Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Temmuz '10

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
2056
 

Kadın konuk evleri

Kadın konuk evleri
 

evlenmek kadın için bir hapis değildir


Eşinden şiddet görerek evden ayrılıp bir şekilde Kadın Sığınma Evi’ne yerleşen kadınların %70 oranı düşük eğitim seviyesi ya da okuma-yazması bile olmayan 1-4 çocuklu bayanlardır. Sığınma evlerinin fonksiyonu – şiddet gören kadınları koruma altına alarak psikolojik baskıdan, fiziki, psikoloji şiddetten uzak tutmak ve bununla da ülkede kadın haklarını koruma ve savunma prensibini taşımaktır.

Özellikle doğu ve Güneydoğu’dan gelen kadınların en ufak eğitimi olmamakla çok küçük yaşta evlendirilerek yetişkin yaşa gelmeden anne olma durumu ortaya çıkmakta (bu tür çocuk yaşta kız çocuklarının evlendirilmesi var demiyorum, çoktur diyorum) ve kaçtıktan sonra eşi ve hatta kendi ailesi tarafından takibe alınarak ölüm riski taşıması görülmektedir. Böyle aşiret gibi aile baskısından kaçan kadınların dışarı çıktığı zaman eşi ve ailesi tarafından tutulmuş tetikçi vasıtasıyla öldürülmesi örnekleri de var.

Böyle bir töre, sıkı adet kuralına uymayarak şiddete ve ağır hayat şartlarına katlanamayan, kaçıp sığınma evine yerleşen kadın aylarca kurumdan dışarı çıkamıyor ve en acil -hastane, mahkeme, hukuki işlem durumunda Belediyeye mahsus özel araçla götürülüp getirilir ve ancak bu şekilde mağdur kadının güvenliği sağlana bilir.

Hala “töre” ve “aşiret” varlığının çağımız için utanç duyacağımız adetleri o kadar güçlü ve derin ki, sıkı takiple kaçan kadının hangi şehre sığındığını kısa süre içerisinde öğrenip kiralık tetikçi tarafından görüldüğü yerde kurşunlanması, ya da zorla araca bindirilerek ailesine verilip daha feci bir şekilde ölümle sonuçlanan vakalar çok görülmektedir.

İstanbul’daki kadın sığınma evlerinden birine sınır ilden 3 çocuğunu bırakmak zorunda kalıp, kaçarak ailesinin ve eşinin şiddetinden kurtulması için yerleşen bir bayan köy tülbendine ve uzun entariye bürünmüş, okuma-yazması sıfır durumda, yardım istedi. Sığınma evinin yardımıyla ona ücretsiz avukat tutuldu ve mahkeme davası açıldı. Dava süresi içerisinde okuma-yazma öğrenme çabası psikolog sohbetlerine katılmakla kendini de geliştiren bu bayan 1 sene süren davanın sonunda çağın makbul gördüğü modern giyim tarzını benimseyerek hayatında ilk kez çok fonksiyonlu cep telefonu kullanmayı da öğrenip sosyal hayata adapte oldu. Temizlik işlerine giderek para birikimi yapan kadın bankada hesap açtırdı ve bir senelik kira ücretini karşılayacak para biriktirdi. Fakat eşi peşinde ve kadın daha 3 çocuğunu alamamış durumda çünkü ölüm tehdidi üzerinden kalkmadı hala.

Bir sabah işe giderken bir az sessizlik alanda beyaz arabadan adamın birisi yaklaşarak ani hareketle saçlarından tutarak arabaya binmesi için zorladı. Bu tür durumlarda ne yapılması gerektiğini bilen kadın var gücüyle bağırarak etraftaki insanları imdada çağırdı. Kalabalığın yaklaşması üzerine adam arabaya atlayarak oradan uzaklaştı.

Telaşla iş yerine varan kadının elleri ve dudakları heyecandan titriyor, gözleri yaşla dolmuş, bebekleri dışarı fırlayacak gibi korkudan mos- mor olmuştu....

Doğudaki illerin birinden 31 yaşında bir kadın yetişkin kızı ile kaçarak kadın sığınma evine yerleşmişlti. Nasıl yetişkin derseniz 9 yaşında evlendirilerek 13 yaşından ilk doğumunu yaparak ard-arda 6 çocuk dünyaya getirmişti. Eşi onu gördüğü yerde silahla öldürmek için tetikçi salmıştı....

Kadın sığınma evlerine yerleşen kadınlar psikoloji bunalım ve depresyon durumuna maruz kalmış önemli kısmı çocuğu veya çocuklarıyla kaçmış bazıları çocuğunu alamayarak kendine düzen kuracak ve mahkeme yoluyla alacak çocuğunu.

Fakat yukarıda belirttiğim gibi çoğu mağdur kadınların ya hiç okuma -yazması yok, ya da ilk okul 2-3. sınıftan çıkarılarak eve mahkum edilmiş ve küçük yaşından evlendirilmiştir.

Bu durumda "konuk evi" niteliği taşıyan yardım etme ve kadın haklarını savunma amaçlı kurulan sığınma evlerinde, kuruma müracaat ederek yardım isteyen mağdur kadınlar "hayatını düzene koyup, ekonomik özgürlüğe kavuşana kadar" sokakta kalmaktan kurtulduğu bu gibi kurumları manevi ve maddi destekçisi olarak görür, gelecek hayatını düzgün ve güvenli yolla kurmak için kurumdan beklentisi vardır. Devlet kapılarını çalmak, devletin yardımını ve bilmediği hukuki haklarını öğrenmek, hayata sağlam tutunma yollarını bilgi edinmek hakkını öğrenmesine imkan vardır.

Ancak maalesef devlet himayesi ile kurulan bu sığınma evleri dahi kanunlardaki boşluklardan dolayı esaslı yardım edememekle çaresiz kalmış kadına suna bileceği en uygun ekonomik yardım ya ev temizliği, ya da hasta-çocuk bakıcılığı gibi sigortasız ve geleceği olmayan işlerle sınırlanmaktadır. ilk defa başka bir şehre gelerek sığınma evine yerleşen kadınalr şehiri tanımadıkları için yanlış insdanlara denk gelmekten de korkuyor ve ona sağlam iş bulması için yine sığınma kurumuna müracaat ediyor.

Altını çizerek vurgulamak istediğim 2 nokta:

1. Evinde eşinin dayağıyla baskı altında zaten ağır hayat şartlarının da etkisiyle vücut ve ruh yorgun, beyin depresyonda iken çocuğuna baka bilmesi için mecbur olup bu tür işlere gitmek yine bir anlamıyla baskıdır ve "kadın olma"nın ağır meşakkat, zorluk çekmeğe mahkum olduğu anlamına geliyor.

2. Özgür hayat için böyle geçici işler ev kirası geçim ve evlat yetiştirmeye acaba ne kadar yeterlidir.

Burada değinmek istediğim acı bir gerçek; bu durum karşısında tab getiremeyen kadınların %50-si ağlaya ağlaya eski kocasına dönmek zorunda kalıyor hatta boşanmış olduğu halde. Yani ileride bu kadını daha ağır bir hayat beklemektedir. Yukarıda hayatını örnek aldığım kadın bu gün yeni bir evliliğe kadem basmış fakat çocukları hala eski kocasında. Üstelik kadın ikinci kez acele evlendiği için çok pişman. Demek ki, kimsesi olmadığını bilen ve kadının güvenerek derdini anlattığı yeni kocası da onu mutlu edeceği yerde, sıskıntılara bomuş.

Daha bir örnek:

Bir bayan bana ağlayarak eski kocasının onu anal sekse zorladığını anlatmıştı ve itiraz ederken kocasının onu acımasızca dövdüğünü söylüyordu. Bu gün o kadın kocasına dönmüş ve hatta mahkeme kararı ile boşanmış olduğu durumda iken. Çünki kiraya çıkmağın hiç te kolay olmadığını biliyor ve eğer başaramazsa ev kirası ödemek ve biricik oğluna bakmak için genelevine düşebileceğinin farkındadır.

Peki şiddet gören kadının eşinden boşandıktan sonra böyle yerden yere çakılmasının bir çözümü yokmu?

Kadın sığınma evlerine sığınan kadın- mağdur kadındır.

Devletin himayesi altında olan böyle bir kurumdan beklentisi - önce bütün depresyon sıkıtılarını atmak, çeki-düzen vermek, bundan sonraki hayatına yön vermek, dahası- hayata yeniden doğmuş gibi başlamayı umut etmektir.

Eski hayatında yol verdiği hataları bir daha tekrarlamamak, düşüncelerni geliştirmek, oturmuş ve olgun kişiliğe sahip olmak ve ruh- vücut sağlığını kazanmak.

Bütün bunları sığınma evlerine haftada 2-3 saatini ayıracak psikolog, pedagog, yazar, sağlık ve güzellik uzmanı, spor hocası ve s. belediye tarafından maaş bağlanacak meslek personelleri yapa bilir.

Kadınların doğal hakkı olan bu ihtiyaçları karşılama imkanı devletce zor veya imkansız olamaz. Madem kadınları şiddetten kurtarmak istiyoruz bunu elbette sistemli ve temelli şekilde ayrıca bir kanun maddesi olarak tasarlamak mecburiyeti vardır.

Yoksa tüm polis merkezleri ve karakollarda, hastanelerde gördüğümüz büyük -"kadına karşı şiddete son" resimli tabelasının pek önemi kalmıyor açıkcası.

Her gün gazetellerde okuyup, kanallarda izledğimiz Avrupa hayat standartlarına ayak uyduracak kanunlar ilk başta bu tür kadın ve çocukları şiddetten koruma yasalarını en kısa zaman zarfı içerisinde hazırlayıp kuvveye bindirmek devletimizi gelişmiş dünya ülkeleri sırasına çıkaracak, daha önemlisi ise ülkede fuhuş azalacak, dayak atan kocalar eşlerinin onlarsız daha düzenli bir hayat sürdüğünü görünce belki bu yolla kadına karşı şiddet oranı da azalacak .

Sığınma evlerinden aciz ve umudu tükenmiş, çaresizce ayrılıp fuhuşa sürüklenen, eski kocasına dönmek zorunda kalıp önceki hayatından son derece ağır "aile" hayatının içine düşen yüzlerce kadın var.

eğer belediye kadın sığınma evlerini açmakla kadınları şiddetten, fuhuştan, dayaktan ve psikolojik baskıdan kurtaramıyorsa, eski hayatında dayak şiddet görüp sığınma kurumları sayesinde yeni ve özgür, huzurlu hayata kavuşamıyorsa, pek bir şey değişmedikten sonra masraf edip kadın konuk evleri açmanın önemi yoktur demek.

Dünyanı güzellik kurtaracak ama güzelliği kimler yapacak?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 51
Toplam yorum
: 90
Toplam mesaj
: 38
Ort. okunma sayısı
: 797
Kayıt tarihi
: 18.02.08
 
 

1978 doğumluyum. Bakü'de doğdum. Ben Kayseri'de yaşayan Azerbaycanlıyım. Kayseri'de yaşıyorum. Be..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster