Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '12

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
271
 

Kadın ve Çocuk üzerine

Kadın ve Çocuk üzerine
 

Kadın ve Çocuk toplumun sigortasıdır.


Kadın ve çocuklar, tüm dinlerde, gelenek ve göreneklerde korunması gerekliğine dair yazılı olan veya olmayan toplumsal sözleşmeler vardır. Bu sözleşmelerin temelinde insani değerlerin geliştirilmesi toplumsal ahlakının yüceltilmesi esası üzerinde kuruludur. Bu durum yaratılış gereği farklı duygusal psikolojik yapıya sahip insanların hayatta eşit ve insanca yaşamlarını sağlamak için bir nevi pozitif ayrımcılıktır. Engelli kişiler içinde geçerli bir durumdur. İnsanın genetik dokusunda bu yönde sevgi merhamet şefkat duyguları bulunmasına rağmen, sistemlerin insanlara acımasızca dayattığı şiddet ve güçlünün zayıfı ezme duygusu kadını mağdur çocuğu yetim ve öksüz bırakmıştır. Bugün ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde, devletlerin en üst düzeyde yasal koruculuğuna rağmen, kendine ruhsal ve fiziksel olarak müstakil mekan edinemeyen kadınlar ve sokakta doğup sokakta büyüyen çocuk sayısı azımsayacak kadar fazla ve sayısı gittikçe artmaktadır.Sevgi ve hatırlanma sadece sembolik günlere hapis edilmiş durumdadır.

Ülkemizde son yıllarda eğitimli düzeyinin yükselmesi ile birlikte iş hayatına atılan kadın sayısının artması, sosyal toplumda söz sahibi olması, toplumsal dönüşüm ve değişimlerde yer alması nedeniyle, kadının toplumsal rolünü erkeğin dünyasında psikolojik ve sosyolojik olarak  yeninden tanımlanması gerekmektedir. Ancak, gerek mevcut yasal düzenlemeler gerekse toplumun zihinsel dünyasında kadına bakış açısında bir değişim ve gelişim sağlanamadığından, aile yapılarında ciddi bir çözülme ve kadınlara yönelik şiddet baş göstermiştir. Bu bedelin kısa vadede çekirdek aile’ye uzun vadede ise sosyolojik ekonomik ve kültürel olarak devlet ödeyecektir. Bu nedenle, güçlü bir aile, sağlıklı bir nesil ve toplum güçlü bir devletin sigortasıdır.

Yeni kurulan Aile ve sosyal Politikalar Bakanlığı; aile, kadın- çocuk ve engelli ile yoksulların desteklenmesine yönelik yeni projeler üretmesi ve yasal düzenlemeler yapmasına rağmen on yıllardır ihmal edilmiş, görmezden gelinmiş, sosyal olayların bir anda düzeltilmesi mümkün görülmemektedir. En önemlisi zihinsel ve duygusal düzeyde hislerini kaybetmiş pozitif konumdaki sorumluların toplumsal anlamda düşünce algılarının değişmesine yönelik çalışmalar yapmak gerekir. Bu çalışmalar, basın yayın kuruluşlarında gösterilen dizi filmler, programlar ve diğer sunumlarla desteklenmelidir. Bireylerin toplumsal roller ile en önemlisi kadın ve çocukların önündeki sosyal, psikolojik ve yaşamsal tüm engellerin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Kadına cinsiyet üzerinde yüklenilen tanımlama ve anlamların kaldırılması, ailede ve sosyal hayatta yok sayılan, görmezden gelinen çocuklara gereken değer verilmesi durumunda  ancak o zaman gerçek eşit ve özgür birey olacaktır. İş ararken bulacağı işte cinsiyetinden dolayı tedirginlik, korku ve geleceğinden kaygı duymayan bir kadın, ötelenerek yok sayılan  bir erkek çocuk  ergenlik  dönemine girdiğinde artık ben de büyüdüm, başkasını ve zayıfı dövebilirim anlayış ve algısından uzaklaştığı an, toplumun insanca yaşamsal standartlarına kavuşmuş demektir. Kadın ve çocuk toplumun temel taşıdır. Kadın annedir. Anne adayıdır… Anne cennetin ayakların altına serildiği  insandır. Anne ve dişi(kadın) tüm canlılarda öznedir. Çocuk gelecektir. İlhamdır, umuttur.. güzel bir hayaldir. Güzel şiirler, anılar, hayatlar, romanlar, güzellikler kadın ve çocuklar üzerinde yazılanlardır.

Toplumlar ve devletler insanla vardır. Ülkemizde hızla değişen ve dönüşen toplumsal hayatın içinde konum ve zemin kaybeden, bir çok mağduriyetle karşı karşıya kalan kadın ve çocuklarımıza sahip çıkılması için hem devlet, sivil toplum örgütlerin hem de ilgili değer sorumluların acilen politika üretmesi gerekir. Bu sahiplenme yasal ve maddi destekten öte toplumun manevi dinamikleri ile ilişkilendirilmesi gerekmektedir. Modern çağın gereklilikleri ile toplumuzun üzerinde kurulduğu manevi dinamikler geç kalınmadığı  sürece sorunu çözmeye yeter. Özetle, eşit olmayan koşullarda kadın, çocuk ve engeller her zaman desteklenmeli ve korunmalıdır.

 

limon çiçeği bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili yazar arkadaşım, yazınızda değindiğiniz POZİTİF AYRIMCILIĞIN hayata geçirilmesi en büyük temennim...Fakat ben çok ümitsizim, çünkü her geçen gün çağdaşlaşmaya çalışırken yozlaşan bir toplum haline geldik. Sözüm meclisten dışarı. Ben senin çocukluğunu bilirim, sana bu konuda kefilim:)) Şanslı eşine ve çocuğuna sevgiler...

limon çiçeği 
 13.03.2012 23:21
Cevap :
Değerli arkadaşım,kardeşim;çağdaşlaşma insani değerlerinin gelişmesi,toplumların,kişilerin sosyal ilişkilerinin yaşam kalitesinin artmasıdır.umut;yaşayan nefes alan, her canlı için asla kayıp olmaması, olmayan bir duygudur.ümitsizliğine gelince..söz meclisten dışarı ..bende senin çocukluğunu bilirim:).bende.sana bu konuda kefilim:))asla ve asla ümitsiz olmayacağını, her türlü doğal veya olmayan afetlere karşı güçlü dirençle üstesinden geleceğini iyi bilmekle birlikte, bu toplumun hızlı yaşamış olduğu sosyal değişimlerdeki travmalardan çabuk kurtulacağına dair ümidim tamdır. Saygılarımla.  14.03.2012 9:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 2442
Kayıt tarihi
: 30.03.09
 
 

Malatya doğumluyum... Makine fakültesi mezunu olmakla birlikte eğitim ve teknoloji alanlarında ar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster