Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mart '11

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
558
 

Kadın, iktidar, düşüncenin evrimi

Kadın, iktidar, düşüncenin evrimi
 

İtiraf edeyim, bu ülkede birşeyler olup biterken, sıcağı sıcağına görüş belirtmekten kaçınıyorum. Çok sivri ve keskin cümleler çıkabilir kaygısıyla... Çünkü bu ülkede saç - baş yolduracak cinsten yığınla şey yaşanıyor. Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri çok vahim bir tablo çiziyor. Bu istenilmeyen tablonun ortaya çıkmasının suç ortakları, geleneksel normları hiç sorgulamadan kabul eden "kadın" unsurudur! Öyle ki kendilerine biçilen "hizmetçi", "kuluçka makinesi", "mutfak robotu", "cinsel obje", daha da vahim olanı "köle" rolünü sineye çeken kadın(lar) düpedüz, bugün gelinen noktanın da suç ortağıdır! 

Bütün bunlar olup biterken, "aile kurumu" nu bu şekliyle kutsamak akıl karı değildir. Kimse kendini kandırma noktasına gitmesin. Bu ülke hala köylülükten şehirli yaşama geçişin sancılarını da içinde barındırıyorken, hala yarı yarıya kapalı bir sistem söz konusuyken, sadece dışarı yansıyan rakamlar bile ürkmeye yeter! Eldeki ulaşılır veriler, bu ülkede kadınların yüzde kırkbeşinin şiddete maruz kaldığını, çok kutsal sandığımız aile içinde yüzde on aile içi taciz ve ensest yaşandığını ve bunun gibi bir çok sakat gerçeği içeriyor. Sağlıklı ve eşitlerden oluşan kuruma "aile" denir ancak... 

Kadının bir "iktidar" unsuru olarak algılanması, " toplumsal cinsiyet" algısının bunu desteklemesi gerçeğiyle savaşırken, yol da alırken, açıkçası bugünkü iktidar da bu katmerleşen sorunlar için altını çizdiği dünya görüşüyle yangın için adeta bir körük vazifesini görmektedir. Kadına tahammülsüzlük giderek artmakta, kadının yeri evidir(!)in altı çizilmektedir. Gözden uzakta kalmasının gereği gizliden vurgulanmaktadır. Öyle ki kadın denilen cins, mümkünse erkek cinsini içgüdüleriyle asla yüzleşmek zorunda bırakmamak için alabildiğine "örtülü", alabildiğine" kapalı devre" bir yaşam sürmelidir; bu dünya görüşü(!)ne göre. Oysa ki "medeniyet" dediğimiz şey, içgüdülerini ehlileştirmiş insan zümresine aittir. Onların ellerinde yeşerir ve evrimleşir. Bir cinsin ötekiliştirilmesi pahasına bir medeniyetten bahsedilemez. Yanlış anladıkları "din" de kadını böyle tarif etmez! 

Bütün bunlar olup biterken, bu ülkede bir kadın(?) sosyolog(!) (ismini anmaya gerek yok; zira reklamını yapmış olmak istemem) yazdığı son kitabında "burka"nın çok romantik olduğundan, kadının örtünmesinin kadını daha kadınsı kıldığından, seküler feminizmin kadını "cinsel obje" olmaktan kurtaramadığından, başı açık kadının "ele geçirilebilir" mesajı(!?) yaydığından dem vuruyor. Bu fikir(!) neye hizmet eder? ya da kime? Doğrusu hanfendiyi kadının o "romantik burka"yla yaşadığı, doğuracağı sırada bile kocasının iznine ihtiyaç duyduğu, cinselliği çağrıştırdığı gerekçesiyle birtakım sebze meyveyi pazardan satın alamadığı, sopa, recm ve benzeri insanlık dışı uygulamalara maruz kaldığı kimi Afgan eyaletlerinde yaşamaya davet etmek geliyor insanın içinden! 

Cumhuriyetin ilk yıllarında bu ülke yeniden kurulurken, fikirde ve fiziksel olarak yeniden inşa edilirken, bir eğitimli, fikri ve vicdanı hür, seçme hakkı olan, idealist, evrimleşmiş bir kadın portresi çizilmişti. Şimdi bazıları abartılı bulacak ama bu portreyi savunmak neredeyse bir "kusur" ya da neredeyse "suç" olarak algılanma aşamasına hızla ilerliyor. Düşüncenin evrimi, kadının düşüncesinin evrimi ve emeği olmadan yapılamaz. Kendini tekrarlayan, sorunlarının üstesinden gelemeyen, düşüncesini evrimleştirmemiş bir ülke, düpedüz yolda kalmaya mahkumdur. Gelecek nesillere hediye edecek gelişmeyi ve aşamayı sağlayamaz. Düşüncesinin evriminin rotasını, geriye doğru değil; ileriye doğru çizmeye mecburdur! 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 35
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 878
Kayıt tarihi
: 13.10.10
 
 

Doğal yaşamın korunması, evrensel insan hakları, felsefe, arkeoloji, tarih, sosyoloji, kişisel ge..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster