Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ocak '09

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
438
 

Kadına darbe üstüne darbe!

Kadına darbe üstüne darbe!
 

19.01.2007


Toplumun özgürleşmesinin ve gelişmesinin, kadının özgürlüğünden ve gelişmesinden geçtiğini düşünen birisi olarak, bu kadar cahilliğe, kadının bu kadar yok sayılmasına, bu kadar baskılanmasına pes diyorum.

Namusun, insan olmanın erdemi kabul edilmesi gerekirken, hak ve hukukun çerçevelediği bir hayatın içinde durulmasını ifade etmesi gerekirken, kadının bacak arasına sıkıştırılmış bir kavram olarak anlam bulan bizim gibi cahil toplumlarda, bir darbe de Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığımızdan gelmiştir.

Mor Çatı Kadın Sığınağına devlet desteği kesilmiştir, üstelik de yasalarda 50 bin nüfusu geçen belediyelerin sığınak açma yükümlülüğüne rağmen. Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet ÇUBUKLU, 2005 de kurulan Beyoğlu Mor Çatı Kadın sığınağının, ilgili kaymakamlığın maddi desteğini çekmesi sonucunda kapatılma gerçeği ile karşı karşıya kaldığını, yasalarda yer almasına rağmen bütçe ayırmadıklarını, yüzü kızarmadan mecliste açıklayabilmiştir. Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı, kadını korumayacaksa neden vardır.

Kadın kimdir ki, o bir birey bile kabul edilmemektedir. Kadının yeri, ya kocasının evi, ya babasının evidir. Koca zulmünden baba evine gidebilenler, orada yaşadığı işkence gibi hayata rağmen şanslı olanlardır belki de. Ya sığınacak baba evi bile olmayanlar, ya da babası ve kardeşi tarafından öldürülecek kadar insanlık suçu(!) işleyen kadınlar, onları öldürme kararı alan ailesine nasıl sığınacaktır. Üstelik bu aile, namusunu temizledi diye toplum nezdinde el üstünde tutulacakken. Ne kadar çarpık ve iki yüzlü bir yapı...

Kadınların sığınacak, tutunacak dalları olmasın ki, kölelikleri devam etsin. Kadınlar, mutlu olmak için evlendikleri ve kurdukları hayatlarının içinde ezilerek yaşarken, sığınacakları bir yer olmasın ki, baş kaldıramasınlar. Onlar da bilsin ki, sokaklarda köpekler gibi öldürülürler, şayet zulüm içinde olan yaşamlarına boyun eğmezlerse. Sırtlarını dayayacak bir kurum güvencesi olmadan, kendilerine biçilmiş rollerde, kendilerine dayatılmış yaşamlarda, kendilerini yok sayarak, egemen güçlere boyun eğerek yaşamaları gerçeğini unutturmamak mı yoksa, bakanlığın görevi. Sokak hayvanları için bile ayağa kalkan halkım nerde? Nerde sivil toplum kuruluşlarım, sokak köpekleri gibi sokak ortasında katledilen bedenler serilirken yere.

Yoksa, biz kadınların, sokak hayvanları kadar bile değerimiz yok mu toplumumuzun gözünde. Kim biçti bize bu rolleri, kim ezdi- boyun eğdirdi bize böyle, kim unutturdu herkesin de sadece insan olduğunu ve eşit olduğunu ve herkesin kendi hayatı üzerine sözü olduğunu. Bazen isyan edesim geliyor, ben de erkek olmak istiyorum diye.

İnsan olamayan ne erkek olur, ne de kadın oysa... Bütün mesele, insan olabilmekte... O nedenle, aklımı başıma topluyorum yeniden ve iyi ki kadın duyarlılığında bir insanım diyorum...


SİZ ve ben bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Keşke işe erkekleri doğru dürüst eğitmekle başlasak. Gerçi kadını sığınma evine muhtaç bırakacak birisi eğitilir mi o da bilinmez! Eğer oluyorsa bunu yapsak da bu evlere hiç muhtaç olmasak! Yapılana gelince, ne denebilir ki?

A y s a n c a 
 20.01.2009 19:33
Cevap :
Yaşamımızdaki insanları insan olarak değil de, malımız gibi gördüğümüz sürece, bu insanlık dışı davranışlar ne yazık ki hayatımızda olacaklar. Gereken değeri ve önemi vermediğimiz insanlardan sevgi beklenmemeli ve sevgisizler diye de suçlanmamalı. Suçlu aranacaksa, insanlar kendi hoyratlıklarına dönüp bakmalılar öncelikle... Sevgi ve selamlarımla, senden ses duymak güzeldi, bunca zamandan sonra:)  17.02.2009 9:04
 

İsyanınıza duyarsız kalmam gerçekten imkansız ama yine de yorum yapmakta zorlanıyorum. Biliyor musunuz bu kadın sığınma evleri bana oldum olası hiç hoş gelmedi. Canımı sıkan ve biraz da midemi bulandıran bir durum. Kadın için sığınma evleri açmak zorunda kalan bir kültürde yaşamak gerçekten utanç verici bir durum. Katılamadığım diğer bir konu da devletin kadın sığınma evleri açma yükümlülüğünü def-i hacet kabilinden belediyelere yüklemiş olması da çok tartışmalı bir konu. Sorun o kadar derin bir sorun ki bence tüm kültürümüzü olduğu gibi çöpe atsak ve yeniden bir kültür geliştirsek en iyisini yaparız gibime geliyor. Her şeye rağmen isyanınıza katılıyor ve destek veriyorum. Sevgiler ve selamlar

Matilla 
 15.01.2009 14:25
Cevap :
Merhaba Sevgili Atilla, haklısın konu çok derin ve hep kanayan bir yara. Konu gözüme takılınca gazetelerde, aceleyle de olsa dikkat çekmeden geçmek istemedim, o nedenle de çok detaya inemedim. Ama inan kadın olmak çok zor bizim gibi toplumlarda. Toplumdaki herkesin, kadın üzerinde kendisinden daha çok söz hakkı var sanki, kurulan düzen bu ne yazık ki... Değişmesi gereken çok şey var. Umarım bir gün... Düzen böyle olmsa, hangi kadın hayatı paylaşamadığı, kendisini insan yerine koymayan bir adamla yaşar ki. Desteğin için teşekkür ediyorum. Sevgi ve selamlarımla.  16.01.2009 8:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 351
Toplam mesaj
: 95
Ort. okunma sayısı
: 1315
Kayıt tarihi
: 27.12.06
 
 

Her daim doğa ile yaşayan biriyim.. Çünkü işim doğa ile iç içe olduğu gibi evimizde de doğa ile bera..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster