Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ağustos '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
698
 

Kadıköy'de bir İhtiyar Dede

Kadıköy'de bir İhtiyar Dede
 

Cumartesi sabahın erken saatlerinde Kadıköy’e geçişimle başladı onu tanıyışım. Sabahın ilk saatlerinde kısada sürse deniz yolculuğunun keyfi yaşanılası güzellikte. Martılara simit atmak, çarşaf gibi bir denizde esen rüzgarı karşılamak ve o rüzgara saçlarını bırakmak… Anadolu yakası çocukluğumdan beri alışamadığım yerlerdendir oysa. Ama sırf bu keyifli yolculuklar için taşınılası bir yer.  

Kadıköy, Üsküdar, Kalamış... Önce Haydarpaşa’da yarısı iniyor yolcuların, kalanı Kadıköy İskelesi’nde. Herkes bir yere koşturma telaşında ilerlerken, arkadaşımı beklemek üzere bulduğum ilk yerde oturuyorum. Mahsus erken geldim aslında biraz deniz ve manzaranın keyfine varıp, kendimi dinlemek düşüncesi vardı aklımda. Gelen ilk çaydan birkaç dakika sonra uzaktan gördüm onu.  

Oldukça zayıf, hafifçe aksayan, başında kasketi, elinde ıslak mendilleri ve masmavi gözleri. Kararlı kararsız yaklaştı yanıma. Selpak aldım ondan. Aslında yardımcı olmak adına ücretini ödediğim selpak dan almak istemedim ama kabul etmedi. Utandım teklifimden! Elleri ve yüzü yılların izlerini taşırcasına bir hayli kırışmıştı. Selpaktan sonra birde hayır duasını aldım ve uzaklaştı.  

Aradan geçen kısa bir süre sonra tekrar belirdi karşımda. Birbirimizi tanırcasına güldük. Ne yapıyorsun? Diye sorduğunda arkadaşımı beklediğimi söyledim ve beraber çay içmeyi teklif ettim. Oturdu karşıma belli ki sol bacağında sorun vardı ve canı yanmaktaydı. Anlatması için bekledim hiç bir şey sormadan. Sonra beraber kahvaltı edelim dedim ancak ağzında hiç diş olmadığını söyledi. Bu şirin mi şirin, hafif peltek konuşmanın nedeni dişlerinin olmamasıymış meğer. Simit yiyemezdi ancak simidin içini çaya batırıp yiyebiliyordu.  

Beraber kahvaltıya başladık o da bir yandan anlatmaya tabii. İki tane çocuğu var, eşini kaybedeli çok olmuş. Oğlu eşi istemediği için babasını yanına alamıyor. Kızı ise engelli ve engelli maaşı aldığı için onu yanlarında tutuyorlar. Bir kaç yıl olmuş sokakta yaşamaya başlayalı. Günlüğü on beş TL olan bir otelin bodrum katında yaşıyor. Elindeki selpaklarla ise günlüğünü çıkarmaya çalışıyor. Tek bacağı estetik görüntüsünü çoktan kaybetmiş ne olduğunu bilmediği bir nedenle şekil değiştirmiş ve oldukça ağrısı var. Tansiyon ilacını alamayalı üç gün olmuş ancak para kabul etmiyor.  

Dinledim boğazım düğümlenmiş bir şekilde. En azından bir derdine deva olabilmek için önerilerde bulundum ama nafile. Sonra kendimi tutamayarak gelinine ve oğluna söylendim biraz. Onun benim öfkeme karşılık sakinliği dikkatimi çekti. “Ben kimseye beddua etmem bu isyandır. Bundan yıllar önce sokakta yaşayanları gördükçe şaşırırdım. Demek kimsenin ne olacağı sahiden belli değilmiş. Evim, arabam, işim, çocuklarım ve çok sevdiğim bir eşim vardı. İnsan elindekileri birden kaybedebiliyor. Ne yapacaksın? Allah verir Allah alır. Geçmişi düşünürsem bugünü yaşayamam, kaldıramam ölürüm. Ben bu halime alıştım şimdi. Kimse yarın nerde, nasıl olacağını bilmez” dedi sadece.  

Konuşmalarımızda geçmişi unutmaktan bahsederken, genelde hep kötü tecrübe edinilmiş ilişkilerden bahsederiz. Oysa bu ihtiyar geçmişi unuturken hayatını yok sayıyor, yeni biri olduğunu kabullenip bu haline alışıyordu. Nasıl bir inanç duygusu vardı, nasıl büyük bir yüreği vardı bilinmez. Kahvaltısı (yani simit içini çay ile yumuşattığım papara) bittiğinde müsaade istedi. İkimizde birbirimizi tanıdığımıza memnunduk.  

Ancak o günü bitirip akşam çökmeye başladığında içime de karanlıklar doldu sanki. Ne yapıyordu acaba şimdi? Vicdanen nasıl rahat edebiliyordu oğlu ve gelini? Yazıktı hem de çok yazık. Ama ihtiyarın güvendiği tek bir şey vardı; “kimsenin yarın ne olacağı belli değildi.” O bu haline alışmış Allahtan geldiği için baş tacı etmişti derdini, kasavetini. Ya diğerleri? Onlar nasıl verecekti bu vicdansızlığın hesabını?  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Buram buram yaşam kokan güzel, sıcak yazınız ama daha çok duyarlığınız ve medeni cesaretiniz için size teşekkür ediyor ve kutluyorum. Biliniz ki, sizin o ihtiyar adamla karşılaşmanız bir tesadüf değil ve fakat adlandıramadığımız bir zincirin halkasıdır, siz görevinizi yaptınız; bundan sonrası için üzülmeyin, içiniz huzur dolu olsun. Sevgi ve saygılarımla.

Enfal Törün 
 11.08.2011 11:34
Cevap :
Asıl ben teşekkür ederim desteğiniz ve motiveniz için. O kadar çoklar ki rastladıkça bir tanesine bile faydalı olabiliyorsak ne mutlu bizlere. Selam ve saygılarımla  11.08.2011 13:14
 

Okurun bu yazıyı hayal ürünü olarak düşünmesine açıkçası çok şaşırdım. Çünkü, bu gündelik yaşamda rastlanılabilecek bir olay. Nitekim günümüzde daha çok rastlayabiliyoruz. Yine okurun kendi düşüncesidir ama dediğim gibi şaşırdığımı bir kez daha söylemek istiyorum.

ŞenayBiir 
 06.08.2011 1:58
Cevap :
Sormayın bende öyle. Kendisi günlük yaşamdan uzak mı ya da hiç mi rastlamadı bilemiyorum ama benim çok sık şahit oluğum olaylar bunlar. Keyifli hafta sonları dilerim size sevgiler  06.08.2011 10:29
 

Yazdığınız yazıdan çok etkilendim. Malesef etrafımızda böyleleri çok var. Anne-babalarını sokağa atıp evlerinde kedi-köpek besleyenler var. elinize yüreğinize kaleminize sağlık.

ŞenayBiir 
 04.08.2011 1:37
Cevap :
Merhaba Şenay Hanım, Bir okurumuz maalesef bunun hayal ürünü bir hikaye olduğunu düşünse de, ne yazık ki olay tüm şeffaflığı ile anlattığım gibi. Bende bir hayal ürünü olmasını dilerdim ama gerçeğin ta kendisi. Kimsesizliğe terk edilmiş birçok insanın perde arkasında var olan ailesi, gece olduğunda nasıl huzurlu ve rahat uyuyabiliyor anlamış değilim. Siz ve sizin gibi vicdan duygusu gelişmiş, duyarlı insanlara yürekten sevgiler...  04.08.2011 10:36
 

inanıp dinlemiyoruz bile canım benim. Ne yazık ki güvenmiyoruz. Böyleleride evlat senin gibilerde. Allah birini güldürürken birini ağlatır bazen.

defne sag 
 02.08.2011 17:13
Cevap :
Hepsinin yardımcısı olsun.Şimdi birşey değil de kışın daha da acı bu manzaralar  02.08.2011 20:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 670
Toplam yorum
: 3226
Toplam mesaj
: 35
Ort. okunma sayısı
: 1793
Kayıt tarihi
: 19.12.10
 
 

İstanbul doğumlu. Kuantum Yaşam Koçu. EFT, NLP, ETKİLİ İLETİŞİM, BEDEN DİLİ gibi bir çok konuda e..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster