Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Nisan '11

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
33814
 

Kader ve kaza nedir?

Kader ve kaza  nedir?
 

Kader insanın yazgıdır, Kaza ise bu yazgının insanın iradi ve irade dışı eylemlerinin Tanrı tarafından yaratılmasıdır. 

KADER:
Tanrı tarafından, var olan her şeyin (bütün yaradılmışların ) ve bütün olayların yaratılmadan önce ezelde, yanında korunmakta olan Tanrısal Kitapta (Levh-i Mahfuz ) olacakların , durumları, nitelikleri, sebepleri, şartları ve zamanı gelince sahip olacakları güçleri, yetenekleri, yapıları, yerleri, zamanları ile birlikte belirlenmesi, düzenlenmesi ve yazılı olması demektir. İşte bu Tanrı tarafından belirleme işine kader denilir. Takdir edilip belirlenen şeylere de, takdir olunan (mükedder) denilir.
 

KAZA:
Tanrı tarafından takdir edilen şeyin varlık/madde âleminde ortaya çıkması; yaratılıp meydana gelmesi demektir.
 

Kader-kaza ilişkisi bu anlamda düşünüldüğünde öncelik ve sonralık göstermektedir. Zira Yazgı(kader) önce belirlenir, oluşturma eylemi (kaza) ise sonradır. Yani, önce bir varlık hakkında Tanrı’nın takdiri olur, daha sonra oluşturma eylemi ( kazası) gerçekleşir. Bu durumda varlık/madde âleminde gerçekleşen her olay hem Yazgı( kader) hem de oluşturma eylemi kazadır. Şayet (Tanrı’nın bildiği bir hikmet sebebiyle) insanın kendisi çok istemesine rağmen gerçekleşmeyen şeyler ise sadece kaderdir. Bu durumda eylem (kaza) gerçekleşmemiştir. Yani Tanrı evrensel irade (küllü irade) Kaderi daha önce belirler. İnsanın iradesi küçük irade(cuzzi irade) bu belirlenmiş sınırları içinde tanrının izin vermesi ile yapacağı eylemlerin(kaza) sorumlusu olur. 

Benim acizane kader konusunda genel kabul gören İslami bakış açısına göre biraz farklı olabilecek görüşüm var. Tabi ki mutlak doğruyu Tanrı bilir. 

Her insanın ruhani dünyadan maddi dünya ya gelmeden önce ona verilmiş olan zeka, bedensel ve cinsel biçimlenmenin durumunun yanı sıra hangi toplumsal değer yargıları ile maddesel imkanlara göre geleceğine göre, Tanrının her insan için daha önceden öngördüğü bir veya birden fazla kader senaryosu bulunmaktadır. İnsan bu kader senaryolarının olası ihtimallerini tahmin edebilir. Fakat gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda kesin bilgi sahibi değildir. 

(Üniversite bitirerek herhangi bir konuda iş isteği olan insan her zaman isteğine ulaşamaz. Bazen hiç beklenilmeyen bir önemli olay o insanı başka bir konuda iş sahibi olmaya yönlendirebilir) İnsan yaşam süresi içinde Tanrının izin vermesi ile daha önce yazılmış olan senaryoların her hangi bir tanesi kendi iradesi ile seçme ve seçtiğini istediği zaman değiştirebilme hakkına da sahiptir. Yani insan aklı ile kendisi hakkında tanrı tarafından dünyaya gelmeden önce yazılmış bir kader senaryosundan diğerine geçebilir. Bu durumda insanın kaderi de değişebilir. Bu değişme o insan hakkında daha önce Tanrı tarafından belirlenmiş başka bir kader senaryosuna geçme şeklinde olur. Fakat tüm kader senaryoları evrensel akıl sahibi, sonsuz, kendi kendini yaratmış olan, zaman ve mekanla sınırlı olmayan Tanrı tarafından en önemli kilometre taşları belirlenmiştir. Yani kendimizin net olarak bilemeyeceği fakat tahmin edebileceğimiz, hakkımızda ki yazılmış olan hangi yaşam senaryosuna göre hareket ediyorsak o kader senaryosunun olası sonuçlarını göre tanrı insan eyleminin (kaza) olmasına izin verir. İnsan iradesi ile seçtiği kader senaryolar içinde, hangisini seçmişse o kader senaryosu içindeki önemli olacak kilometre taşlarını ( doğmak ve ölmek arsında ki yaşamamızda iz bırakacak olayları ) Tanrı koymuştur ve insan oğlu bunları değiştiremez. 

Tanrı , insanın kaderini olumlu yönde değiştirmesine yardımcı olması için Kuran’ı evrensel akıl olan Tanrının emirlerine göre yaşamını düzenleyebilmesi için bir pusula yani yol gösterici olarak göndermiştir. İnsan kendi kader senaryosunda olası seçimleri yaparken, Kuran iradenin güçlenerek nefse karşı galip gelmesine yardımcı olur. Yaptığımız ibadetler iradenin nefse karşı güçlendirerek doğru kader senaryosu içinde bulunmamızı kolaylaştırır. Aynı zamanda nefsin aşırı isteklerinin törpülenmesine yardımcı olur. İnsanın ibadeti Tanrıya karşı bir borç olarak değil , kendini evrensel irade olan Tanrının yaşama kanunlarına uygun davranabilmesi için yapar. İnsan kendi kaderinde olacakları tahmin edebilir. Bazen halk deyimiyle içine doğma şeklinde de olacağı bilebiliriz. Fakat bu her iki durumda da olup olmayacağı konusu ihtimali tahmindir. İnsan şayet daha önce Tanrı tarafından yazılmış tek bir kader senaryosu üzere normal yaşam süresini geçirecek olsaydı. Yani insan aklı ve iradesinin Kader seçiminde her hangi bir etkisi olmasaydı, bu durumda İnsan aklı ve iradesinin her hangi bir sorumluğu olamayacağı için o insanı yaptıklarından dolayı, Tanrı, insanı nasıl sorumlu tutabilirdi. O zaman insan nasıl olsa benim yaptıklarımın olası sonuçları üzerinde benim etkim ve yetkim yok. Bu durumda Tanrı beni sorumlu tutamaz diyebilirdi. Ya da İnsan yaşamda tüm yaptıklarının olası sonuçlarını Tanrısal iradenin dışında sadece kendisinin takdirinde olduğunu düşünürse, bu takdirde çok arzu ettiği halde gerçekleşmeyen olayları nasıl açıklayabilirdi. 

İşte İnsan aklı iradesi ile yaptıklarından sorumlu olması için, kendi hakkında Tanrının yazmış olduğu birden fazla Kader senaryosu olması gerekir. Bu kader senaryolarından da istediğini seçme hakkının bulunması gerekir. Yine bir kader senaryosu içinde de diğer kader senaryosuna geçme hakkımızın bulunması gerekir ki hayatımız olumlu veya olumsuz yönde değiştirme hakkımız olsun. İşte, bu durum insanı dünya da yaptıkları konusunda, Tanrı’ya karşı sorumlu kılar. 

Bir satranç oyuncusu düşünelim. İnsanın kendisi oyunu oynayan ve karşı oyuncuda yaşam olsun. Yaşam oyununa başladığında insanın oyun bilgisi(eğitimi), yeteneği, zekası, fiziki ve cinsel özellikleri baştan veri olabilecek elimizde ki doneler olsun. Mücadele verdiğimiz Yaşam ise içine doğduğumuz toplumsal şartlar olsun. Yani, hangi dünya coğrafyasında dünyaya geldiğimiz, anne ve babımızın eğitimi, gelir ve kültürel düzeyleri, inançlarının biçimi vs. Böylesi farklı kişisel özellikler ve toplumsal özelliklerin oynanacağı bir satranç oyunun başlatırsak, insan daha önce kuralları stratejisi Tanrı tarafından belirlenmiş bir yaşam oyunundaki yazgılara (kaderlere) göre hareket eder. Her satranç oyun çeşidine göre kendi hakkında gerçekleşebilecek olası sonuçlarını tahmin edebilir. Bu tahmini sınırlayan yaşam oyuncusunun, yani toplumsal şartların değişkenliği vardır. 

İnsan oyuncu olarak Tanrının izin vermesiyle kendi aklının eylemlerinin ( kaza) sonucu olan oluşumdan sorumludur. İşte bu sorumluluk kişisel özellikler ve maddi imkanların ile toplumsal şartların ortak oluşturulduğu Tanrıya karşı sorumluluktur. Yani insana verilmiş olan kişisel özellikler ve maddi şartların insana vermiş olduğu olanaklar ölçüsünde kişi sorumlu olacaktır. Bu sorumluluk kendine, ailesine, içinde bulunduğu topluma ve Tanrının yaratmış olduğu evrendeki tüm canlı ve cansız varlıklar ile Tanrıya karşı da sorumluluktur. 

Kısacası Tanrı her insan için kişisel özellikler ve toplumsal şartlara göre birden fazla yazgı (kader)senaryosu (satrançta oyun çeşitleri) hazırlar, insan da Tanrının izin vermesi ile bu senaryolardan (oyun çeşitlerinden) birini aklı ile seçer, seçtiği senaryoyu Tanrının izin vermesiyle daha önce tanrı tarafından belirlenmiş başka yazgı senaryosuna (başka oyuna geçme)geçebilir. Bu yaşam oyunu sırasında hamlelerde kazayı oluşturur. Baht (talih) kısmet kişi dünyaya diğer insanlara göre fiziksel, zeka ve maddi imkanlara bakımından üstün (taht sahibi) olarak gelebilir. Bu belki diğer kişilere göre başlangıçta avantaj olarak görülebilir. Şayet bu konuda kısmeti yoksa (bahtsız) kendisi için sonun başlangıcını da olabilir. Atalarımız durup dururken dememişler ‘Tanrı Taht vereceğine Baht versin, Bahtın yoksa Taht başına geçebilir. Tahtın yoksa bile, Bahtın olduktan sonra Taht sahibi olabilirsin’ diye.. 

Kader senaryolarımıza yazılmış iyi kısmetler varsa, yaşama başlarken başkalarına göre kötü şartlarda olmamıza rağmen, bizden daha iyi şartlara sahip insanlardan çok daha şanslı bir yaşamın kapısını aralayabiliriz.. İşte Kader ve Kısmet kapısı fazlasıyla bilinmez denklemlerle doludur. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 81
Toplam yorum
: 97
Toplam mesaj
: 38
Ort. okunma sayısı
: 1717
Kayıt tarihi
: 31.01.09
 
 

Emekli uzman öğretmenim. Ege Üniversitesi Beden Eğitimi Bölümü ve A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Ka..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster