Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Temmuz '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
617
 

Kadın hakları

Efendim 7 Mart 2010'da çalıştığım şirket ile İşmetal sendikasının düzenlediği 8 Mart Dünya kadınlar günü için düzenlenen Ankara Büyük Anadolu Otelinin gala yemeğine davet edildim, evlillik telaşım ve iş yoğunluğum sebebiyle uzun zamandır aklımı sakinleştircek bir organizasyonda bulunamadığımdan hemen kabul ettim. Ertesi gün 8 Mart da düzenlenen seminerde ise adeta büyülendim. Benim gibi düşünen bir sürü insan olduğunu gördüğümde de gurur duydum ve yazmaya koyuldum...

Ülkemizde kadinlar, kadina dair sorunlarin çözülmesi için uzun yillardir atilan adimlara ragmen hala birçok sorunla iç içe yasamaktadir. Kadinlara yönelik sosyal dislama da önemli ölçüde devam etmektedir. Kadinlarin evde ve iste modern çagin gerektirdigi bir sekilde yasamasi, çagdas yasama aktif katilimi, hiç kuskusuz toplumun kadinlara bakis açisi ile direkt baglantilidir.

"Kadin bir çiçektir sevgi ister deniliyor kuskusuz bizler saksida yetismiyoruz!!!" (alinti 8 mart dunya kadinlar gunu turk metal sendikasi 15. kadinlar kurultayi) sevginin eledigi topraklarda yetismemiz, guven ve ataerkin egemen toplumun kati yıkıcı kurallarindan irak, dogu da sıksık duyduğumuz töre cinayetlerinin hergun aglatan hikayelerinin dışında olabilmemiz için eşitlik ve saygı çercevesinde haklarimizi savunuyoruz ve bu baglamda birer çicek olmayi kabul ediyor olmalıyız.

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yillarinda, 1926 - 1934 yillari arasinda gerçeklestirilen Atatürk Devrimlerinin bir kismi, kadinlarin sosyal ve kültürel alanlarda, egitimde, hukukta, aile içinde, çalisma hayatinda, toplumsal yasamda ve siyasette erkeklerle esit haklara sahip olmasini hedeflemistir.Bu konuda yapilan yasal düzenlemeler, Türkiye Cumhuriyeti'nde toplumsal alanda yapilan en önemli yeniliklerdendir ve birçok Avrupa ülkesinden daha önce gerçeklestirilmistir. Fransa ve Italya’da kadinlara 1946’da, Isviçre’de ise 1971’de seçme ve seçilme hakki taninmistir.şitlik kapsaminda da der ki "Onlar yüzlerini cihana göstersinler ve gözleri ile cihani dikkatle görebilsinler. Bunda korkulacak birsey yoktur..." 18 Nisan 1935 Istanbul'da toplanan "Milletlerarasi Ilk Kadin Kongresi"...Kadınlar gerek iş bulma, gerek işten çıkarılma konusunda haksızlığa uğruyorlar. Birçok işyerinde kadın çalışanlara, aynı işi yapan erkeklerden daha az maaş ödeniyor.Örneğin 2009 yılında yaşanan küresel ekonomik durgunluk en çok kadın çalışanları etkiledi. Ekonomik durgunluk karşısında işyerlerindeki çalışan sayısının azaltılmasına gidilirken, öncelikli olarak kadın çalışanlar işten çıkarıldı.Ekonominin düşük olduğu bazı toplumlarda kıdem tazminatı ödenmesini engellemek adına kadınlara işten çıkartma anlaşmaları imzalatılıyor.üney

Amerika'da 10 ülkede yapılan araştırmaya göre, kadınlar genelikle iş güvencesi olmayan alanlarda iş bulabiliyor ve kırsal alanlardan büyük şehirlere gelmiş göçmen çalışanlar, gündelik işlerden aldıkları ücretlerle geçinmeye çalışıyor.üzen bir konuda töre cinayeleri şüphesiz.. Maalesef gelişmekte olan bazı ülkelerde töre ve namus cinayetleri halen işleniyor ve normal kabul ediliyor. Namus cinayetleri özellikle güney Asya ve Ortadoğu ülkelerinin kabile hayatı süren toplumlarında yaygın. Namus cinayeti genellikle İslam ile özdeşleştirilse de özellikle Arap ülkelerindeki bazı Dürzi ve Hristiyan toplumlarında da namus cinayetlerine rastlanıyor. Namus cinayetleri en başta zina nedeniyle işlenirken, evlenmek istemeyen ya da boşanmak isteyen, hatta tecavüze uğrayan kadınlar da eşleri veya akrabaları tarafından öldürülebiliyorlar. Bu toplumlarda kadına hak görülen zulüm ve cezalar aynı "kabahati" işleyen erkeklere uygulanmıyor. Hindistan, Pakistan, Afganistan, Kamboçya gibi Güney Asya ülkelerinde erkeklerin öç almak için kadınların yüzlerine asit atması suçu çok yaygın. Bangladeş'teki Asit Kazazadeleri Derneği'ne göre, asit saldırısına uğrayanların yüzde 70'ini kadın ve çocuklar oluşturuyor. Yüzde 70'lik kesimin yüzde 30'u da 18 yaş altı genç kızlar. Asit atmanın "gerekçeleri" ise kıskançlık, aile içi şiddet, çeyiz ve toprak anlaşmazlıkları. Ucuza kolayca bulunabilen asit, kurbanlarda ağır yanıklara yol açıyor, yüzleri ve bedenlerinde ağır tahribat yaratıyor. Suçluların hemen hepsi erkeklerden oluşuyor ancak sadece yüzde 10'u kanun önüne getirilebiliyor.Her kadından 1'i hayatında en az bir kez aile içi şiddete maruz kalıyor. G-20 üyesi Türkiye'de bu oran diğer gelişmiş devletlere oranla çok daha yüksek. Uzmanlara göre ülke genelinde eşi veya eski eşi tarafından fiziksel şiddete maruz bırakılan kadınların oranı %39. Varoşlarda bu oran %97'lere çıkıyor. Kadınların sivilgüvenlik örgütüne, polis, savcılık dahil hiçbir kuruluşa başvurmayanların oranı %92..

Ülkemizde de şiddetin en yoğun yaşandığı bölgeler ise Doğu ve İç Anadolu bölgeleri. Eğitimde kısıtlayan unsurlarda mevcut, burada kadının sosyo ekonomik kişiliğini geri planda bırakmaya yönelik bir tutm söz konusu maalesef.. Türkiye'de 1975-2000 döneminde üniversite mezunu kadın sayısı 56 binlerden 910 bine kadar yükselirken, okuma yazma bilmeyen kadın sayısı, hala yüksek seviyede bulunuyor. 2000 yılı itibariyle Türkiye'de 25 yaşın üzerinde okuma yazma bilmeyen kadın sayısı 4 milyon 625 bini buluyor. Bu rakam erkeklerde 1 milyon 176 bin kişide kalıyor. Türkiye’de ilköğretim çağında olupta okula gitmeyen yaklaşık 1 milyon çocuk var. İlköğretim düzeyinde okullulaşmada cinsiyetler arasındaki fark %7. Yani ilköğretim çağında olup da okula gitmeyen kız çocuk sayısı aynı durumdaki erkek çocuk sayısından 600, 000 daha fazla. Kız çocuklarının eğitiminin önündeki engeller in başında, Okul ve dersliklerin yetersizliği; Okulların yerleşim yerlerinden uzak olması ve birçok ailenin kız çocuklarının bu kadar yol gitmesini istememeleri; Ailelerin, çocuklarını, fiziksel koşulları elverişsiz, örneğin tuvaletsiz, su şebekesi olmayan okullara göndermek istememeleri.. Birçok ailenin ekonomik güçlük içinde olması; Ailelerin erkekleri kızlara göre önde tutan geleneksel önyargıları; Çocukları evde çalıştırarak aile gelirine ek katkı sağlama eğilimi; Birçok ailenin kızlarının bir an önce evlenmesini eğitimden daha önemli görmesi; Kırsal bölgelerde kadın rol modellerinin nadiren görülmesi ya da hiç olmaması; Orta öğrenim imkanlarının sınırlı olmasının ilköğretime yönelik ilgiyi azaltmasının sonuçlarını görmemek için kör olmak gerekli.

Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi'nin ismi de CEDAW'dır. Mart 1980 tarihinde imzaya açılan ve 3 Eylül 1981 tarihinde yürürlüğe giren Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine katılmamız 11.6.1985 tarih ve 3232 Sayılı Kanunla uygun bulunmuş, Bakanlar Kurulunca 24.7.1985 tarihinde 85/9722 sayılı kararla onaylanmış ve 14 Ekim 1985 tarih ve 18898 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin (CEDAW) İhtiyari Protokolü 30 Temmuz 2002 tarihinde TBMM tarafından onaylanmış ve 02 Ağustos 2002 tarihli resmi gazetede yayınlanmıştır. Gerekli prosedürün tamamlanarak ilgili belgelerin 29 Ekim 2002’de BM’e verilmesiyle birlikte Türkiye bu tarihten itibaren dünyada CEDAW İhtiyari Protokolü’ne taraf olan 48. ülke konumuna gelmiştir. Kurallar gereği söz konusu Protokol belgelerin BM’e teslim edildiği tarihten 3 ay sonrası olan 29 Ocak 2003’te yürürlüğe girmiştir. İlk 'Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi', 1989 yılında İstanbul Üniversitesi'nde kuruldu. Üniversiteler bünyesinde kurulan bu merkezlerin sayısı henüz 13'e ulaştı.Türkiye'de ilk kadın sığınma evi, Bakırköy Belediyesi tarafından 1990 yılında açıldı. çıkaran kanun, 1997 yılında yürürlüğe girdi. çi şiddete uğrayan kişilerin korunması için gerekli tedbirlerin alınmasını düzenleyen 'Ailenin Korunmasına Dair Kanun', 1998'de yürürlüğe girdi.Yıllardır birçok kurum ve kuruluş, kadına yönelik şiddeti önlemek için çeşitli seminer ve konferanslar veriyor. Uzmanların çıkıp saatlerce konuştuğu seminerlerde kadın hakları anlatılıyor. Fakat seminerleri dinleyenler de genellikle hep kadınlar oluyor. Oysaki kadına yönelik şiddeti uygulayanlar ve "töre cinayeti" işleyenler çoğunlukla erkekler. Devlet Bakanlığı bu durumu fark ederek genç erkeklere ulaşıp onları bilinçlendirmek için düğmeye bastı. Konuyla ilgili yapılan araştırma ve toplantılar sonucunda eğitim için en iyi yerin kışlalar olduğu görüşüne varıldı. Kanımca yetersiz olduğunu düşündüğüm bir eğitim bu, ilköğretim lise ve üniversitelerde edebiyat kadar zorunlu bir ders haline getirlererek pedagoji uzmanlarınca erkek çocuklara okutuılması zorunlu bir ders haline getirldiğinde askerlikde de desteklendiğnde fayda görüleceğini düşünüyorum.

Atatürk'ün girisimiyle kadinlarin iktisadi ve siyasal yasama katilmalari yönünde bir dizi degisiklik yapilarak, 1930'da belediye seçimlerinde seçme, 1933'te çikarilan Köy Kanunu'yla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme, 5 Aralik 1934'te Anayasa'da yapilan bir degisiklikle de milletvekili seçme ve seçilme haklari taninmistir.Eski Türk Devletlerinde kadinlar aile hayatinda, mirasta, devlet yönetiminde hak sahibiydiler. Osmanli Devleti’nde ise Islamiyet'in de etkisiyle kadinlar birçok sosyal, kültürel ve siyasi haktan mahrumdu. Örnegin; nüfus sayiminda toplama dahil edilmiyorlardi, aile hayatinda haremlik-selamlik vardi, yüzlerini peçeyle örtmek kanunlar nedeniyle zaruriydi, evlenme, bosanma ve miras islerinde ikinci plandaydilar ve devlet memuru olamiyorlardi.

Çagdas, demokratik ve laik bir Türk toplumunu hedefleyen basta Mustafa Kemal Atatürk, dönemin hükümetleri ve TBMM, kadinlarin insan haklarindan esit olarak yararlanmasi için gerekli düzenlemeleri yapmislardir.Ulu Önder Atatürk'ün kadinlarin kendi esitlik haklari için dile getirdigi gibi "Bazi yerlerde kadinlar görüyorum ki, basinda bir bez, pestemal veya buna benzer birseyler asararak yüzünü, gözünü gizler ve yaninda geçen erkeklere karsi arkasini çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu tavrin manasi neye delalet eder? Medeni bir millet anasi, bir millet kizi için bu garip sekiller, bu vahsi vaziyet nedir? Bu hal milleti çok gülünç gösterir ve derhal düzeltilmesi lazimdir." 1925 Inebolu gezisinde örtünen kadinlarla ilgili...

Yazimin son kismini Istiklal marsindan bir dörtlük ve Gençlige hitabe ile sonlandirmak istiyorum.

"Ben ezelden beridir hür yasadim, hür yasarim.

Hangi çilgin bana zincir vuracakmis? Sasarim!

Kükremis sel gibiyim, bendimi çigner, asarim.

Yirtarim daglari, enginlere sigmam, tasarim."

Mehmet Akif Ersoy

GENÇLİĞE HITABE

Ey Türk gençligi ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kiymetli hazinendir. Istikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahlarin olacaktir. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düsersen, vazifeye atilmak için, içinde bulunacagin vaziyetin imkân ve serâitini düsünmeyeceksin! Bu imkân ve serâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. Istiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düsmanlar, bütün dünyada emsali görülmemis bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanin bütün kaleleri zaptedilmis, bütün tersanelerine girilmis, bütün ordulari dagitilmis ve memleketin her kösesi bilfiil isgal edilmis olabilir. Bütün bu serâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hiyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, sahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düsmüs olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdi! Iste, bu ahval ve serâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktir! Muhtaç oldugun kudret, damarlarindaki asil kanda mevcuttur!

Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK

20 Ekim 1927

Sevgi ve saygilarimla..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1088
Kayıt tarihi
: 14.05.09
 
 

21 Haziran 1981 İstanbul doğumluyum, ilköğretim ve liseyi Özel bir kolejde okudum. Ardından Özel bir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster