Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Eylül '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1646
 

Kadın ve şiddet

Kadın ve şiddet
 

Kadına karşı şiddet elbette yeni bir olay değil. Son zamanlarda da artmadı. Sadece bu tür olaylar artık su yüzüne çıkıyor. Dayak yiyen, tecavüze uğrayan kadın artık utancını içine atmak yerine polise, jandarmaya, savcıya, yanında yöresinde kim varsa ona koşuyor. Sonuç şimdilik kadınlar lehine fazla bir gelişme sağlamasa da bizlerin/kamu oyunun öğrenmesi açısından önemli. Kadının sesini çıkarması açısından önemli.

Ne İslam'da ne de Türk geleneklerinde töre cinayetlerine yer olmadığına göre, kadınlara yönelik bu kıyım nasıl bu kadar kabul görüyor? Aynı durumun tersi söz konusu olsaydı-erkekler öldürülseydi- toplum ve yasalar sessizliğini muhafaza edip, töredir diyerek kadınlara ceza indirimi uygulayacaklar mıydı?
Hiç zannetmiyorum!

Bir insan hem kurban hem suçlu nasıl olabilir? Tecavüze uğrayan kadının/kızın aile meclisi kararıyla öldürülmesinin mantıklı bir açıklamasını yapamıyorum. İşin ucu namusa dokunuyorsa, bunu yapan kişiye de aynı cezanın verilmesi gerekmiyor mu? Neticede en büyük namussuzluğu yapan erkek...
Ama korunuyor...

Hem toplum hem de yasalar tarafından.
En fazla birkaç yıl. Sonra gelsin yeni kurbanlar.
Güldünya'ları, Kader'leri koruyup savunmak yerine onlara saldıranları koruyoruz. İyi hal indirimi, töre indirimi, yaş indirimi... Akla gelebilen tüm indirimlerden sonra zaten verilecek ceza, ceza olmaktan çıkıyor. Gencecik Bahar öğretmenin katilleri bile salıverildi, kimbilir kimlerin canı yanacak yine.

Yakmak deyince aklıma geldi, adam karısının üzerine benzin döküp yakıyor.Diri diri. Bizim adalet anlayışımız kocayı tutuksuz olarak yargılamak üzere serbest bırakıyor. Olaya yaklaşım zaten verilebilecek cezayı da tahmin ettiriyor. Zavallı Habibe... Ve ulaşamadığımız, bilemediğimiz nice Habibe'ler...Sizi değil, katillerinizi koruyan yasalar için hepinizden özür dilemem neyi değiştirir ki?

Yasaların önünde 1-0 yenik durumdaki kadın geçirdiği travma, incinmişlik, aşağılanma ve gördüğü şiddetin yol açtığı ruhsal çöküşle baş başa kalıyor. Toplum tarafından dışlanması da bir başka trajedi. Ellerinden gelse hayat kadınlarına tecavüzü serbest bırakacaklar. Abartmıyorum, bu düşüncede hukukçularımız bile var. Hatta sokaktaki kedi ya da köpekten söz eder gibi, "tecavüze uğrayan sokakta yaşayan kadınlar kısırlaştırılsın" diyebilen bürokratımız bile.
İnsan hakları mı?
O da ne ola ki?

Tecavüze uğrayan öz kızına içine fare zehiri koyduğu pideyi yedirerek ölümünü seyreden baba, iyi bir iş yapmanın(!) rahatlığı içinde, "namusumu temizledim, pişman değilim " diyebiliyor. Bunlar ve her gün benzerlerini okuduğumuz iğrenç saldırı ve şiddet haberleri vaka-i adiyeden sayılıyor. Üçüncü sayfa haberi olarak okuyup geçiyoruz. Boğazlanan, bıçaklanan, kurşunlanan, olmadı intihara zorlanan kadınlara ne zaman sahip çıkmayı düşünüyoruz?

iNSANIN NAMUSU BEYNİNDEDİR. Artık gözlerimizi, düşüncelerimizi, ellerimizi kadınların bacak arasından çekmenin zamanı geldi. Namusun belden aşağıda olmadığını okullarda öğretebilsek... Sanırım solucanın sindirim sistemini öğretmekten daha faydalı olur. Belki böylelikle eğitimli namussuzların da önüne geçebiliriz...

Yasalar geriye işlemez denilerek on yedi milyon kadına haksızlık yapan Mal Rejimi Yürürlük Yasası, kızların rızası olmadan yapılan bekaret testleri, örtünmeyen kadına fahişe yakıştırması, aynı iş yerinde aynı işi yapan aynı eğitimdeki kadına daha az ücret ödenmesi, kadına yönelik şiddetin bir başka boyutu olarak gündelik yaşamda sürekli karşımıza çıkıyor.
Ve biz kadınlar her şeye rağmen direniyoruz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bizim törelerimiz ve dinimiz kadına çok farklı bir değer verir. Biz bunları unutup, sonradan çıkma "töre" dediğimiz saçmalıkları kabul ederiz. Kadın (anne olmasa bile) anadır, doğurgandır, üretkendir ve kutludur... Lütfen bu konuda daha fazla (mümkünse resim kullanarak) günlük yazalım. Kadına uygulanan vahşeti, imam nikahı aldatmacasını (imam nikahı+resmi nikah hepimizin uyguladığı bir şeydir), resmi nikahsız yaşamanın kadını küçülttüğünü sık sık gündeme getirelim. Sevgi ve saygılarımla.

Haluk Seki 
 10.01.2008 10:47
Cevap :
İlginiz ve yorumunuz için teşekkürler.  10.01.2008 11:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 177
Toplam yorum
: 1553
Toplam mesaj
: 153
Ort. okunma sayısı
: 1151
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

1952 İstanbul doğumluyum. İTİA İktisat ve Ticaret Yüksek ok. bitirdikten sonra, iş ve evlilik ned..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster