Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Temmuz '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
606
 

Kaçıyorum ama bir yere gidemiyorum

Kaçıyorum ama bir yere gidemiyorum
 

Selçuk Erdem Bey


Keşke çizebilseydim, keşke çizebilseydim Allah'ım diyerek bakıyorum etrafıma. Ayça'nın profil portresini çizmeye yelteniyorum ama çıkık anlını çizdikten sonra vazgeçiyorum. Çünkü uzaylıya benziyor Ayça, ben bizzat kendim korkuyorum çizdiğim yaratıktan. Siliyorum defterimi. Siliyorum, siliyorum. Defter yırtılacak gibi oluyor ama yaratık hala gitmiyor defterden. 0.5 kalemle çizersem böyle olur tabi... Haldun'dan başka kalem istiyorum ama vermiyor. Çünkü küstü bana. Bir ders evvelki biyoloji dersinde beraber Penthouse'a bakıyorduk. Çaktırmadan yani, sıranın altından. Sonra Frau Voigt bize doğru yaklaşmaya başladı. Bir terslik olduğunu sezmişti.

Bir terslik olduğunu sezmiştim, her zaman sezerdim. Dergiyi katlayıp sıranın altına koydum. Ne de olsa Frau voigt buraya kadar gelmezdi. Çok şişmandı o kadar yürüyeceğini sanmıyordum. Ama o usul usul yaklaştı. Tıpkı bir Zombi gibiydi. Hafiften heyecan bastı. Penthouse'un ilk sayısıydı. Hepsini alıp kolleksiyon yapmak istemiştim. Kapak kızının ismi Brandy'di. Göğüsleri ben diyeyim yüzon siz deyin yüzonbeş santimdi. (http://ecx.images-amazon.com/images/I/4186QGBHQNL._SL500_AA240_.jpg) Panik olur gibi oldum ve dergiyi son saniyede Haldun'un sırasının altına doğru ittim. Haldun benim tarafa geri itti, ben ısrar ettim. Dergi ortada kaldı. Sonuçta kadın dergiyi görseydi ikimizde yanacaktık. Haldun dergiyi alıp üstüne oturdu.

Aslında üstüne oturduğu bir dergi değilde bombaydı. Artık sorumluluk ondaydı. Boncuk boncuk terlemeya başladı Haldun. Frau Voigt ise üstümüze yürümekten vazgeçti ve geri döndü. İşte Haldun bu olaydan sonra bana küstü ve konuşmayı bıraktı. Çok da tın. Önümde oturan Gizem'i dürttüm. Gizem sosisli sandviç yiyordu. Soğuk sosisli, evden getirmişti. Kalem isteyecektim ama sandviçi görünce canım çekti. "Bi ısırık versene lan" dedim. Sevimsiz sevimsiz sırıttı Gizem. Bir teneffüs önce kolamdan istemişti. Ama ben son yudumu ona vermek yerine çılgın kahkahalar atıp kolayı yere dökmüştüm. Gizem'i anlamaya çalıştım.

Ama anlayamadım. Yani ne vardı bir ısırık verse. Kısasa kısas nereye kadar gidecektik? Canım feci sıkılıyordu. Sosis resmi çizdim ama başka bir şeye benzedi. Sonra onu muza çevirip kurtarmak istediysem de başaramadım. Dersten kaçmaya karar verdim. Ama nasıl olacaktı bu? şimdiye dek söylemediğim yalan, atmadığım takla kalmamıştı. Herkes tanıyordu beni.

Beni tanıyan herkes şunu da biliyordu, ben bir şekilde bu sınıftan çıkacaktım. Duvarlar üstüme üstüme gelmeye başladı. Cuma günü son dersti. Aylardan Nisan'dı, mevsimlerden bahar. Papatyaların hemen hepsi uyanmış ama daha toprağın altındalardı. Okuldan çıkıp eve yürüyerek gitmek istedim. İstiklal marşını söylemeye başladım kendi kendime. Son dersten sonraki marşa katılamayacağım anlamına geliyordu bu, solo söylüyordum. Haldun yüzünü diğer tarafa çevirdi. Serkan'ı çağırdım, duymadı. Kafasına silgimi attım, tutturamadım. Çantamı toplayıp camdan dışarı attım. Sadece kramponum ve şortlarım vardı zati. İkinci kattaydık. Birinci katta kantin vardı. Kantinin çatısına atlayıp sonra oradan yürüyüp demirden atlayıp kaçacaktım.

Çantamın ardından ben de atlayacaktım. Hocayı kestim. Uzun, sonu gelmez bir cümleyi yazmasını bekledim tahtaya. O cümle geç kalmadı ve ben de bardan ani çıkış yapan red kit gibi kaçtım camdan. Doğrusunu isterseniz okuldan her çıkış bir nevi acil kaçıştı benim için.

Kantinin tavanındaydım. Bir serçeler vardı orada bir de ben. Hepimiz özgürdük, benim kanatlarım yoktu sadece, tek farkımız oydu. Serçelerin üstüne atlayıp onları korkutmak istedim. Bir zıpladım, vallahi de canlarına yakacağımdan değil... pat pat pat uçsunlar istedim. Ama çok zıpladım herhalde, bir de katinin çatısı çürümüş olacak ki bastığım yer yarıldı ve kantinin içine düştüm.

Merak edecek bir şey yok, kötü düşmedim. Buna düşmek mi denirdi canım. Kantincinin sersemlemiş bakışları arasında yerimden kalktım. Üstümdeki tozu falan şöyle bir sirkeleyip kantinci Hayri Abi ile göz göze geldim.

"Abi bir sosisli versene bana be" dedim.

Ama pazartesi vercem parayı olur he mi?

K.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hoş bir yazıydı Paylaştığınız için teşekkürler.

Alper Çitil 
 19.07.2008 14:18
Cevap :
rica ederim, iyi günler...  28.07.2008 8:25
 

o panterse, ben kargayım. bişi derse gel bana...

karga 
 16.07.2008 18:37
Cevap :
oo abi senin panter emel i unuttuğun belli oluyor. kargaysan onu gördüğünde uçarsın. tüküren fatma girikten daha agresifini düşün abi. her an ortamda eline kaptığı bir sandalyeyi kafana geçirecek, ne bileyim hani barda şişeyi masada kırıp sonra karnına saplayacak gibisinden deli, agresif ötesi bir kadından bahsediyoruz. aman diyeyim...  17.07.2008 8:08
 

Yazınız hoştu, güzeldi, ama esas ilgimi çeken verdiğiniz link oldu. Direk onu tıkladım. İtiraf ediyorum işte. Dergi kimde şimdi? Geri almadınız mı ? Bu linki nasıl temin ettiniz? İç sayfaları duruyor mu? Varsa nerede? Yoksa Haldun derginin üstüne konmak için size küsme numarası mı yaptı? 5N1K. Yanıtlarımı alana kadar yazının karikatürüne bakıp sürekli güleceğim. İyi günler...

Hakan Şahin 
 16.07.2008 17:11
Cevap :
İşte ben de bu soruları bekliyordum. Yarın sabah mesaj olarak hepsini cevaplayacağım. K.  16.07.2008 23:01
 

canım sosisli çekti. ya bi de biz o serçeleri sapanla vurup, sonra pişirip yiyoduk. Çok lezzetli oliyodu.

karga 
 16.07.2008 12:59
Cevap :
blogumu panter emel de okuyor, hatırlatmak istedim.  16.07.2008 14:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 295
Toplam yorum
: 3950
Toplam mesaj
: 280
Ort. okunma sayısı
: 726
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Bugün ölseniz mesela, ya da hafifletelim biraz hadi, bu giriş çok karamsar oldu. Bugün ortadan kay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster