Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ekim '06

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
881
 

Kadıköy

Kadıköy
 

Bu tarihi semti/ ilçesi olmasaydı çoktan terkederdim bu şehri çoktan. İçimde fırtınalar koptuğunda sığınılacak bir liman gibidir çoğu zaman. Onlarca sokağından birine sığınır fırtınanın geçmesini beklerim. Huzur bulurum. Fırsat bulduğum her an demirlerim kendimi bu limana. kendimden geçerim adeta. Severim kaybolmasını ara sokaklarında.

Bu sabah da öyle oldu….

Bakın işte bir vapur beşiktaş iskelesine tornistan yapıyor. Bu yanda bir bey amca Eminönü vapuruna koşturuyor. Arkadaki iki öğrenci daha şanslı ama. Haldun Taner’in önünde sevgililer, eşler, dostlar sabırsızlık içinde birilerini bekliyorlar.

Postanenin önünden beni ilk çeken yere yöneliyorum hemen. Sahafların, kitabevlerinin olduğu sokağa dalıyorum. Tamam artık güvendeyim!

Her zamanki kitapçıma giriyorum. Yeni çıkanları, çok satanları şöyle bir tavaf ediyorum. Ama bugün hazırlıklı geldim fazla dolaşmıyorum. Kitap danışmaya gidiyorum. Pamuk’un Kırmızı’sını her zamanki görev sorumluluğunda otomatik olarak yerine getiren görevli bayan Hesse- Demian deyince durup şöyle bir bakma ihtiyacı hissediyor nedense gözlerime. Kitabı teslim ederken de aynı ilgi. Bir şey söyleyecek sanki, vazgeçiyor. (Henüz üçüncü kitabını okuyor olsam da gerçekten sıradışı yazılarıyla özel bir okuyucu kitlesinin olduğuna inandığım bir yazar Hermann Hesse. Kkimbilir ne sorunları vardı o görevlinin de!)

Klasik müzik eşliğinde kitapların içinde kaybolma işini bir sonraki ziyarete bırakarak Hesse’ye iki kitap daha ekleyerek çıktım kitapçıdan.

- hamsi muhteşem. palamut canlı diye karşıladı beni balık pazarı sokağı.
bir çocuk annesini çekiştirerek
- anne bak nasıl ölüyor balık diye suda çırpınan balıkları işaret ediyor!
bir sokak yukarıda kotçu cocuk vitrinini keserken yakalıyor beni ve davranıyor hemen.
- abime şekilli bir kot verin ordan
- niye çok mu şekilsiz üstümdeki
- olurr mu abicim. flinta gibisin ya hani. sana sıradan kot yakışmaz anlamında yaani.
yağa bulanmıyor etrafından dolaşıyorum.
- bir dahaki sefere.

Bahariye’yi tutturan sokağa dalıyorum cafelerin, sahafların arasından.
Mor ve Ötesi’nin sokağa taşan sesi “bir derdim var artık tutamam içimde” diyor. Gaza gelen yüreğim artık daha umarsız kayboluyor sokaklarda. Sokağı, rüzgarı, her bir yaşam hücresini dinleyerek yol alıyorum "kendi şehrimde".

Kadıköy’e eylülün geldiği bir balıkçı naraları bir de dershanelerden belli olur. Cengizhan’ın ordusu gibi bir güruh geliyor üzerime, dalıyorum aralarına Reks Sineması’nın önünde anılarımı tazeliyorum, tramwayın ardından bakakalıyorum. Sonra bıraktığı izlerini takip ederek tramwayın, Moda’ya çıkıyorum. Huzur buluyorum. Barış abi’ye selam vermeyi unutmuyorum!

Bir yandan çayımı yudumlarken öte yandan Adalar’ı izliyorum . masmavi denizin üstünde danseden martıların çıkardığı melodi eşliğinde kitabımı okuyorum. Huzur buluyorum.

Fakat zaman su gibi akıp gidiyor. Ayrılık vakti geliyor Kadıköy'den ve tüm güzelliklerinden.
Ziyaret saati sona eren mahkum gibi çaresiz dönüyorum koğuşuma!

Tuzluk 08/09/2006

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben de kadıköyde oturuyorum, yaşam her ne kadar pahalı da olsa ayrılamıyor, terkedemiyorum bu istanbulun hem göbeğinde hem de dışında olan bu güzel yeri...bahariye benim de en sevdiğim yeridir, iş çıkışında Nazım Hikmet Kültür merkezinde, yaprak hışırtıları altında çayımı yudumlamak ve en sevdiğim kitabımı okumak pek değişemeyeceğim bir zevkin ötesinde ayrıcalıktır benim için... şu sıralar ciddi ev sıkıntısı çekiyor olmam bile sonbaharın güzelleştirdiği moda sahilinde bir banka oturup sadece heybeliye bakarak keyif duymamı engelleyemedi... Kaleminize, ellerinize sağlık...

Crazyheart 
 04.10.2007 13:10
Cevap :
teşekkürler.  04.10.2007 22:32
 

Geçmişin Körler Ülkesi Kadıköy'ü, bugün aydınların yaşadığı,hayran kaldığı bir yer olarak görmek ne kadar güzel...

Kadir Toprakkaya 
 28.10.2006 12:29
Cevap :
Evet ben de duymuşrum Körler şehri diye bir efsanesi var Kadıköy'ün. Hatta ekşi sözlük'te taifu çok güzel dile getirmiş bunu. "körler şehri. istanbul'da güneşi, sultanahmet'in arkasında batarken izleyebileceğin tek yerdir. konstantinapolis'i kuranlar haliç varken karşı kıyıda bir şehir kuran bu garip halka kör demişlerdir. ama kadıköylüler onların göremediğini görenlerdir. kadıköy istanbul'a dışardan bakar, ama gördüğünü anlatmaz. bu özelliği kadıköylüleri bir araya getirir. istanbul'un içinde ayrı bir şehirdir. istanbul kadıköy'ü anlamaz, ona garip gelir. kadıköy istanbul'u anlar. içine kapanıktır ve ona dışardan bakar. kadıköy kendi içini sever. dışındakini ise hep seyreder. ve körlerin altıncı hissiyle hisseder."  28.10.2006 17:11
 

Bende bugun kadıköy deydim.Dolaştım avare avare :)

Sema CURUK 
 27.10.2006 18:17
Cevap :
Avare dolaşması bile başka güzeldir. Aşığım bu köye ben! Teşekkürler ilginiz için. Hem Kadıköy hem de kendi adına :)  27.10.2006 18:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 79
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 753
Kayıt tarihi
: 21.10.06
 
 

Özel biri değilim. Sıradan bir yaşam süren sıradan bir adamım. Çok geçmeden adım unutulur. Tuzluk...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster