Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '11

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
734
 

Kadına Şaşı Bakan İlahiyatçı

Kadına Şaşı Bakan İlahiyatçı
 

İnsanları anlamak, kolay olduğu kadar da zor. Çünkü kimileri olmadık bir yerde, olmadık bir sözle, “pişmiş aşa su katar”, ortalığı karıştırır, düzgün giden işlerde aksama yol açar.

Hoş, bunun tersi de olur! Bakarsınız, zor durumda olan, beklenmedik bir gelişmeyle düze çıkar.

Kimileri, nerede olduklarını, konumlarını düşünmeden, “kahve ağzı”yla konuşmayı, “ifade özgürlüğü” sanırlar. Bir de arkalarında siyasal bir güç olduğuna inanmışlarsa....

Onlar ki...

Meydanı boş bulmanın hevesiyle olmalı, “gemi azıya” alırlar. Düşünme, düşünerek konuşma/ yazma yetileri köreldiği için de, ne söylediklerinin farkında değildirler.

Onlar ki...

Aslında yalnız değildir; kendilerini alkışlayanların övgülerine “mazhar” olurlar. “Bizim söyleyemediklerimizi söylüyorsun” türünden “gaz verme”leri, doğru yolda olduklarına yorarlar. Övgülerin etkisiyle olsa gerek, ipe sapa gelmez sözleri de, “düşünce özgürlüğü”, “akademik özgürlük”le savunurlar.

Öyle bir algı oluşuyor ki, ne düşünürsen düşün, bunları dile getirmende bir sakınca yok; çünkü memlekette “düşünce özgürlüğü” var.

(Yıllar önce, bir fabrikanın yöneticisi olduğunu, 10 kişiyi idare ettiğini söyleyen, çocuğunu özel bir okulda okutan, “paralı eğitime” karşı olan, “parasız sağlık hizmeti” olması gerektiğini savunan bir yurttaş, eğitim özgürlüğünden söz ediyordu.

Ona bir soru sordum:

“Eğitim özgürlüğü var değil mi? İsteyen, istediği okulda parasız okumalı değil mi?

“Evet!”

“Memlekette gezi özgürlüğü var değil mi?

“Evet!”

“O zaman, bir THY bürosuna gidin, şunu söyleyin: Gezi özgürlüğü var, otobüs fiyatına İstanbul’a uçak bileti istiyorum.”

“....”
)

*****

Özgürlük, akla her geleni söylemek değildir.  

Özgürlüğü kafalarına göre anlayanlar, “kafa”sı başka türlü çalışanlardır.

Oysa “kafa” ile “mantık” arasında bir bağ kurmaya, bunu “gönül”le destekleme, sağlıklı düşünmeyi sağladığı gibi, kişiye “saygınlık” da kazandırır.

“Olumsuz tip”ler, kimden yana olursa olsun, hangi düşünceye destek veriyor görünürse görünsün, aslında “zararlı” dır.

Böyleleri, uzun vadede, “tehlikeli madde“ gibidir. 

***** 

Selçuk Üniversitesi’nden Prof. Orhan Çeker, kamuoyunda “’Hadım Yasası” diye bilinen tasarıyla ilgili olarak Haber Türk’te görüş “beyan” ederken, saldırıya uğrayan kadınlara hakkında ilginç bir yorum yapıyor:

“Kardeşim, sen dekolte giyinirsen, bu tür çirkinliklerle karşılaşman sürpriz olmayacaktır. Tahrik ettikten sonra, sonucundan şikâyet etmen makul değildir. Bu konuda suçu işleyenleri savunduğum anlaşılmasın. Elbette işlenen suç son derece iğrençtir. Lakin bu suçun işlenmesinde dekolte ve tahrik edici kıyafetler giyinen kadının da etkisi küçümsenmeyecek kadar büyüktür. Bu konuda tabii ki erkek suçludur, ama kadının da suçu göz ardı edilirse meseleyi çözümde yanlış adım atmış oluruz. Bu olayda her iki taraf da suçludur.”

Prof. Çeker, CNN Türk’ün canlı yayınında, yurttaşlardan destek aldığını söylüyor, daha bir kararlı konuşuyor: 

"Sözlerimin arkasındayım, kurumsal anlamda konuşmadım."

YÖK, inceleme başlattı.

Sonuç ne olur?

Bekleyip göreceğiz. 



TURGUT ÇELİK/ Mersin 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Dekolteciler" gizli eşcinseldir H. Melton, Purdue Üniversitesi Psikoloji Bölümü „Kadının dekolte giyim, makyaj vesair unsurlarla erkekleri cezbedişini doğru bulmayan ve bu cazibeyi kadının başına gelebilecek cinsel taciz ve tecavüzü makul gösterecek bir neden olarak kabul eden erkek davranışı klinik bir vakadır. Bu davranışta, kadının cezbetme gücünü şiddetli kıskanma duyguları yer almaktadır. Bu durum LATENT HOMOSEXUALITY denilen gizli eşcinselliğin en belirgin özelliğidir. Özellikle kapalı ve muhafazakar toplumlarda yetişen ve kendileri bizzat taciz ve tecavüze uğrayan erkeklerin ileri yaşlarda bu klinik bulguları göstererek kadınların cazibesini aşağılamaları yaygındır.“

Saime Eren 
 04.03.2011 19:31
Cevap :
Saime Hanım. Yaşamın getirdiği, bir anda ortaya çıkan bir sağlık durumu nedeniyle, bir süredir, internetten, Blog’dan uzak kaldım. Ancak bugün Blog’a girdim, günlerdir bekleyen yorumlarını gördüm. Yorumunuz için teşekkür ederken geç kalıştan kusura bakmayın demek isterim Saygılar, selamlar  13.03.2011 19:53
 

Profun dediklerini demesi düşünce özgürlüğüne girer. Neden onu o kapsamda görmediniz bilemiyorum. Aptalca da olsa dahice de olsa düşünce düşüncedir. Başbakan, Arap kadınları gibi olmak istemiyorum diyen chpli Arıtman'a 'tornadan çıkmış gibisiniz' demişti. Açıklamasında arap kadınlarını koruyan zatı muhterem, neden acaba bu profa her iki saatte bir yaptığı laf salatası konuşmalarından birinde yer vermedi, ve profa 'öyle bir toplum şeriatta olur, biz çağdaş bir toplumuz' demedi. Demedi çünkü muhtemelen aynı düşünüyor. Bu gibi badem bıyıklı adamlar düşüncelerini bol bol ifade etsinler ki, toplumumuz ne tür bir topluma gebe bırakılmak istendiğini anlasın.

Erdal Aydın 
 24.02.2011 3:47
Cevap :
Değerli Felsefice...Son cümle her şeyi anlatıyor. Teşekkür ederim. Saygılar, selamlar.  25.02.2011 10:04
 

Prof. Uzmanlık alanına giren bir konuda fikir beyan ediyor... Bu fikrin alt yapısa da dinimizde ve İslam kültüründe var... Biz laik bir anlayışa göre değilde İslami - Şeriat- anlayışına göre yönetilseydik, bu veya buna benzer durumlar yaşam biçimimiz olacaktı... Recm uygulamaları, kadınlara verilen cezaları şeriata yakın uygulamaları günümüzde de görmekteyiz...Atatürk devrimlerinin büyüklüğü ve çağdaşlığı işte burada karşımıza çıkıyor... Prof'u suçlamak yerine bu sistemi ülkemize getirmeye çalışan siyasi anlayışlara kızsak daha iyi olur... Prof. her şeyi söyleyebilir, fikir beyan edebilir, bu konular onun akademik alanıdır...Biz , tepki yönünden yanlış adresteyiz diye düşünüyorum...İslam kültürüyle, dinimizle prof'un söyledikleri örtüşüyor... Biz prof'u suçlarken, suçlayacağımız olguların üstünü de örtmüş olarak, toplumu yanlış yönlendirmişte oluyoruz... Kısacası özet olarak, şeriat gelirse dinsel hükümler geçerli olacağından Prof'un dedikleri geçerli olacaktır...Selam

Erdoğan Şahin 
 22.02.2011 20:09
Cevap :
Erdoğan Bey.... "Prof'u suçlamak yerine bu sistemi ülkemize getirmeye çalışan siyasi anlayışlara kızsak daha iyi olur" demenize katılmamak mümkün mü? O Prof, yarın öbür gün milletvekili olsa, aynı düşünceleri taşıyacaktır. O zaman, böyle şeyleri açıkça söyler mi, söylemez mi, bilmeyiz. Katkınız için teşekkür ederim. Saygılar, selamlar.  23.02.2011 16:34
 

Bu ülkede sadece dekolte giyenler tecavüze uğramıyor ki. Kadın örtünse bile tecavüze uğrayabiliyor. Amaç erkeklere sapık gibi bakarak dekolteli kadınlara mı yöneltmek. Bu ifade insanlığa hakarettir. Sağlıcakla...

Ali Haydar ÖZKAN 
 21.02.2011 19:21
Cevap :
Ali Haydar Bey... Bazen denir ya: "Memlekette insanlık mı kalmış?" "Ayıp"tan, "insanlık"tan nasibini almamışlar, bize bunları bize daha çok anımsatır. Saygılar, selamlar.  22.02.2011 13:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2459
Toplam yorum
: 2830
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2352
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

İspir, hem doğum yerim, hem memleketim. Emekli Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim. Dil ve Tarih-..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster