıllık bir ömrün ufacık bir senesi. Ben bu maratonu orataokul son sınıfta koştum. Kimi insanlar genelde lise son sınıfta koşarlar. Evet bu sistemde koşulması gereken bir sınav maratonu olduğu bir gerçek. Fakat bu, uzun ve çevremize, ailemize ve kendi duygularımıza kayıtsız kalınacak telafisi olmayan bir koşu değil.

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 661
    Kayıt tarihi
    : 16.12.07
     
     

    1983 yılı Adana doğumluyum. İnşaat Mühendisiyim...

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster