Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
559
 

Kadına karşı şiddet = Toplumsal Kanser

Kadına karşı şiddet = Toplumsal Kanser
 

Kadınlarımız


Aşağı yukarı hergün gazetelerin üçüncü sayfalarının değişmez birkaç haber ve fotoğraflarının, "kadınlara karşı şiddetle " ilgili olduğunu görmekteyiz.. Şiddet diyorum ama esasında kurşunlama, bıçaklama, katletme hem de birkaç parçaya ayırma ile ilgili.

Yüzeysel bir inceleme yaptığımda gördüm ki, bu konuda yasal düzenlemeler var :

1) 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun.(14 Ocak 1998'de kabul edilmiş.)

2) Türk Ceza Kanunu Aile İçi Şiddetle ilgili maddeler.

3)  Medeni Kanun ve Aile İçi Şiddetle ilgili maddeler.

4320 sayılı yasanın kabulünden itibaren 13 sene geçmiş. Şiddet hiç hız kesmemiş.

Kadına karşı şiddet halinde başvurulacak merciler de var kuşkusuz.

1) İl Sosyal Hizmetler Müdürlükleri

2) Alo 183 Danışma Hattı

3) Sağlık Kuruluşları.

4) Polis Merkezleri, Jandarma Karakolları

5) Cumhuriyet Savcılıkları

6) Belediyeler ve Kadın Danışma Merkezleri

7) Barolar

8) Kadın Svil Kuruluşları (Mor Çatı Vs)

Ayrıca T.C. Başbakanlık - Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü gibi bir de resmi kuruluş ve Bakanlık da var.

Ülke dışında da Kadın Haklarını Koruyan ve Şiddete karşı örgütlenmiş Kuruluşlar var ve Ülkemizdeki benzer kuruluşlara destek veriyorlar.

Gelin görün ki, netice sıfıra yakın. Kadına karşı şiddet bir türlü önlenemiyor.

Yani kanun var, mevzuat var, kurum ve kuruluşlar var, uluslararası teşkilatlar var, kadına karşı şiddet durmuyor, her gün devam ediyor.

Öyleyse daha rasyonel tedbir gerek. Bu tedbir de " toplumdaki kadına karşı olan zihniyetin, geleneklerin, törelerin tamamen ve kökten değişmesi. Kısacası beyinlerin yıkanması, yeniden oluşturulması kelimenin tam anlamıyla GEREKLİDİR. Zorunludur. Çarelerinin hemen aranması lazımdır.

Bunlar nasıl yapılacak :

- Bıkmadan usanmadan bilgilendirme, propaganda , yazılı ve görsel medya yoluyla yapılacak yayın ve programlarla ve eğitimle.

Eğitim  iki ana arterde yapılmalıdır .

Birincisi Milli Eğitim Bakanlığının plan ve projesi dahilinde ilköğretim sınıflarında eğitim,

İkincisi ise Türk Silahlı Kuvvetlerimizin plan ve programı dahilinde Erlere verilecek eğitimlerdir.

Bu konuları, yarın ki (19 Kasım 2011) Dilek Pastanesi/Beyoğlu'nda saat 11.00 yapacağımız toplantıda detaylı olarak görüşmek dileğiyle.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Yılmaz Bey yorumuma cevabınızı şimdi okuyabildim. Bloğumuzda olmaktan burada sizlerle paylaşımlarımızı birlikte yapabilmemizden büyük keyif ve mutluluk duyuyorum. Son aylarda inanın yazmayı çok özlediysem de hayat yoğunluğu nedeniyle ara ara yazmaya çalıştım. Benim için yazmak önemli olan... Çok seviyorum inanın... Belirttiğiniz yerde de çoooook uzun zamandır yazmıyorum zaten. İş hayatımda esas görevime ilave olarak 3 ayda bir çıkartmaya emek verdiğim bir dergi var.Günlük iş akışımız yoğun. Trafikde geçen zamanım da cabası : öncelikli olarak ailemle oluyorum.Eve geldiğimde laptopumu bile açacak hal kalmıyor çoğu zaman. Ama son günlerde iyice eksiklik duymaya başladığımdan gene sarıldım yazmaya... Özellikle ilk göz ağrım bloğumuza geri dönebilmek için en azından bir saaatimi bu anlamda programlamaya özen göstermek istiyorum. Bu son dönemde bir sağlık sitesinde köşe yazılarım yayınlanıyor orada da 10-15 günde bir belki de yazabiliyorum diyebilirim. sevgiler

YEŞİM BUYURGAN 
 27.11.2011 15:23
Cevap :
Blogda sizin yazılarınızı görmek bizleri memnun ediyor. Arada bir " yazılarınızla merhaba demeniz" yeterli olacaktır Yeşim Hanım. Anlıyorum ki yoğun bir iş temposu içindesiniz. Haklısınız. Neşeli ve mutlu günler dileğiyle.   27.11.2011 23:45
 

Evlilik yanlış bir kurum ondan oluyor.60 yıl Julia Robertsle bile beraber yaşayamazsınız.Erkekl gidiyor.Geziyor,eğleniyor,yatıyor,kalkıyor.Kadın da insan.Kocasının parka bile göndermediği kadın bunalıyor gizli ilişkiye giriyor.Sorun evlilikte.Daha serbest olmak isteyenler için SSES evliliği yazdık(bkz.ALTIN YÜZÜK EVLİLİK PLATFORMU)Katı kuralları olanlar ikisi de aynı kafadaysa bugünkü gibi evlensinler ama ben serbest olmak istiyorum diyenler SSES evliliği seçmeliler.Bu evlilik uygulandığı zaman kadına şiddet biter.Senede yüzlerce kadın öldürülmekten kurtulur.

Kerim Korkut 
 27.11.2011 7:19
Cevap :
Kadına şiddet yalnız evlilikte olmuyor. Kızını saçma sapan sebeplerle döven,ezen babalar,erkek kardeşler var.Şiddeti önlemenin tek yolu "beyinlerin" resetlenmesidir.Başka bir yönteme itibar edemiyorum.Sizin fikrinize saygım var.Ama ben katılamıyorum.  28.11.2011 0:21
 

Bazıları yaptığı işin yanlışlığını domuz gibi biliyor.Kanunlar ve güvenlik etkisiz.Kadına şiddetin asıl nedeni namusturBazı kadınlar daha serbest olmak istiyorlar.Kocaları da onları cezalandırıyor.Kadınlar böyle karakterde kimselerle yobaz görüşlü deyip evlenmeyecekler.Tanıdığım birisi "Ben de arkadaşlarımla dışarıda gezip eğlenmek istiyorum.Kocamı seviyorum.Çocuklarıma bağlıyım.Hiçbir art düşüncem ve amacım yok.İsterse kocam da yanımda olsun. Komşuluklar,arkadaşlıklar,sinema,internet...ben yaşamak istiyorum ama kocam hiçbirine izin vermiyor.Çocuklarımız var ayrılamıyorum da" Söyleyin şimdi bu kadın ne yapsın?20 milyon evli çiftten 10 milyonu böyle.

Kerim Korkut 
 27.11.2011 7:10
Cevap :
Benim söylemek istediğim husus sadece beyinlere yerleşmiş yanlış zihniyetlerin silinmesidir.Şiddetin sebebini araştırmıyorum.Zaten şiddetin nedenini araştırmak bizleri çözüme götürmez.Sebep araştırmak şiddeti kabul etmek olur.  28.11.2011 0:24
 

Merhaba Yılmaz bey... Sizinle tanışmak güzeldi. Sizin o değerli fikirlerinizi toplantıda dinleme şansı bulduğum için mutluyum.Bir de beyinleri resetleyebilirsek daha da mutlu olacağım. Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 22.11.2011 21:16
Cevap :
Merhaba Ayşegül hanım, yorumunuz için teşekkür ederim.Ben de sizin gibi bir hanımefendiyi tanımaktan büyük bir mutluluk duydum. Sizleri tanıdıkça ülkemizin geleceğinin çok parlak olacağına inancım artıyor. Beyinleri resetlemek oldukça zor ama yavaş da olsa bir ilerleme kaydettiğimizi görüyorum. Son on yıldaki feminist fikirlerin erkeklerimizin beyin yapısını değiştirdiği bir gerçektir.Selamlar,ailenizle birlikte mutluluğunuzun daim olmasını dilerim.  23.11.2011 10:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 425
Toplam yorum
: 2146
Toplam mesaj
: 120
Ort. okunma sayısı
: 1001
Kayıt tarihi
: 26.01.10
 
 

1945 yılında Adana'da doğdum. Galatasaray Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster