Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mart '11

 
Kategori
Dünya Kadınlar Günü
Okunma Sayısı
1074
 

Kadın olmanın dayanılmaz hafifliği/ağırlığı

Kadın olmanın dayanılmaz hafifliği/ağırlığı
 

TARLADA KADINLAR


Kadın! 

Tarlada çalışan kadın,  

Yükü omuzlayan kadın,  

Evin her türlü işini,  

Çocuklarının anneliğini,  

Eşinin hanımlığını! üstlenen kadın.  

Ve, karnından sıpa, sırtından sopa eksik olmayan kadın. (affınıza sığınırım ama bazı bölgelerde böyle söyleniyor.)  

 

Evleninceye kadar yıllarca babasının, evlendikten sonra kocasının otoritesi altında ömrünü tamamlamaya çalışan kadın.  

Mutlu mudur, değil midir? Duygularına önem verilir mi? Evde söz hakkı var mıdır bilinmez.  

Bilinen tek bir gerçek vardır; eğitimden uzak bırakılmış, bir meslek sahibi olmasına imkan sağlanmamıştır.  

Mesleği olmadığından çalışma hayatında yerini alamamış, ekonomik bağımsızlığını kazanamamıştır.  

İşte bu yüzden güçsüzdür kadınlarımız. Bu güçsüzlük içinde, kocasının getireceği "bir dilim ekmeğe" muhtaçtır kadın.  

Ülkemizin geniş bir kesiminde tablo böyledir.  

Şayet üretime katkıda bulunarak ekonomik güce ulaşsalardı böyle mi olurdu kadınlarımız? Ya nasıl olurlardı? Elleri uzun, kolları uzun ve de "dilleri uzun" :-)))  

Ellerinin kollarının uzun olması istedikleri gibi harcama yapabilecek olduklarının ifadesidir. Dillerinin uzun oluşu, özgüvenleri oluşacağından rahat konuşabileceklerinin esprili anlatımı.  

Doğarken yaşama 1-0 yenik olarak başlar kadınlarımız. Sonrasında hep "ikinci sınıf" olarak görülmüşlerdir. Bu düşünce tarzı, bölgeler arası fark yapmakta, batıya doğru gidildikçe bu görüş gücünü kaybetmektedir.  

Eğitim alıp meslek sahibi olsalar bile, işe alınmalarda "erkekler" tercih edilmektedir. Askerlik gibi şerefli bir vatan görevini, ülkemizde erkekler yapar da kadınlarımız yapmaz. Bunda bile lehde/aleyhte olduğu tartışılan ayrım vardır.  

Kadınlarımız, eştir, annedir. Kadın olmak bilhassa "annelik" kutsallığıyla ödülledirilmek mutlulukların zirvelerine ulaşmaktır.  

Peki kadınlarımıza reva görülen şiddet nedendir? O şiddeti uygulayanlar da bir kadından doğmadılar mı? Şahsen, kadınlarına şiddet uygulayanları kınıyorum. Sonrasında, onun pişirdiklerini yiyerek, aynı evde yaşamaları nasıl olur? İnanılır gibi değil. Yaşantımda hiç şiddet görmedim, "şiddet gördüm" diye espri yaptığım bir arkadaş inandı, şaşırdım. :-))  

Şiddet uygulanan bir evde ilk zamanlardaki yani şiddet öncesi sevgi aynen devam eder mi? Sanmıyorum, çünkü kadınlar unutmazlar.  

Tatlı dil varken, hoş sohbetler varken, tolerans varken, yaşamın güzelliklerinde olmak varken...  

Tercihimiz güzelliklerden yana olmalı, sözle veya fiziki şiddet olmamalı.  

 

Bünye olarak erkeğe göre zayıftır kadınlar. Ama kadınların zekasını da gözardı etmemek gerekir. Duygusal zekada üstün olan kadınlarımız, uzlaşmacı, ılımlı ve olumlu ve de buluşcudur. Münakaşadan ve kargaşadan hoşlanmazlar, barış severdirler.  

Bu durum onların zaafiyeti değildir. Sabırlıdırlar. Ama bıçak kemiğe dayandığında "yeter artık" diyebilecek yüreğe sahiptirler. Bardaktan son damla taştığında yapılmaması gereken en uç fiilleri işleyip, üçüncü sayfalarda olabilecek cesareti de gösterebilirler.  

Kadınlarımızın onurlarına saygı gösterilmelidir.  

Kadınlar ne ister? Fazla bir şey değil: sevgi ve saygı...  

 

8 mart dünya kadınlar günü.  

Bu günde baş tacı edilirler.  

Bu günde hatırlanır kadınlar.  

Diğer günler, unutulup giderler.  

Biz isteriz ki, resmi organlar, yerel yönetimler ve sivil toplum dernekleri kadınlarımızın meslek edinmeleri yönünde, köklü stratejiler oluştursunlar, bu yönde çalışmalarını hızlandırsınlar. Bu şekilde kadınlar toplumda hak ettikleri yeri alsınlar.  

Kadınlarımız da "rahat yaşamdan" biraz kendilerini çekmelidirler. Pastalı/börekli, çaylı/kahveli sohbetlerin sonu yok. Çalışıp evin erkeğine omuz vermenin, onun malî yükünü hafifletmenin hazzı daha fazla.  

Hanım arkadaşlarım,  

Çalışırken özgüveniniz yüksek olacak, kendinizi kanıtlayacaksınız. Herşeyden önemlisi, eşiniz bile olsa, birisine yük olmayıp kendi kazancınızı yiyeceksiniz.  

Ekmek aynı ekmek değil dikkat ederseniz kendi kazandığınız "ekmek" daha lezzetli değil mi?  

Bu yazdığım blogdaki sözlerim, ekonomik desteğe ihtiyaç duyan ailelerle ilgidir, umarım çalışmayan hanımları incitmemişimdir.  

Çünkü incitmek ve incitilmek bize göre değil.  

Gönüller dolusu selam ve sevgilerimle...  

Yurdagül Alkan.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şu kadar yazsam yeterli mi acaba,Kadın olmaktan hanım olmaktan mutluluk duyuyorum,herkese mutluluklar,İyi geceler diliyorum,

Nazlı Gülüm 
 06.04.2011 0:28
Cevap :
Nazlı Gülüm, kadın olmak, hanım olmak ayrıcalıktır, gönülden hissedebilenler için, mutluluktur. Yaşantıda zorluklarımız olsa da, bizleri yüceltir hanım olmak...Sevgilerimle...  06.04.2011 13:26
 

Ülkemizin gerçeklerini her zamanki gibi ustaca dillendirmişsin. Kadınlar Günü'nü kutlayabilenlere baktığımızda, acı gerçek ortaya çıkar. Kadının mutsuzluğunda, eşi kadar susmasını öneren ailesi de sorumludur. Çalışmakla bağımsızlığını elde edeceğini sansa da, avucundaki ustaca alınıp, başkalarına aktarılır. Eğitim bu konuda çok önemli. Kadına çektiren, emanete hıyanet etmiş olur. Kalemin daim olsun...

Ayten Dirier 
 12.03.2011 0:03
Cevap :
Ayten hanım, nüansları çok iyi yakalıyorsunuz. Kadınlarımız eşlerine "emanettirler"...Ben de bu yüzden oğlumun eşine "gelinim" diyemiyorum. O, babasından öksüz, bize emanet...Hiç aklımdan çıkarmam, böyle düşünürüm. Kadınlarımız evlendikleri yerdeki sıkıntılarını ailelerine açmaya niyetlenseler, "susması" öğütlenir. Yani kadınlarımıza, hem koca tarafından hem de aileleri tarafından baskı uygulanır. Duyguları da tamamen baskılanmıştır. Çalışıp kazandıkları çok defa ellerinden alınır. Hasılı kadın, ülkemizin geniş bir kesiminde, ikinci sınıftan birinci sınıfa atlayamamıştır. Teşekkür ederim yorum için. Candan selam ve sevgilerimle...  12.03.2011 22:16
 

Değerli Yurdagül Abla. Benim için anlamı çok kıymetli olan değerleri Kadınlar Günü, Anneler Günü, Babalar günü vb... günlerde, böyle sıkıştırılmış ve hızlandırılmış özel günlerle, geçiştirilmesine karşıyım. Aşk veya sevgi, adına her ne derseniz işte O'nu; Hayatın nefes aldığımız her anında yaşamak ve yaşatabilmek varken, böylesine anlamlı değerleri; anne, baba, sevgili, kadın vb... kategorilere ayırmanın bu değerlere de haksızlık olduğuna inanıyorum... Bakın yazılı ve görsel medyadaki haberlere, dün sözde kadınlar günü kutlandı, dikkatinizi çekmiştir muhakkak, düzenlenen etkinliklerin kaçında, kürsüde adlarına gün tahsis ettikleri kadınlar vardı... Yazdıklarım yanlış anlaşılmasın lütfen, neden böyle birgünde böyle yazılar yazılıyor diye yazmıyorum yorumumu. Sadece, siz değerli "Kadın"larımızın duygularının örselenmesine ve değersizleştirilmeye çalışımasına karşı olduğumu belirtmeye çabalıyorum. Sağlıcakla ve Mutlu Kalın İnşaallah... Selam ve Dua ile..

Yorum Dükkanı 
 10.03.2011 15:12
Cevap :
Değerli kardeşim ben de aynen sen gibi düşünüyorum. Kadınlarımız her kategoride farklı bir değer; anne kutsal, eş sevgili, kızlarımız başımızın tacı gururumuz. Senenin bazı günlerini değer verdiğimiz kişilere tahsis etmek bence hem mantıksız hem de hakaret. Sadece sektörel bazda düşünülen hediyeleşmeyi kamçılayan ticari kazanç amacı taşıyan isimlendirmeler. Kadınlar günü, 8 martta konuşulur dillerde...Ama biz isteriz ki, kadın gönüllerde olmalı, dil söyler, gelip geçici...Ama gönül öyle mi ya, gönüle giren kolay çıkmaz ablacım. Çok değerli yorumun için ben de çok teşekkür ederim, Esenlikler dilerim.  10.03.2011 23:20
 

Günümüzde kadın olmak çok zor. Ben bunun farkındayım. Kadınla ilggili her şeyi yazmışsınız, Buna da amenna ,peki meydana gelen olumsuzluklarda kadınların hiç mi suçu yok? Tevelerde en çok gözümüze çarpan olaylarda afferdersiniz ve hem de kadınlarımızdan özür dileyerek söylüyorum: Bir kadın iki erkeğin arkasında nasıl koşabiliyor. veya bir başka dizide yine bir kadın: Gelin olacak öz yeğeninin yuvasını nasıl yıkabiliyor. Hem de bu kadın sözde teyze olacak? Bu nasıl bir duygu ve nasıl bir kadın? Elbette kadın olmak zor, lakin onlarında biraz düşünmesi gerekmez mi? Kadın demek namuslu deamektir, kadın demek sevgi demektir erkeye güven vermektir.Böyle kadınlara can kurban diyorum. Ötesi laf-u güzaftır...

Abdülkadir Güler 
 10.03.2011 9:50
Cevap :
Değerli hocam, Gerçek kadın var, müsvedde kadın var. Ben genelde, iç bölgelerde çileli bir yaşam süren Anadolu kadınından bahsettim. Çünkü onları yakından tanırım. TV.lerdeki dizi kahramanı kadınları konumuza dahil edemiyorum. Nedenine gelince, o dizilerin senaryolarını yazanlar benim gibi, sizin gibi kişiler. Ve bu senaryolar yazılırken, nasıl yazalım da daha fazla reyting yapsın kaygısıyla yazılıyor. Dizilerin konuları az sayıda güncel yaşantımızda görülse bile, genele şamil değiller. Çünkü bizim öz yapımız o karakterler değil. Selam ve saygılarımla...  10.03.2011 23:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 343
Toplam yorum
: 5800
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1659
Kayıt tarihi
: 09.04.09
 
 

Özel bir finans kuruluşundan emekliyim. Hayatın her aşamasını acısıyla tatlısıyla yaşamış biri ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster