Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Eylül '09

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
4322
 

Kadın severse... Kadın giderse....

Kadın severse... Kadın giderse....
 

Saçları sarıya boyalı, kaşları yay gibi alınmış, tırnakları her zaman ojeli, altmışlı yaşlara dayanmış ama süsü püsü yerinde. İstanbul’da doğup büyümüş, bir ara Almanya’ya gidip çalışmış. Tam bir görmüş geçirmiş İstanbul kadını. Dönmüş sonra Almanya’dan, bankadan emekli olmuş. Hiç evlenmemiş. Bir gün bir adam çıkmış karşısına tatil için gittiği bir yerde. Aşık olmuş, herşeyini bırakıp İstanbul’da gelmiş adamın yaşadığı sahil kasabasına kırkından sonra. Yıllarca aradığı, beklediği oymuş gibi sığınmış adama. Vermiş maddi manevi neyi varsa. Satmış elinde avucunda, yaşamda biriktirdiği neyi varsa. Metres yakıştırmalarına, türlü dedikodulara katlanmış yıllarca. Adam aldatmış başka kadınlarla. Adam içip içip sabahlara kadar dövmüş kadını. Hiç vazgeçmemiş yaptıklarından aldatmış, sövmüş, dövmüş. Arada güzel sözler, küçük sürprizlerle sevgisini göstermiş güya, ama sahte ama içten. Kim bilir belki o da sevmiş kendince. Döverek nasıl sevilirse! Kadın her şeye rağmen sevmiş adamı çok sevmiş… “kapıdan her girdiğinde dünyam değişiyor, aydınlanıyor..her çıktığında da kararıyor sanki” demiş. “Eğer bir gün o benden önce ölürse onu toprağa koyup ikinci gün İstanbul’a geri dönerim, duramam buralarda” demiş. Böyle sevmiş…..

Ve eskilerden çook eskilerden benzer başka bir hikaye..

Selanik’te doğmuş ve 1900’lü yılların ilk çeyreğine kadar orada Atatürk ile aynı mahallede yaşamış bir kadın. Ve mübadele ile Anadolu’ya gelip Atatürk’ün de yardımlarıyla (kadının anlattığına göre) İzmir’de bir ev sahibi olmuşlar. Kadın giyimi kuşamı, endamı yerinde aynı zamanda vurdu mu ses getiren kadınlardanmış. At üstünde gezer ve hemşirelik yaparmış. Bir zaman sonra nasıl olduysa Balıkesir’in ilçelerinden birinde oturan bir adamla evlenmiş ve bir kızı olmuş. Gel zaman git zaman derken bir gün başka bir adama aşık olmuş ve küçük kızını, kocasını bırakıp dört çocuklu bu adama İzmir’e kaçmış. Kızmışlar ona. En çok da kızını bırakıp gittiği için belki. Artık bulunduğu ortama mı alışamamış yoksa kocasıyla birbirlerine mi uyum sağlayamamışlar ya da diğer adama deli gibi aşık mı olmuş bilinmez. Bırakmış ve gitmiş. Çok sevmiş bu gittiği adamı çook gözü hiçbir şeyi görmemiş. Yıllarca orada yaşamış ve bir gün elden ayaktan iyice düştüğünde ve çok sevdiği adam zaten çoktan öbür aleme geçtiğinde, üvey torunları onu gerçek torunlarına bırakmış. Son nefesini bırakıp kaçtığı adamdan olan gerçek torununun (babam) evinde vermiş. Kızını ve kocasını bırakıp giden bu kadın ninemmiş. Ne babannemi ne dedemi ne de ninemi görebildim ama bu hikayeyi çok dinledim. Diğerine de tanık oldum.

<ı>

Çok farklı öyküleri olsa da ikisi de çok seven..sevdi mi kimseleri dinlemeyip hayatını bütün düzenini ve biri kocasını bırakıp giden kadının hikayesi.

Kadınlar niye giderler… Niçin, nasıl, neden bırakıp giderler… Sevdi mi nasıl severler, gözlerini karartıp her şeylerini bırakıp kendisine değer veren ya da vermeyen bir adamı nasıl yerlere göklere koyamazlar, ondan vazgeçemezler… Acı veren, yıpratan, hırpalayan…. Severler…. Hem de çok severler….. Anlamak zor olsa da kimileri için aslında anlamaya gerek de yok…. Sevmenin tek bir biçimi yok… Beyin ve ruh bir yere aktı mı artık yönünü değiştirmenin yolu yok… Gönül neyi ister kimi ister sırrına ermek zor.

Kimi herşeyi yakıp yıkmaya, arkasında ve kendinde enkazlar bırakmaya cesaretlidir gider eyleme geçirir. Kimisi de eylemsiz gider, ötekinin yanındayken gönlüyle gider sadece. Onun yanında gibi görünse de başka yerlerdedir aslında.

Gider işte öyle bazen nedensiz, sebep yoktur, niçin yoktur… Ya da bütün sebepler birleşip yolunu bulmuştur.

Niye gider kadın?

Belki yorulur, usanır.

Önemsenmediğini, sevilmediğini düşünür belki.

Hep verir verir de sevgisiyle, ilgisiyle şımarttığı adamın bönlüğünden, bencilliğinden bunalır.

Sadece kadının sevgisi yetmiyorsa adama, başka ruhlar arıyorsa susar susar ama bir gün taşar.

Belki yıllardır aradığını, hiç tatmadığını onda buldum zanneder..

Gider işte…

Arkasına bakmadan bırakıp gider.. Bütün yaşadıklarına set çekip, en kalın duvarlar örüp, kapısına kırk kilit vurup, anahtarı en derin denize fırlatıp gider…. Ama kalbi cayır cayır yanar ama içi alabora, yangın yeri olsa da… Gider…

Erkekler gider gider gelir ama kadınlar bir gitti mi pir gider…….

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ümit Hanım, Yorumuma yazdığınız cevabın teknolojiye kurban edilmesini içeren ifadeniz ve davranış biçimizle çok nazik bir hanımefendi olduğunuz fikrindeyim. Teşekkür yetermi bilmiyorum ama + selamlarımla...Gül Alkan

Yurdagül Alkan 
 27.09.2009 8:54
Cevap :
Ben de sizin nezaketinize teşekkür ederim Gül hanım..selamlarımla:)  27.09.2009 19:03
 

Gül hanım yorumunuza cevap yazdım ancak bir türlü yayınlanmadı. Kendi sayfamda bloglarımda verdiğim cevap gözüküyor ama anlamadım. Bu beni rahatsız etti. Hiç bir yorumu cevapsız bırakmam o yüzden cevabımı buradan tekrarlamak istedim. Haklısınız belki..fedakarlık, özveri olması gereken vasıflar. Ama hayatta o kadar çok şeyden feragat etmek zorunda kalıyoruz ki bir gün insan biraz da ben noktasına gelebiliyor. Tabi bu çocuğunu bırakıp gitmeyi hiç bir gerekçe, hiç bir zaman haklı göstermez.Yaşadığı hayatı bırakıp gidebilen var gidemeyen var kim bilir hangi aşamalardan geçip bu noktaya gelinir. Hayat.. anlamak zor. Kimsenin kimseyi üzmeye hakkı yok tabii ki. Ama bir arada mutsuz bir hayatı yaşamak da ne kadar doğrudur bilemiyorum..bunun yanıtını yaşayarak veriyoruz galiba.Teşekkür ederim yorumunuz için. Selamlar..

ümitümit 
 26.09.2009 13:46
 

erkekler gider gelir ama, kadınlar bir gitti mi bir daha da geri dönmezler.. bu sabırla sevgiyle alakalı birşey galiba.. herşey bir noktadan sonra patlak veriyor demek ki.... Birşeylerin birikimi olsa gerek.. çok güzeldi, eline sağlık sevgili Ümit, sevgiler.

sema öztürk 
 25.09.2009 17:33
Cevap :
Teşekkür ederim sevgili Sema..evet bir nokta var ve o noktaya gelince sabır taşı çatlayıp dağılıyor dört bir yana ve tutamayıp savuruyorsun kendini...sevgilerimle.  25.09.2009 18:03
 

Gidenler, pes edenler, kendilerine yeni bir hayat seçenler, yaşadıklarından sıyrılmak isteyenler, kaldıramayanlar, aşkı arayanlar, özgürlüğünü arayanlar.. "Aşk" romanında da vardı benzer bir öykü.. Sevdiği adamın peşinden aşka ve belki de meçhule giden, 40 yaşında evli ve çocuklu bir kadının hikayesiydi.. Vardır gidenlerin hep bir sebebi muhakkak.. Ama aslolan gitmemeyi başarmak.. Sevgilerimle..

Mavi Karadeniz 
 24.09.2009 18:21
Cevap :
Kitabı okumadım henüz. Aslolan hangisi bilemiyorum, gitmek mi gitmemek mi. Birisinin yanında olup da çok uzaklarda olanlara ne demeli...Keşke gidilmese gitmeye fırsat verilmese ya da koşullar onu gerektirmese..Sevgilerimle sevgili Murat teşekkürler..  24.09.2009 20:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 330
Toplam mesaj
: 39
Ort. okunma sayısı
: 811
Kayıt tarihi
: 03.10.08
 
 

Yaş olarak 35 dolaylarında, bir arkeoloğum. Çoğu zaman eksileri artılarından fazla da olsa mesleğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster