Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Eylül '14

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
76
 

Kadın - 6

Kadın - 6
 

Adamın evine gittiklerinden beri tedirginlik içindeydi kadın, hep izleniyor sanrısındaydı. Bu bir kuruntu muydu yoksa birileri onu takip mi ediyordu? Birkaç kez ıssız sokaklara sapıp peşinden gelenleri kolaçan etti, pek bişey göremedi. Bir yerlerden gelip geçenler vardı etrafta sadece. Sokaklar insanlarla doluydu ama bunların arasında onu takip eden birisi yoktu. Adama bu konuyu açmak istiyordu ama bunu anlatması saçmalıktı belki de, korkaklık bir yana paranoyaklık..

Oldu olası hiçbir şeyi umursamaz görünüyordu adam, kendini bildi bileli bu koşullar kaygılandırmaktan çıkmıştı kadını. Her şey olağandı, - keşke ben de onun gibi olabilsem.. dedi kadın. Daha dün adamın evine giderken yine, arkasına iyice bakınıyordu. Birkaç sokak öteden dolaşıp öyle gelmişti. Bu tedirginlik adamı da tedirgin etmesin diye bir şey diyemiyordu. - Bari o rahat kalsın ilişkimizde.. Kadın böylesine alçakgönüllü bir davranışı sergilerken adamı ne kadar sevdiğinin farkına varmıştı bir kez daha.
- Aman canım, o mutlu ya böyle, onun mutluluğu beni de mutlu ediyor, böyle mutlu olacaksak varsın böyle olalım.. Nasılsa mutluluk da bir gün yorar insanı. Pırıl pırıl bir ırmakta yüzüyorsun da ne oluyor, o da bir gün bulanıyor.. Sonra ortaya çıkıveren bulanıklıktan kaçmak için güçlü kulaçlar atman gerek. Bu kulaçları atarken yorulacaksın nihayet. Bir sürü pislik, timsahlar, su aygırları, ağulu yılanlar da var suda. Ne çok düşmanı var mutluluğun değil mi? Kitapçıdan bari peşimde dolanan şu adam yılan mı, timsah mı, su aygırı mı?

Çocuk parkının içinden eve doğru çıkan yolda bi daha bakındı, bu kez kimseyi göremedi. Koyu giysili, seyrek saçlı, kısa boylu, orta yaşlı zayıf bir adam da onunla beraber bakındı etrafa. Araç trafiği durunca birlikte karşıya geçtiler. Kaldırıma çıkınca bu adam, birkaç adım gerisinden yürümeye başladı kadının. Biraz ilerdeki vitrinli mağazanın önündeki elbiselere bakma bahanesiyle durdu kadın. Adam, bileğinde çanta taşıyan kokoş kadınların şeklini almış elinde sigarayı yakmış, ağır vasıta gibi geçip gitti yanından. Ucuz bir sigaranın ağır kokusu sinmişti üzerine. Omuzları çökmüş, tabiri caizse kendi dünyasından geçmişti.

Gözü bu kez ciddi şekilde takıldı vitrindeki yeşil elbiseye. O sırada camın yansımasında, karşı kaldırımdan kendisine bakarak yürüyen uzun boylu, camları siyah gözlüklü herifi gördü. Yılan bu işte! dedi. Tanıdı adamı, ikide bir yoluna çıkıyor, peşi sıra yürüyordu sonra da görünmez oluyordu. Son bikaç gündür yoktu ortalarda. – ne yapsam şimdi? Adam da bunu kolluyordu belli ki.. Vitrindeki başka bir elbiseyle ilgilenirken hem de birini bekliyormuş gibi görünerek arada arkasını dönüp etrafına bakınıyordu. – şunun karşısına geçsem, ne istiyorsun ulan benden? diye çemkirsem! Ne yapar acaba? Asıl bombası da, git birden boynuna sarıl, naber canım! diyerek şapur şupur öp yanaklarından. Asıl o zaman ne yapar?

Gülme geldi içinden, zorladı gülmemek için ama kendini tutamayıp bastı kahkahayı. Yanından gelip geçenler, bir adım daha uzağından mesafe alıp deliye bakar gibi hayretle ona baktılar. Bu bakışlar sayesinde kendini toparladı ve kafasını kaldırıp adama baktı, göz göze geldiler, irkildi. Refleks olarak, bari şu elbiseyi alayım.. Diyerek mağazaya girdi, bir süre içerde gezinerek zaman kazandı. Bu arada çok güzel bir erkek gömleği gördü. Elbiseyi almaktan vazgeçip, gömleği hediye paketi yaptırdı. – Eminim buna çok sevinecek..

Yoldan geçen kocaman bir yolcu otobüsü adamı perdelemişti. İşte sıvışıvermenin tam sırasıydı şimdi. – niye kaçmaya çalışıyorum ki? Sanki peşimde azılı bir katil mi var? Mağazadan sakince çıktı, usul usul yürümeye başladı aynı kaldırımdan. Otobüs geçip gittikten sonra arkasına dönüp baktı, adam kaybolmuştu ortadan. Durup iyice süzdü etrafı, yoktu görünürlerde. Belki şimdi çıkar bir yerlerden ya da bikaç gün gene görünmez ortalarda. Derken biri daha takıldı peşine. Sanki nöbetleşe bir takip içindeydiler, vardiyalımı çalışıyorlar bunlar? İyice kuruntuya kaptırdı kendini.. çok okumanın zararları bunlar.

Şimdi döneceği sokakta pek kalabalık değil, ya o da dönerse peşimden, ne yaparım? Yürü git yoluna işte be.. Hem eve ne kaldı ki.. Keşke bu sefer direk evin sokağından girseydim.. Ya bi tanıdıksa? İki adımda bir durup arkasına baka baka yürüyerek evin önüne geldiğini fark etti. Bir çırpıda dalıverdi apartmanın içine.. Sevgilisine kavuşmak hevesiyle koşar adım çıktı merdivenleri. Kapıya dayandı, zile bastı, kapının tokmağını vurdu, o da olmadı yumrukladı kapıyı. Bir türlü açılmadı kapı, telaşlandı. Çantasından telefonunu çıkardı, adamı aradı, uzun uzun çaldı ama o da açılmadı. Yüzü iyice düştü kadının, canı fena halde sıkıldı. Elindeki hediye paketinin poşetini kapıya astı, sinirli ve gücenmiş şekilde söylenerek aşağı basamaklara yönelmişti ki kapıda bir tıkırtı duydu. Arkasını döndü, açılan kapının önünde mavi bornozuyla adam dikiliyordu.

 Halikarnas Şarapçısı

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 149
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 268
Kayıt tarihi
: 03.05.11
 
 

1987 Bandırma'da doğdu. Dokuz Eylül Üniversitesi İstatistik Bölümünden mezun oldu. Araştırma, Ban..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster