Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ekim '13

 
Kategori
Sivil Toplum
Okunma Sayısı
1820
 

Kadına şiddete son! Mor Çatı'da neler oluyor?

Kadına şiddete son! Mor Çatı'da neler oluyor?
 

Her 4 kadından biri fiziksel şiddet, her 2 kadından biri de duygusal şiddet görüyor.


Kadına dair her türlü şiddet, taciz, eziyet, ayrımcılık midemi bulandırıyor. “Biz dünyaya başka bir cinsin şamar oğlanı olmak için gelmedik!”  diye haykırasım var.  Çocuk İstismarına Hayır derken ne hissediyorsam, bunda da zerre kadar azı yok, fazlası var.

Sesi benden daha gür çıkanların yanına gideyim de, beraber bağıralım diye düşünüyordum. Mor Çatı  geldi aklıma. Mor Çatı’yı duymayan kaldı mı ?

Kaldıysa bir de benden dinleyin o vakit.

“Kadın hareketinde 1987 yılının ayrı bir önemi var. Türkiye’de kadınların erkek şiddetine karşı ilk başkaldırısı bir grup feminist tarafından bu yıl içinde örgütlendi. Çankırı’da bir yargıç, “kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmemek gerekir” diyerek bir kadının boşanma talebini reddetmişti. Bu karar bir dizi eylemin de başlangıcı oldu. Dayağa Karşı Kadın Dayanışması adı altında Türkiye’de egemen zihniyeti derinden sarsan eylemler gündeme getirildi. 1989'da Mor İğne Kampanyası, 1990'da Bedenimiz Bizimdir ve boşanma eylemleri, tabi ki Dayağa Karşı Kadın Dayanışması Kampanyası kadın kurtuluşu için mücadelenin o dönemdeki yapı taşlarını oluşturdular. 

Kampanya sürecinde ortaya çıkan tanıklar, karşılaştığı şiddet nedeniyle avukat, doktor, kalacak yer talep eden kadınlar, dayanışma ağlarının oluşturulmasını zorunlu hale getirmişti. 1989 yılı Ocak ayında şiddete maruz kalan kadınların hukuksal ve pratik destek alabilecekleri bir telefon ağı oluşturuldu. Ancak bir süre sonra dayanışma ağlarının da yetmeyeceği, bir sığınağın gerekli olduğu somut biçimde ortaya çıktı. Şiddetle yüz yüze olan kadınlarla dayanışmayı sürdürmek, aile içindeki şiddete karşı mücadeleyi yaygınlaştırmak amacıyla 1990'da Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı kuruldu. “

 

 

Mor CatiMor Çatı’nın kuruluşundan bu yana gerçekleştirdiği çalışmaların temelinde her türlü ayrımcılığa ve önyargıya karşı gelmek var. Yaşı, dili, ırkı, sosyal çevresi, kültürü ne olursa olsun şiddete uğrayan kadınlara yardım etmek öncelikli. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın İstanbul Taksim’de bir genel merkezi bir de yeri gizli tutulan kadın sığınağı var. Vakıf merkezinden yürütülen çalışmalar şu şekilde:

Gönüllü dayanışması: Mor Çatı’ya, yaşadıkları şiddet nedeniyle başvuran kadınlarla genellikle önce telefonda görüşülür. Ardından yapılan yüz yüze görüşmede, seçenekler birlikte gözden geçirilir, şiddetin sorumlusunun kadınlar olmadığı vurgulanır. Kadınlar, kendileri ile ilgili en doğru kararı yine kendileri verecektir. Mor Çatı gönüllüleri kurtulmuş kadınlar değildir. Bu nedenle bizler, başvuru alırken kendi önyargılarımızı, değerler sistemimizi de sorgularız. Mor Çatı’da gönüllü olmak için atölyelere katılmak gerekir.

Psikolojik destek: Şiddet yaşamanın getirdiği umutsuzluğu, suçluluk duygusunu, utanç ve korkuyu yenebilmek, yeni yaşam seçenekleri oluşturabilmek için Mor Çatı’da psikolojik danışmanlık sağlanır. Bu alanda çalışma yapan herkesin öncelikle hiçbir kadının şiddeti provoke ettiğine, ya da bunu hak ettiğine inanmaması beklenir. Kısacası şiddet gören kadınlara destek verecek psikologların kadın bakış açısına sahip olmaları gerekir.

Hukuksal destek: Şiddete uğrayan kadınların büyük bir çoğunluğu, yasal haklarını ve bunları nasıl kullanacaklarını bilememektedir. Kadınların bu ihtiyaçları gönüllü avukatlarımızın verdiği hukuksal danışmanlık ile karşılanmaktadır. Hukuk alanında çok sık gözlenen bir durum, uygulayıcıların kadından yana olmayan yaklaşımları nedeniyle var olan yasalardaki olumlu hükümlerin bile uygulanamamasıdır. Bu nedenle hukuksal danışmanların da kadın bakış açısına sahip olması büyük önem taşır.

Tüm bunları neden yazıyorum? Çünkü ben bir kadınım, anneyim. Büyüttüğüm bir evlat var daha da önemlisi büyüttüğüm çocuk bir erkek çocuk. İlerisi için kadın cinsine şiddet uygulama ihtimali olan bir varlık.  Benim çocuğum yapmaz, benim kocam yapmaz, benim erkek kardeşim yapmaz , benim sevgilim yapmaz bakış açısından önce şunu düşünelim. Türkiye’de her 4 kadından biri fiziksel, her 2 kadından biri ise duygusal şiddete uğruyor.

O yapmaz, bu yapmaz. Peki Türkiye’de neden 110 kadın sığınağı var? Daha da fenası, şiddete dair istatistiklere göre bu sayının 75.000 – yazıyla yetmiş beş bin- olması gerekiyor. Birileri yapıyor bunu, üstelik bana bugüne dek olmadı, bundan sonra olmayacak dersen garantin ne derim sana ?

Tüyler ürpertici!

Hepimiz sırça köşkelerimizde oturuyoruz. Elimizden geldiğince evlatlarımızı bu ve benzeri vicdansızlıktan uzak duracak şekilde yetiştirmeye gayret ediyoruz. Belki de yetmiyor. Belki de sadece kendi ev sınırlarımıza dönüp bakıyoruz. Belki daha fazlası için elimizi taşın altına koymamız gerekiyor. Duyduklarımızı, bildiklerimizi anlatıyor, es geçmiyor olmamız lazım. İnsanın yaptığı yardımları anlatması, bununla övünmesi  bana ters geliyor. Ama bazen gücümüzün yetmediği noktada yardım istemeli, bunu hangi yardımı büyütmek için istediğimizi de anlatmalıyız.

İşte bu düşüncelerle Mor Çatı’nın kapısını çaldım. Vakfın gönüllü Psikolojik Danışmanlığını yapan, aynı zamanda da Mor Çatı Vakfı gönüllülerinden biri olan Uzm. Psk. Feride Yıldırım Güneri ile sohbet ettik. Bana Mor Çatı’nın kuruluşunu, amacını, gönüllülüğü, nelere ihtiyaç duyduklarını anlattı. Devletin ve Aile Bakanlığı’nın da sığınakları olduğunu söyledi. Devlet tüm sığınakların kendisine bağlı olmasını, böylelikle ikametgaha dayalı sistemle tüm vatandaşlarını takip edebilmeyi istiyor, ancak her başvuranı alamıyormuş. Sığınan kadınlarımızın yanlarında çocukları da oluyor. Oysa devlet 12 yaşından büyük kız çocuklarını kabul ederken, erkek çocuklarını kabul etmiyor. 12 yaşından büyük erkek çocuğun annesi sığınağa girerken erkek çocuklar Sosyal Hizmetler’e devrediliyor. Bence 12 yaş hala çocuk, nereye gitsin evde şiddetten annesiyle beraber kaçan çocuk?

Bireysel olarak çalışma isteklerimi anlattım, benim gibi düşünen ve yardımı büyütmeyi amaçlayan çevremi nasıl harekete geçirebileceğimi sordum. Feride Hanım örnekler verdi, bir sonraki yazımda detayıyla anlatacağım.

Sena Baran

Dorikus.com

Facebook.com/Dorikus

Twitter.com/SenaBrn

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 4983
Kayıt tarihi
: 01.03.12
 
 

1978 doğumlu, Uluslarası ilişkiler mezunu, uluslarası lojistik uzmanı, sosyal medya meraklısı, bl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster