Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mart '17

 
Kategori
Dünya Kadınlar Günü
Okunma Sayısı
269
 

Kadının 1 erkeğin 364 günü

Kadının 1 erkeğin 364 günü
 

Bugünü daha güzel bir hale getirebilmek için şimdisinde pek fazla birşeyi olmayan toplumların, geçmişlerine takılarak kendilerini güzel göstermeye çalışmak gibi dikkat çekici bir özellikleri vardır. 
 
Bu yöntemi, hem çok kolay olması; hem kendi kendimizi kandırmaya son derece elverişli oluşu; hem de aynı zamanda sanki derin bir tarih bilincimiz varmış da ondan böyle yapıyormuşuz gibi görünmemize yaradığı için çok severiz.
 
Konuyu somutlaştırmak için kendimizden bir örnek vermemiz gerekirse şunu söyleyebiliriz :
Sapanca'da yoldan birini çevirip iki muhabbet etseniz laf döner dolaşır bir şekilde " Şu tepeler var ya şu tepeler oralarda dedemin bir yerleri varmış ki sorma. Sabah namazdan sonra dedem bir çıkarmış yatsıda anca geri dönermiş. " noktasına geliverir.
 
"Kışlık odun ve erzak o yerlerden sağlanır, evin geçimi için gerekli olan para o bahçelerden toplanıp satılan meyvelerden kazanılır ve dünya sizin olsun Sapanca bize yetermiş o zamanlar." diye de devam eder, gider mevzu.
 
Bu tür muhabbetler yaparken önü alınmaz şekilde garip bir hallere girer, sanki dedelerimizin Sapanca'yı daha güzel bir yer haline getirmek için yaptıkları onca şeyde bizim de bir payımız varmış gibi kasım kasım kasılmaya başlayıveririz. 
 
Memleketteki kadın meselesi de bundan pek farklı değildir. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü gelince en azından bir günlüğüne de olsa yılın geriye kalan 364 gününde erkek bir dünyayı renklendiren bir figürmüş gibi gördüğümüz kadınları övgü dolu sözlerle mutlu etmeye çalışırız.
 
Bu noktada tarih hemen yardımımıza yetişir ve kendimizi ifade etmek için ihtiyaç duyduğumuz klişeleri bizim için tozlu raflarından anında çıkartıp koyar önümüze.
 
 Hemen aşağıda okuyacağınız muhabbetlere başlarız :
 
"5000 yıllık tarihe malik Türk milleti, tarihi boyunca hem töresinde hem de inancında kadını ilahi bir varlık olarak tanımlamıştır. Türk Destanları'nda ve felsefesinde kadın, sosyal birliğin yapı taşı olan aile olgusunun temelini aldığı esas unsur olarak ele alınmıştır. Bu durum İslamiyet'in kabulüyle beraber" Cennet'in ayakları altına serildiği "imgesel bir boyuta yükselmiştir. Bu boyut, modern batı düşüncesinin kaynağı olarak görülen ve kadını" Doğanın kusuru olarak tanımlayan " Aristo Mantığı'nın çok üzerinde bir seviyedir. 
 
Yıkılan bir imparatorluğun küllerinden modern bir Cumhuriyet inşa eden Atatürk, Türk Kadının yeni ve çağdaş toplum içindeki yerini alması için kadına büyük önem vermiştir. Atatürk sayesinde Türk Kadını, gelişmiş pek çok dünya ülkesinden çok daha önce haklarına kavuşmuştur." türünden tarihi örnekleri 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne özel sıralayıp dururuz arka arkaya.
 
Kadın yaratılışını erkek yaratılışının bonusuymuş gibi gören bakış açımızı en azından bir günlüğüne rafa kaldırmak pek hoşumuza gitmese de " Kadınlar çiçektir. " manasında mesajlar vererek adete yerini buldururuz.
 
Rekor seviyede genç kadın işsizliği olan bir memlekette " İşsizlik, kadınlar iş aradığı için yükseliyor. " diyenlerin oranıyla; kadınların gülmelerinden dahi rahatsız olanların oranının birbirine eşitleniyor oluşu modern dünyada kendimizi konumlayacağımız yeri çaktırmadan bize gösterirken; garplı bir görüntü ardındaki şark kurnazlığımızın kendini bir şekilde ele vermesini ne kadar uğraşsak da engelleyemiyoruzdur.
 
8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün her yıl ortaya koyduğu o kadar yeni çelişkilerle karşılaşıyoruz ki; artık pek de öyle şaşırmıyoruz aslına bakarsanız.
 
Örneğin 8 Mart Sabahı kadın çalışanlarına çiçek dağıtan bir patronun iş görüşmesinde kadın iş adayına sorduğu " Erken dönemde çocuk sahibi olmayı düşünüyor musunuz? " gibi bir soruya kadın adayın cevap verirkenki mahçup haliyle; aynı pozizyon için başvuran erkek adayın karşılaştığı " Askerliğinizi yaptınız mı ? " sorusuna cevap verirken ki gururlu hali arasındaki 7 farkı bulmak zor gelmiyor mesela hiçbirimize.
 
Hele aşağılamak ve hakaret etmek istediğimiz birine edeceğimiz küfürlerin anne imgesi üzerinden olmasına dönük hassasiyetimiz artık o kadar normalleşmiş vaziyettedir ki; böylesi hakaretamiz ifadeler kulağımıza sinkaflı bir cümlenin gizli olmayan özneleri, nesneleri gibi gelmeye başlamış bir durumdadır. Yaratılışın kadına biçtiği onca güzel ve ulvi role rağmen küfür edebiyatı denen şeyi kadın imgesi üzerine kurmamız bile ne kadar büyük tecavüzcüler olduğumuza kanıt olmaya yetiyor da artıyordur bile aslına bakılırsa.
 
Kadın konusunda tüm bunları göz önünde bulundurunca insan, iyi ki 5000 yıllık bir tarihimiz ve iyi ki Atatürk gibi bir liderimiz varmış da bu konudaki şimdilerimizin tüm eksiklerini onlara ait şeyleri anlata anlata kapatabilecek olduğumuzu sanıyoruz, 364 günü erkek olan dünyamızda.
 
Şu tepeler var ya şu tepeler dedemin oralarda ne yerleri varmış bir zamanlar var ya öyle böyle değil; sabah namazdan sonra bir çıkarmış ancak yatsıdan sonra eve dönebilirmiş. Aynı bir zamanlar bu güzel ülkeyi kuran Yüce Atatürk'ün kadını bu modern ülkenin kuruluş felsefesinin tam da merkezine koyan bakış açısının heryerde hakim olduğu gibi !
Siz bu yazıyı okurken 1 günlük Dünya Kadınlar Gününüz geride kalacak ve 364 günlük erkek bir dünyanın normal döngüsüne geri dönmüş olacak olsak da Dünya Kadınlar Gününüz kutlu olsun, öyle bir dünya varsa tabi !

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 272
Kayıt tarihi
: 26.07.14
 
 

Sapancalı, Üniversite mezunu, satış pazarlama sektöründe çalışan Errare Humanum Est ve Dum Spiro ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster