Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Kasım '16

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
201
 

Kadın aşktan ne ister?

Kadın aşktan ne ister?
 

"Aşk" adını koyduğu bir erkekten kadın ne ister?


11 Kasım 2016 

Öyle uzun uzun konuşmasın, bozuk para gibi her dakika harcamasın en kıymetli anıları, anlamının hakkını vererek sarf etsin bazı sözleri ve öyle herkese söylenildiği gibi söylemesin. İki de bir “seni seviyorum” da demesin. Kendine inanıp  inanmadığı belli bile değilken, inandırmaya uğraşmasın. Henüz kalbine yakıştırmadan, aklına kabul ettirmeden, sanki aşkmış gibi yapmasın. Mış muşlarla oyalamasın.

“Adam” gibi konuşsun, gevezelik yapmasın. Az konuşsun. Konuştuğunun hakkını versin. Anlamı olsun sözlerinin. Baktığında fırtınasını da göreyim, sakinleştiğini de, dinlenme zamanının geldiğini, heyecanını, arzusunu, sıkıldığını, bunaldığını, kaçtığını, suçunu, günahını, sevabını anlatsın gözleri ve bilmecesinde kaybolup sadece ben anlayayım onu, kimseler bilmesin ne hissettiğini.

Baktığında gramı belli bir et parçası gibi görmesin. Adam, en güzel yerinden beğensin kadını mesela. İnsanın en güzel yerinden, kalbinden beğensin kadını. Konuştuğundan, hareketinden aklını görse, içindekini tanımanın kıymetini anlasa olmaz mı? Herkeste gördüğünü de yapmasın öyle, moda diye bulaşmasın yakışmayana, kendi olsun. Sırtını boşluğa yaslayıp, kuvvetli ayaklarının üzerinde tüm heybetiyle dik dursun. Duruşundan asalet aksın. Baktığı yer sallansın ama sadece benim için baksın.

Öyle bağıra bağıra, ulu orta, vıcık vıcık kıvırtmasın. Baktığı yerde bir anlam olsun. Kıymetli dudaklarından dökülen sözcükleri, onun bunun ağzında hırpalanmışlardan da olmasın. Bana doğduğundan bugüne kadar yaşadığı cesaretini, kendine olan güvenini, saygısını hissettirsin ki saygımın karşılığını göreyim gözlerinde.504df853-726e-49f2-abad-c1962aee6752

Canını acıtmaktan korkmasın, ormanın içindeki daldan budaktan kaçmasın, ayaklarına takılacak taşlar var diye yolunu değiştirmesin hemen öyle. Kalbinin sesiyle, aklının en kıvrak hallerini, zekâsını kullansın kararlarında. İtin, çakalın uğultusunun sesinden gitmesin.

Bir bakışta anlasın adamını, kadınını, hayırı olanı, şerri dokunacağını, sorun yaşamadan keskin gözleriyle, derin hisleri ile sükûnetle görsün ve önlemler alsın. Hayran bıraksın kendine özgü tavrı ile mesela. Hiç kimsenin benzeri olmasın.

En kıymetli hazinem gibi koruyup saklar sararım demesin. Hava esmeye başladı mı sırtıma bir şal koysun ya da sarsın sıcağı ile usulca içimi ısıtsın. Seviyorum demesin de saçlarımı kulağımın arkasına istiflesin. Neden yaptın bunu der gibi gözlerine bakınca bana,  “Rüzgârdan uçuşan saçlarının yaramazlığından, gözlerini göremedim.”  desin mesela. “İlacını aldın mı? Bugün hiç su içmedin. Sen seversin, hadi biraz da bunun tadına bak ya da gözlerin kızardı bak, uyu dinlen artık ” desin.

Ateşe doğru yola çıkan pervaneler gibi dönerken etrafında, gözümün içine ateşinden baksın ama ölümü göze aldıracak kadar aklımı alsın. Aldığı aklımın, ruhumun sahibi olsun, kendinden bir parça gibi korusun, kendine saklasın, hırpalatmasın.

“Artık içme” demeyelim bakınca birbirimize, kana kana içelim, sarhoşluksa sarhoşluk, tut elimi birlikte sendeleyelim desin. Etrafı döküp saçarken canımız sağ olsuna inandırsın. Pişmanlıktan bir haber sadece istedik ve oldu desin. El ele tuttuk ve yürüdük. Çamura, ormana, uçuruma rağmen yürüdük, yürüyeceğiz desin. Aşkın nefesi tükenene kadar benimsini yaşatsın.

1e03d4a1-876b-45d1-bbc6-f0b0a604fa60En kötüsünde de en iyisinde de ilk aklına gelen olmalı insan aşk dediğinin. Aşk ın anlamı, tanımı olmalı,  aşk nedir diye sorulduğunda, o demeli insan. Erkek kadının yastığındaki kokusunu bilmeli, hatırlamalı nasıl göründüğünü uyandığında, hastalandığında, kahkahaları ile gözlerinden gelen yaşlarının kıymetini, ağladığında çocuk gibi küçülüp göğsünde huzur bulduğu anların değerini hissetmeli hissettirmeli belki de.

Ah o büyük kavgalar, aşkın olmazsa olmazı. Sevişmek kadar büyük heyecanı. Hem yıkar geçer, hem yakar geçer ya işte. Bir an da o kavganın içinde gidemem ben sendeni hissettirse, belki küçük bir tebessüm, belki bir tek kelime “Aşk” dese susarsın kalırsın ya, işte öyle. Anlarsın. Gitmek diye  bir şey yok, gidilecek başka yol da yok.

Kalbinden, zihninden yüzüne düşen gölgeyi anlasa bakınca ta uzaklardan, içini görse, içini görsen sen de. Nefesin bir olsa, suyun, ekmeğin, nabzın gibi yaşasa içinde, yaşatsan, yeşersen, filizlensen, dal budak versen, çiçeklensen, meyvelensen, olgunlaşsan, kurusan, döksen yapraklarını ama biz dediğimiz şey köklü bir çınar olsa mesela. Onca yaza, bahara, kışa inat dimdik ayakta kökünden sıyrılmadan, yıkılmadan yaşayacağını görebilsen gözlerinde başka ne istersin?

Çok mu zor?

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 151
Toplam yorum
: 83
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 209
Kayıt tarihi
: 22.08.15
 
 

Karşı kıyıdan kendi topraklarına geri dönmüş bir ailenin İstanbul'daki bolca edebiyat kokan evind..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster