Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ocak '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
541
 

Kadın milletvekillerimiz türban için ne demişler

Kadın milletvekillerimiz türban için ne demişler
 

Milliyet Gazetesi


AKP nin kadın milletvekillerini türban konusunda adım adım gitmek gerektiğini söylemişler. Şimdi üniversitelerde türbanın eğitim hakkı ile bir olduğunu düşündükleri için bu yasağın kalkmasını istiyorlarmış. Oysa farkında değiller kendilerinin de bir adlarının olmadığının; başörtüsünün bağlanma şekline bile erkekler karar veriyorlar.

Hep savunmuşlar, üniversitede eğitim hakkının verilmesini. Sanki türbanla insanların elinden eğitim hakkı ellerinden alınıyormuş gibi…

Ben de şimdi soruyorum kendilerine; “Ben de üniversiteye tuvalet giyerek gitmek istiyorum.” Benim bu eğitim hakkım için de üzülür müsünüz? Ya da siz bir kadın olarak erkek egemenler olarak verilen karalara, çıkarılan yasalara “eyvallah” mı dersiniz?

Açık ilköğretim sınavlarına dek inen türban gösterileri şimdi nasıl bir yol izleyecek; yaşayıp göreceğiz.

Sürekli söylenip duruyoruz ama kendi çözümümüzü bile başkalarından bekliyoruz. Onun için adımız da olmuyor zaten.

Kadın milletvekillerinin partilerinin görüşü ne olursa olsun türban konusunda duyarlı olacaklarını düşünmek istiyorum ama söyledikleri böyle olmadığını gösteriyor.

Televizyon kanallarında rengârenk türbanları ile boy gösteren kadınların dramı ise bu milletvekillerini hiç mi hiç ilgilendiriyor.

Sorun türban başörtüsü değil sayın kadın vekiller. Belki siz de o sıralarda son kez oturuyorsunuz.

Bunu hiç düşündünüz mü?

Fatma Şahin (Gaziantep):Bizim önceliğimiz eğitim hakkının verilmesidir. Ortada eğitim hakkı mağduriyeti var. Anayasa’da ’hizmet alan ve hizmet veren’ diye bir düzenleme yaparsanız, ihtiyaca cevap vermez. Kamuda çalışanların türban takması konusunu bugünden konuşmak yanlış olur. Çünkü konjonktür uygun değil. Bir gün gelir, kurumsal mutabakat sağlanır, ’tüm yasakları kaldıralım’ noktasına gelinirse, o gün kamuda çalışanların türban takması konuşulabilir. Bunu şimdi konuşmak sıkıntı yaratır. Ülkede uzlaşmanın temini önemli. Adım adım gitmek lazım. Eğitim hakkının verilmesine ilişkin adım atılmadan, kamuda çalışanların tartışmasını yaparsak, eğitim hakkı da çözümsüzlüğe gider.

Halide İncekara (İstanbul): Üniversitelerde eğitim hakkının verilmesini hep savundum. Kamusal alan lafı beni hep rahatsız etmiştir.

Fatma Kotan (Ağrı): Üniversitede eğitim hakkının önündeki engeller kaldırılmalı. Anayasal çerçevede yapılacak bir düzenleme ile bu sorun çözülecektir. Ancak kamusal alanda türbanla ilgili bir görüşüm yok.

Öznur Çalık (Malatya): Başbakanımızın da söylediği gibi, şu anda yüksek öğretim kurumlarında kılık kıyafet düzenlemesi yapılarak sorunun çözülmesinden yanayım. Kamuya ilişkin bir görüşüm ve yorumum yok.

Güldal Akşit (İstanbul): Üniversitede eğitim görmek isteyenler açısından nasıl bir sıkıntı olduğunu biliyoruz. Bunu çözmek konusunda partimizde bir mutabakat var. Ancak kamu çalışanlarının türban takması konusunda bir çalışma söz konusu değildir.

Canan Arıtman (İzmir) :AKP hükümetleri döneminde ve araştırmalar gösteriyor ki örtünme hızla yayılıyor. Bir toplumsal baskı söz konusudur. AKP döneminde cumhurbaşkanı, başbakan ve bakan eşlerinin başının örtülü olması nedeniyle toplumda bir model oluşuyor. Aslında iktidar sadece kadının başını örtmeye çalışmıyor. Başarısızlığını, yolsuzlukları, işsizliği de türbanla örtmeye çalışıyor. Daha da önemlisi önemli bir siyasi projenin, siyasal İslam’ın da üstü örtülüyor. Demokratik rejimden teokratik rejime, milletten ümmete geçişin de bu yolla üstü örtülüyor

Nur Serter (İstanbul) :Devletin en üst düzeyde görev alanların eşlerinin başının kapalı olması toplumda bir rol model oluşturuyor. Onun için kadın haklarına sahip çıkan herkesin, türbanın bir kıyafet özgürlüğü değil, karşıt bir görüş olduğunu savunmaları gerekir. Kadının başını örtmesine zorlanması bir ayırımcılıktır.
Ayla Akat (Batman): Din ve vicdan özgürlüğü vardır. Din ve inanç konularında erkekten çok kadına baskı yapılıyor" görüşünü savunan Akat, "Eğer bu özgürlük kısıtlanıyorsa, varsa hükümlerin engellenmesini isteriz. Kadının türban takmaya zorlanmasını kadın insan hakları olarak ele alıyoruz. Burada kadın insan haklarının engeli söz konusudur. Dini konularda erkekten çok kadına baskı yapılıyor" dedi.

Beni en çok üzen kadın milletvekillerimizin bu gün başörtüsü diye yola çıkanların nerde duracaklarını görememeleridir.

CHP ve DTP kadın milletvekilleri daha duyarlı türban konusunda.
İlgili ilgisiz herkes konuşacak hem de her şey için.

Adı mahalle baskısı mı yoksa mikrofaşizm mi her ne ise kadın üzerindeki baskılar artarak çoğalacak…

Resim: http://213.243.28.14/2008/01/29/son/songal201.asp

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ben artık bu konuda ciddi ciddi yoruldum. artık ne halleri varsa görsünler, görsünlerde o zaman Atatürk'ün değerini anlasınlar.sevgiler.

Ruksan İLDAN 
 01.02.2008 23:50
Cevap :
Hayır bırakamayız meydanları onlara. Yorulmak yok. Binlerce kilometrelik yol bir tek adımla başlar. Biz o adımı attık yürümeye başladık. Dönüşü yok ki bu yolun. Sevgilerimle...  03.02.2008 22:23
 

Son nokta koyduğunuzu kabul ettiğim, ikinci yorumuma bu vecîz cevabınızdan kaptığım hissemle, sizi yormaya vesile her bir zerre sıkıntıya bin özür kabilinden son ikrarımı arzetmemi lütfen mâzur görün. İnsanın düşüncesini tayin ettiği vicdânında hür olması da; neticede o düşünceyi yaratana -yaratan vicdan kabul edildiği karinesinde de vicdanına- tabi, yani, kul olması demektir ki, bu kulluktur insanın herşeyden azâde, hür ve kendini herşeyin fevkinde insan olarak idrak ettiği müstakil fert (sizin tabirinize birey) oluşu. Ben de, düşüncemi ve doğrularımı, yanlışlarımı tayin ve hasıl eden (yaratan) vicdan noktasında sizinle; ancak, vicdanımın da yaratık olduğu nihaî noktada Yaratan'a kul olmada ferdiyetimi idrâkte hür ve müztakil ferdî düşüncemin sizin düşünce ve görüşlerinizle tıpa-tıp çakışma çizgisinde, lâkin, inanç-mefküre-kavmiyet-cinsiyet v.s. katagori ayırımına girmeden, sadece ve sadece insan olarak hürriyetimin zerresine müdahaleyi zul kabul etmede sizinleyim.Selâm-Saygılr

Mustafa Benkli 
 01.02.2008 12:44
Cevap :
Özgürlüklerimize karışma ve dayatmalar olasılığına karşı aynı düşüncede olmamız beni gerçekten sevindirdi. Anladığım kadarıyla kadınların tümüyle kendi özgürlükleriyle ilgili dayatmalarda ise sizin aynı düşüncede olmadığınız sözcüklerinizin arasında duyumsanmaktadır. Yorumunuza gerçekten çok teşekkür ederim. Aynı şekilde düşünmeseler bile insanlar aynı havayı soludukları, aynı gökyüzüne baktıkları, aynı güneşin her sabah onlar için doğdukları paylaşımları var oldukça birlikte yaşamayı öğrenmeliler, sınırları bilerek...  02.02.2008 0:16
 

Efendim haddim olmayarak Ülkemi; benim de kullanmada beîs görmediğim, *bir bez parçası*nın gündem oluşturma aleti seçilerek, memleket ve dünya meseleleri üzerinde çalıştırılması esas olması lâzım gelen beyinlerin, ezbere şartlandırışla fikirsiz görüş anarşisi, sinir harbi ve arbedesinde yorarak harcandığı bu meseleyi bir kadın hakkı meselesi değil de, insanlık idealinde, benim insanımın bir utanç meselesi gördüğümden, kadın hakları cihetiyle güya hiç bir kadının gönlüyle değil de, erkek zoruyla kabullendirilinen bir baskı eseri sayan zihniyete dair isim zikretmem ötesindeki değerlendirmem, o şahsa ait değil, bir insan olarak, gerek erkek, gerek kadın, eğer inancı eseri kendinde tatbik edeceği bir giyim v.s. tercihini onun beyni adına okumaya kalkma karanlığına işaretle topyekün karşı durma faziletinin esas olduğu bir duruş sergilenmesi ümidi taşıyan serzenişdi benim tepkim. Bunun için de eğitimin şart olduğunu telmihen, eğitimin ünvan irtikâbı olmadığını da dile getirmek istemiştim.Syg

Mustafa Benkli 
 31.01.2008 13:50
Cevap :
Tepkilerinizde haklı olabilirsiniz. Kadın değil insan, kul değil birey olabilmenin varolunmaz dayanılmazlığını taşımak gerçekten yoruyor hem beni, hem de inancını kendisi yaşayabilme düşüncesinde olanları. Selamlar...  31.01.2008 21:54
 

"Dünyada tek komünist millet biz kaldık" ifadesini anekdot olarak değerlendirip, şunu tebârüz ettirmek isterim; kadınların meselesini de erkeklerin halle çalışmasına hanımların niye seyirci kaldığını îmâ eden yazınıza karşılık: Hüküm doğru. Lâkin, buyurun, hatta bir "Kadın Hakları Partisi" kurun. Bu bir hakikat ki, o eğitim seviyesinden mahrumuz; erkeğimizde de, kadınımızın, sözde eğitilmiş, hatta profösöründe de. Bak sanıza, Sertel'e göre kafanın dışı, içinden çok önemli; baş açık olsun yeter. Başkasının hakkına, inancınna, hatta, inancının ne olduğunun beyin okuyuculuğunu yapıp onun da kendi yönlendirmesine tabi olmasına kadar hükmeden bir faşistlikle benden başka türlü düşünemezsin, biz ne dersek o olur zorbalığı irtikâbındakilere karşı, hürriyet hakkını dillendirme; hakkı hakkedene teslimde vicdanı açık olsa da, başı kapalının hakkı değil; vicdanı, her hakkı gaspa meyyal kapkara da olsa, ancak başı açıksa onun hakkıdır deme seviyesinin ötesinde bir çıkış yolu okumadım bu kafada.Slm

Mustafa Benkli 
 29.01.2008 17:03
Cevap :
Ben mi yanlış ifade ettim ya da sizin düşündüklerinizi mi yanlış anlıyorum. Çözüm bir Kadınlar Partisi kurmak mıdır? Neden kadının bir bez parçasına bağlanmasına erkekler karar veriyor. Sizin anlatımınızla kadının inancına erkek ipotek koyarak neden karışıyor? Sertel'in sözleri sizi raatsız ediyor da "adım adım gelecek" sözleri sizi rahatsız etmiyor. Ben şiddetle karşıyım ister adı isnanç olsun ister başka birşey benim kararlarımı erkek egemen toplum yönlendiremez. Ben bireyim daha doğrusu bir insanım ve düşünüyorum... Selamlar...  30.01.2008 20:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 222
Toplam yorum
: 475
Toplam mesaj
: 117
Ort. okunma sayısı
: 1350
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

Matematik öğretmeniyim. Liselerde okutulan MEB Talim Terbiye Kurulundan onaylı matematik ders kit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster