Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Kasım '12

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
444
 

Kadına sevgi sopanın ucunda başlar

Kadına sevgi sopanın ucunda başlar
 

Kadın


“Yorumlarım ve Duygularım/Sevgi Ünal’a

Emine PİŞİREN

Dünyada ve Yurdumuzda maalesef, kadına şiddet sadece fiilen gerçekleşmemektedir.
En ağır şiddetin sözel şiddet olduğunu düşünüyorum. Zira, el yarası geçer de dil yarası geçmez. Kırık bir testide su taşınmayacağı gibi kırık bir kalpte de sevgi nasıl taşınır ki?

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla bir rapor hazırladı.”6 Yılda 4190 Kadın Öldürüldü, 3074 Kadın Tecavüze Uğradı”

Bu çok fahiş ve önemli bir toplumsal sorunumuzdur.
İnsan Hakları Derneğine yapılan başvurular üzerinden hazırlanan rapora göre her 100 kadından 16'sı cinsel şiddete uğruyor.

2005 ve 2011'nin ilk 8 ayı içerisinde tecavüze uğrayan 3 bin 74 kadın yargıya başvurdu. Taciz gerekçesiyle başvuran kadın sayısı ise 3 bin 320. Rapora göre, 2005-2011 yılları arasında, 110 binin üzerinde kadının cinsel saldırıya maruz kaldığı tahmin ediliyor. Fakat mağdur kadınların yüzde 40'ının aile, akraba, sevgili ve törelerden korktukları için şikâyetçi olmadıkları belirtildi.

Eğer dikkat ederseniz, eski Atasözlerinden de, deyimlerimizde de kadını aşağılayıcı, itici, vs sözel şiddete teşvik ve tahrik edici sözler vardır. Örneğin;
“Karnından sıpasını sırtından sopasını eksik etmeyeceksin.”
Eril batıl düşünceye göre “sürekli” kadının gebe bırakması; aynı zamanda da sadist şiddetin uygulanacağı bir karıları olmalı. Erkeklik -egemenlik böyle bir şey sanki onlara göre.
Daha çocuk yaşlarda aile içinde eril düşünceye hak verilir-yetki verilir: Çemberin dışına çıkarsan toplum mimler ve dışlar kadını.
Bakar mısınız şu absürt sözlere?
“Kedinin bacağını baştan ayırmak”,
“Kocandır döver de sever de”,
*
Ne bu yahu? Sanki pazardan sürülmelik öküz ve saban almış-vermişler gibi.
Anadolu’da sıklıkla söylenen bir özlü sözümüz vardır:
“Kızını dövmeyen dizini döver.”
Kadın daha baba-evindeyken şiddete ve dayağa alıştırılıyor. Koca evinde de benzer uygulamayla cinsel ve fiziksel şiddete dayalı geleneklerimiz süregelmiş ve spontane şiddetin gelenek gibi algılanmasının ve kadınların boyun eğmesi doğal görülmüştür.
*
Bizim toplumuzda maalesef kadına adaletin terazisinde de eşit davranılmamıştır. Ataerkil kültürün sürekli eleştirel düştüğü noktadan başlayan eril dil ile kadına kurulan tahakküm ve baskı halen doğuda da TÖRE CİNAYETLERİ ile kendini duyurmaktadır.
Hiç unutmam bir gün TV de şöyle bir kareyi şaşkınlıkla izlemiştim.
—Adana’da Sokak ortasında kocası karısının kafasını baltayla keserek öldürürken oradan geçmekte olan polis olayı sadece izlemişti.—
Ve kadın herkesin gözleri önünde can çekişerek ölmüştü.
Bu nasıl bir şeydi?
Vahşeti izleyenleri de, polisi de, kameraya çeken TV kanalını da eleştirdim. Haberlerdeki bu kan kokusu ile rant sağlayan insanlara öyle tepkiliyim ki, anlatamam. Yahu hiç kimse de mi eline bir taş veya sopa geçirip adamın kafasına indirip cinayete, vahşete bir DUR diyemedi?
O kameraman korku filmi çeker gibi bir eyleme imza atacağına kamerayı fırlatsaydı ya adamın kafasına…
ERKEK YA… DÖVER DE SEVER DE, HATTA ÖLDÜRÜR DE, öyle mi?

Sevgili Kalem Dostu Sevgi Hanımcığım,
İnanın bu yazınızla o kadar içlendim ki, anlatamam. İçimde var olan ne varsa dökmek istiyorum.
Çeşitli dünya ülkelerinde de kadına verilen değeri, Hollandalı Prof. Dr. Mineke Schipper adlı yazar, “Erkek Acı Çeker Kadının Ruhu Duymaz” adlı kitabında 16 binden fazla atasözünü derlemiş ki, her biri insanın dudağını uçuklatacak derecede hem de, inanın.
İzninizle ben o kitaptan bir kaçını yazmak istiyorum:
AMERİKAN SÖZLERİ:
“ Gonklar gibi kadınların da düzenli olarak dövülmeleri gerekir.”
“Kötü kadının da, iyi kadının da sopaya ihtiyacı vardır.”
“İyi atlar için de, kötü atlar için de mahmuz gereklidir; iyi kadınlar için de, kötü kadınlar için de kırbaç gereklidir.”
İNGİLİZ SÖZÜ:
“Bir kadın, bir köpek ve bir ceviz ağacı, bunları ne kadar çok döverseniz o kadar iyi olur.”
JAPON SÖZÜ:
“Genç bir zevce kocasının evinde bir yankı ya da bir gölge olmalıdır.”
KORE SÖZÜ:
“Dövülen kadın daha iyi bir zevce olacaktır.”
“Kadına sevgi sopanın ucunda başlar.”
ÇİN SÖZÜ:
“Sopayla dövmek erdemli zevceler oluşturur.”
ERMENİ SÖZÜ:
“Karınıza kötek atmazsanız, kendini daha şimdiden dulmuş gibi hisseder.”
ALMAN SÖZÜ:
“Kavgacı bir kadın dayağı hak etmiştir.”
“Güzel kadının bedeninde Şeytan vardır.”
AFRİKA SÖZÜ:
“Karınızı düzenli bir biçimde dövün; neden dövdüğünüzü siz bilmeseniz bile, o bilir.”
RUS SÖZÜ:
“Tanrı zevcesini dövenin rızkını artırır.”
İSVEÇ SÖZÜ:
Bir zevceye vurmak bir un çuvalına vurmak gibidir: iyi olan dışarı çıkar, kötü olansa içeride kalır.”
LEHİSTAN SÖZÜ:
“Bir fındık, bir çiroz ve genç bir zevcenin iyi olmaları için dövülmeleri gerekir.”
*
Eğer bir kadını, GONKA, UN ÇUVALINA benzetiyorsa bir ülkenin er kişisi, AT sanıp mahmuzlamak da istiyorsa, KÖPEK ve CEVİZ ağacıyla bir tutuyorsa kırmak için, o EMPERYAL eril itleri bir de FINDIK ve ÇİROZ gibi kadını dövmek için yarışıyorsa kimi aydın sandığımız dünya ülkeleri gibi...Ben daha ne yazayım ki Sevgi Hanım?

Siz kısaca özetlemişsiniz zaten:
“Bütün kadın cinayetlerinin dava sonucu böyle olmadır: İNDİRİMSİZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET
Bakalım o zaman o kırılasıca elin kalkacak mı behey gafil!”
Diye…
Ve bu yaşımda şu gerçeğe tanık oldum: Dünyanın farklı ülkelerinde ırkları, dilleri, dinleri, kültürleri farklı olan erkeklerin, yeri gelsin veya gelmesin mevzu-bahis ‘kadın’ olunca aynı dili kullandıklarını görmekteyiz.
En Modern ve Aydın Olarak Gördüğümüz Hollanda Erkeği Bile, “Erkeklerin konuştuğu yerde, kadınlara susmak düşer,” diyebiliyorsa bir Türk Erkeği hayli hayli kadına fiili ve sözel şiddeti kendince haklı görecektir.
Kadın neden hor görülmüştür?
Kadın neden hep erkeğin arkasında önemsiz ve sözü geçersiz bir varlık olarak bilinmiştir?
Ben bu sorulara yanıt aradığımda işin içinden tek bir cümleyle doğruya ulaşıyordum.
“Hastalıklı gen, eril düşüncede nesilden nesile geçmektedir.”
Kısacası, kadın söz konusu olunca şark ve garp kültürü de fark-etmiyor. Hastalıklı genetik şifre geleceğe taşındığında, eril karakter rengindeki farklılık bu düşüncemi doğrulamaktadır.
İlkel ve kültür seviyesi düşük olan ülkelerde ve kırsal kesimlerde de buna “haremlik selamlıkla” ve “eksik etek” “saçı uzun aklı kısa” vs deyimleriyle kadına verilen değeri, kadının ötelenmesini görmekteyiz.
Asırlardır kadın aşağalanmıştır işte…
Elinize-yüreğinize sağlık.
Umarım dünya bir gün düzelir. Aksi halde Koreli erkeklerin,

"Kadına sevgi, sopanın ucunda başlar," söylemlerindeki gibi cins ayrımları olacaktır. Ve ataerkil egemen bir yapının kadına yönelik şiddetler daha da artacaktır.
Teşekkür ederim emeğinize.

Selam ve sevgiyle.

 

Emine PİŞİREN
26.11.2012

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 73
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 1209
Kayıt tarihi
: 02.11.08
 
 

Kayseri- Develi doğumluyum. İlk- orta- lise ve üniversiteyi istanbul'da bitirdim. Kültür Bakanlığ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster