Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Nisan '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
330
 

Kadın

Bu sabah yine erkenden uyandım, kızımı okula yolladıktan sonra televizyon karşısına geçtim. Bana göre son derece başarılı bir gazeteci olan gerçek bir duayyen olarak gördüğüm Şenay Düdek ve Cenk Eren’ nin hazırlayıp sundukları “Dobra Dobra” isimli programı izlemeye başladım. Bu sabah ki konukları ilgi çekiciydi oyuncularımızdan Deniz Uğur’du. Bir çok insanın trajik hayat hikayesini bildiği Deniz Uğur’un eşi bir dönem önce ne acıdır ki saçma bir sebepten dolayı yazlıklarında komşusu tarafından öldürülmüştü. İnanılır gibi değildi, yaşanan bu büyük dramın bu genç kadında yarattığı etkiler kimbilir ne zordu diye aklımdan geçiriyordum izlerken, dinlerken konuşmalarını. Büyük bir acıyla travmatik bir ruh haline bürünen bir genç kadının ilgi ve şevkate yenik düşen bedeninin, kırılmış kalbinin hayat hikayesini dinledim bu sabah ben.

Sonra, aklıma genel olarak “kadınlar” geldi. Ne kadar hassas yaratıldığımızı geçirdim aklımdan bir an.Hele hele özellikle yaşanan belli travmalar olduysa hayatlarında kadınların ölüm, boşanma ya da aldatılma gibi acı olaylar neticesinde; bir de anne ise bu kadın, daha da duygusal olduğunu düşünüyorum.Her ne kadar daima güçlüyü oynasa da kadın içinde kopan fırtınaları umursamadan yol alır hayatta hep.

Evlatlarına düşkün oldukları bilinen kadınlara yaklaşabilmek için ilk hedef olarak tabiri caizse “damardan girerek” çocuklarına gösterilen ilgi ve alaka daima en önemli tuzak oluyor kadınlar için.Çünkü, kadın bakıyor ve diyor ki işte bak “çocuğum da sevdi onu”, “ne kadar ilgili oğluma” ya da kızıma, işte aldın mı şimdi 10 puan kadından çok güzel bir yalnız kadın tavlama tüyosu işte al sana!....Tabii bu konu için istisnalar kaideyi bozmuyor!bu numarayı yutmayanlar da var muhakkak…


Deniz Uğur’la açılan konu elbette hepinizin tahmin edeceği gibi evli bir adamla yaşanan birliktelikti. Onların tellafuz ettiği isim “Tamer Karadağlı” idi. Ama beni fazla ilgilendirmeyen özel konuları genel olarak evli bir adamla aşk yaşamanın bir kadını nasıl etkilediğini, neler kaybettirebileceğini düşündürdü bana. Mesela ne çok evlilik var bildiğimiz; aslında içten sarsılmış çoktan, erkek durmadan aldatmış eşini yılar yılı. Fakat bir gün öyle bir kadına denk gelmiş ki duvara toslamış gibi adeta. Aşkını haykırmaktan, dünyaya duyurmaktan asla çekinmeyen bir ruh haline bile bürünebilecek kadar tutku yaşadığına şahit olduk çevremizdeki eşimizin, dostumuzun. Sonunda ne oluyor sorarım sizlere?? Kim suçlu?...

Kadın mı suçlu bu durumda?...yuva yıkan kadın mı oldu şimdi? Evli bir adamla yaşanan “yasak aşk” o kadına ne zordur kimbilir diye geçirdim içimden. Yanında olmasını istediğin an yanında olamayacağını, aramayı istediğin anlarda, sesini duymayı özlediğinde maalesef rahatça arayamayacağını bildiğin bir sevgilin olması ne zordur kimbilir. Ben hayatım boyunca büyük konuşmaktan korkmuşumdur. Hayatta her şey insanlar için, neden gelmişiz ki bu dünyaya zaten iyi kötü bir kaderimiz var yaşanacak elbet.Aşk öyle bir büyü ki, öyle bir büyü ki anlayamazsın!!!! Diye boşuna dememiş Deniz Seki.

O kadar tuhaf bir adrenalin salgısı ki ilk başlarında, onu görebilme arzusu, dokunabilme isteği, dünyanın durduğunu düşündüğünüz anlar , başında mantığını yitirirken sonunu düşünmeden delice , tutkuyla yaşayabilme arzusu aşkını.Ah ah..ne tuhaf şeysin sen aşk, ve neden kadındır daima en çok acı çeken aşk hikayelerinde evlisi, bekarı, zengini ya da fakiri kim olursa, ne olursa, nerden olursa olsun hep kadındır içi yanan, acı çeken hep daha çok fedakarlık yapan.Sonun da biterse bir şekilde “zaman” denen dünyanın en güzel ilacı tedaviye başlarken, erkek çoktan yeni hayatına başlamış, belki de yeni aşka yelken açmışken, kadın ise kendini toplamak, gücünü kazanmak için yalvarırken Allah’a;”keşke uyuyabilsem ve birkaç ay sonrasına yada bir yıl sonrasına gelebilse zaman” diye yakınırken bulunur.

Kimi zamanda o baştaki tutku; arzu, her şeyi göze alabilme bir temas, elde etme hazzından olsa gerek aniden erkeğin bir anda “mantıklı düşünmesini”, olmaması gerektiğini, yasak bir aşkın nelere yol açabileceğinin nedense “geç gelen idrakı “nedendir?

E be adam aklın nerdeydi, neden kadının aklını karıştırdın o halde ne istedin kadından?

Neden sadece kendi egolarını tatmin edinceye kadar erkekler özveride bulunurlar da kadınlar hayatları boyunca varlığını son damlasına kadar aşk uğruna feda etmeye göre programlanmışlardır. Her aşk acısının ardından verilen sözler, tekrar aynı yanılgıya düşmemek adına kadının kendine verdiği yeminler. “Zaman” dediğim o mucize ilacın maalesef genellikle bir de yan etkisinden de nasibini alan kadınlar, bir süre sonra sanki hafızası silinmiş gibi karşılarına çıkan başka bir tutku uğruna ( bu devamlı hissedilecek bir durum değildir ama) yeniden “sil baştan” aynı şeyleri yaşayarak acı eşiğini geliştirerek, daha da sağlamlaştırarak hayatlarını devam ettirirler.

Ben neden mi yazdım bunları? biz kadınlar aptal mıyız? Hayır! asla değil. Biz kadınlar anlaşılmayı beklerken bir gün, duygularımızla hareket ederken daima; şu yarını ne olacağı belli olmayan 3günlük dünyada oynamadan, yalansız riyasız yüreğini ortaya koymuş yaşayıp giden, kendimizden daha yürekli bir eşin bir gün çıkacağının umudunu asla yitirmeden yaşıyoruz sadece. İşte sanırım biz kadınların ayakta dimdik durmamızı sağlayan en önemli sebeplerden birisi de sanırım bu yürekli oluşumuz!..

Bir gün bizler gibi yürek çıkar umudu!!


Sevgiyle kalın;

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 635
Kayıt tarihi
: 26.03.08
 
 

Ben 1973 İzmir doğumluyum asıl mesleğim Halkla ilişkiler. Çeşitli organizasyon, şirketlere basın dan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster