Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Şubat '12

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
560
 

Kader

Kader
 

 “Kader” ne zaman güzeldir? Bir kadının adı olduğu zaman… Genellikle bu isme Doğu’da rastlayabilirsiniz… Biraz acı, biraz acıklı… Kader ha!

Nedir kader? İnsanların daha önceden alnına yazıldığı farzedilen şeylerin başına gelmesi… Herkesin kendine göre bir kaderi vardır. Ve eninde sonunda o kaderde yazılanlar başımıza gelecektir. Buna inanılır…  Kader’in bir başka eş anlamlısı “Alınyazısı”dır… Yani birileri önceden yazmışlar alnımıza; ne yazılmışsa onu çekeceğiz…

İnsanlarımızın büyük çoğunluğu başlarına gelen ya da gelmesi olası bütün felaketlerin alınlarına yazıldığını, bu yüzden  kaçınmanın imkansız olduğu görüşündedirler… “İşte… kötü kader … Allah yazmış; çekmeyeceksin de ne yapacaksın…”derler…

Kutsal Kitap’tan hareket eden yorumlara göre, insanın bir İrade-i Cüzziye’si bir de İrade-i Külliyesi vardır… Külliyede yazanlar, bizim genel yazgımızdır. Bu bize dünyada çizilmiş bir çeşit oynama alanıdır… O alanın dışına çıkmaya gücümüz yetmez. Çünkü insan bazı imkanlarla doğar; ve imkanları aşmak; ötesine geçmek mümkün değildir. Oysa İrade-i Cüziye anlayışına göre; Allah insanlara aynı zamanda bir akıl vermiş ve iyiyi kötüden ayırt edebilme gücü vermiştir… Bu bakımdan insan, aklıyla hareket eden insan, aslında bir çok şeyleri değiştirebilir ve aşabilir… Her şey , daha önceden alnımıza yazılmamıştır. Biz öyle olduğunu sanırız… Bu yüzden, her şeye boş verir; kötü bir kaderden kaçınılmazmış gibi yaşarız.

Bir örnekle; bu zalim dünyada bir otomobil kazasına uğramak olasılığı %1 dir diyelim. Eğer bu kazada emniyet kemeri takmıyorsan, ölme olasılığın çok yüksek olabilir; eğer “Kemer”i takmışsan; ölme olasılığın hızla düşer… Bu örnekler bir şey anlatıyor mu? Öyleyse kemer takın; öyleyse; sigara içmeyin; öyleyse… böylece  yaşama ve mutlu olma olasılığı artar. Ama kaçınılamayacak bir şey vardır; her insan, eninde sonunda ölür.  Bundan kaçma-kaçınma yoktur… Bu deyimler bazen, kaza ve kader, adlarıyla anılırlar…

“Her şey alnımızda yazılı, buna göre yapılacak hiçbir şey yok,” deyip, bütün olabilecekleri, öncelikli bir belirlenmiş nedene bağlamak; insanı son derece umutsuz hale getirir. Oysa işler o kadar da değil… İslam Felsefe’sinde “İrade-i Külliye”; “İrade-i Cüziye” konuları işlenir…

İrade-i Külliye, bir bakıma Tanrı’nın yüksek yaratma ve yönetme gücünü gösterir; insan da bu gücün bir parçasıdır. İrade-i Cüziye ise insana verilmiş, kendi akıl gücüyle gerçeklere varabilme gücünü temsil eder. İnsan zaman zaman, çok güçlü olduğunu; isterse her şeyi Tanrı gibi yapabileceğini zanneder ; bu yüzden Eski Mısır Firavunları kendilerinin “Tanrı” diye çağrılmasını istemişlerdir… Ama bu durum aldatıcıdır. İnsanın hayatta bir çok engelleri ve gerçek yolunda onun önüne konan bir çok engellemeler vardır… İnsanın bu engelleri aşıp istediği yere gelebilmesi güçtür ama imkansız da değildir.

Yabancı karşılığından mülhem olarak kullanılan “fatalite”nin Türkçe karşılığı “Alın Yazısı” olarak kullanılmaktadır.

“Alın Yazısı” , insanın alnında doğarken yazılmış bir yazı olduğunu, insanın aslında bu kaderini değiştiremiyeceğini; “sonunda olacak olan olur..”un gerçekliğine inanmak gerektiğini gösteren yanlış bir inançtır.

İnsan doğal olarak önündeki bir hatadan kaçınabilir ve kendisini ölümün çağıran kucağından kurtarabilir. Nasıl? Eğer sen uzun bir araba yolculuğuna çıkacaksan; 24 saatten fazla uyumamışsan; yolda durmadan alkol alıyorsan; olup olmayacak yerde telefonla konuşuyorsan; emniyet kemerini de takmamışsan… Sen zaten ecele yakın duruyorsun, demektir . Bütün koşulları hazırlayıp ondan sonra “ecel geldi cihane baş ağrısı bahane ..” demek kolaydır.  Ölüme giden yol bizim tarafımızdan hazırlanmış taşlarla döşenmiştir. Bir bakıma başımıza gelen hiçbir şey boşuna değildir ama, hayatta bazı şeyleri değiştirmeye de insanın gücü yetmez… İnsan ne yaparsa yapsın, sonunda pat diye ölür. İşte kader, işte ecel..

Biraz karamsar yorumlar getirdik. Aslında aklı başında olan insana karamsar yorumlar getirmek yakışmaz. Bilindiği gibi , “İnsan hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamalı, yarın ölecekmiş gibi hazır olmalıdır…”  Nereye hazır olacağız, öteki dünyaya mı? Ne olduğunu bilmediğin bir dünyaya nasıl hazır olabilirsin ki? Biraz zor…

Zor dostum zor… Ama iyi bir hayat yaşamak için hem iyi düşünmek, hem de iyi bir şeyler yapmak gerekir… Katılır mısınız bilmem?

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, Hocam, hatalarımızı kaderin üzerine yıkamamk için okumak, düşünmek, bilmek lazım değil mi? Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 27.02.2012 15:46
Cevap :
Kader, kısmet demek kolay... Zaten bütün suçları üzerine yıkacak bir kişi ararız. Bu böyle gider. Selam ve saygı bizden.  27.02.2012 19:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 805
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster