Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ocak '20

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
127
 

Kadının Gücü

 

 

Atatürk de insandı;

                ama mangal kadar

                               yüreği vardı.

                                        H. Esat Yavuztürk

                               (Özgürlüğe Çağrı Destanı)*

 

                Haftalık yazılarımı dikkatle okuyup duygu ve düşüncelerini mutlaka bana ileten değerli dostlarımdan biri de sayın yazar H. Esat Yavuztürk

                Kendi yaşamöyküsünü çok gerçekçi bir dille anlattığı Umut Peşinde adlı romanından söz etmiştim. Bir değil, birçok kez hem de… Öyle etkili ve unutulmaz sahneler var ki o romanda, başkalarının da duyup okumasını istedim çünkü.

                Değerli yazar dostum, 30 Kasım 2019 günlü iletisinde:

                “MİM 244 nolu yazınızı merakla okudum yine. Çocukluk ve okul anılarınızı anlatıyorsunuz heyecanla. Çok değerli anılar... Zevkle okunuyor.

                Yazının başına aldığınız Hatice Kültür’e ait güzel şiirle ilgili bir yorumum olacak:

                Ferdi çalışmada tohum sulanırsa bol ürün alınır. Çiftçi, bilgi ve çalışma gücü oranında başarılı olur. Genelde ise içinde bulunduğumuz çarpık düzenin etkisiyle umulan ve beklenen verim elde edilemez.

                Şiir, öğretmeni bir çiftçi gibi düşünüyor. Dolayısıyla ülkemizde umulan ilerlemenin elde edilemeyişinden öğretmeni sorumlu tutuyor. O güzel öğretmenlerimizi…

                Hüseyin Bey, sevgili hocam! Öğretmelerimizi suçlamaya yüreğim elvermiyor benim. Bu koşullar içinde eli kolu bağlanan öğretmenim ne yapsın?

                Siz de görüyorsunuz işte! 2020 yılı bütçesinde zirve yine “Diyanet”in…  Oluk gibi para akarken camilere, okullara yine yok... Bu durumda ne yapsın öğretmenlerimiz?

                Yarı aç, yarı tok olduğuna aldırmadan yine de görevini yapıyor o.”

                O yazımıza onca öğretmen dostumdan hiçbir yanıt gelmedi ama sadece ilkokulda okuyabilmiş, ortaokulu ve liseyi yıllar sonra dışarıdan bitirmiş H. Esat Yavuztürk böyle yazdı işte!

                Varsa bir itirazınız, buyurun. Hodri meydan!..

                Sanmayın ki, yalnızca bu yazı için bir ileti gönderdi dostum.

                Memleketimden İnsan Manzaraları 249 nolu yazımızda, değerli yazar hemşerim Nadir Elibol’un bir iletisinde:

                “Bence, sizler gibi tüm güzel insanların sanatkârları; o akıllı, becerikli, görgülü analar ve eşlerdir.” sözüne yer vermiştim.

                Yazarımız H. Esat Yavuztürk, 6 Ocak 2020 günlü iletisinde:

                “Sayın Hocam, MİM 249’da güzel ve öğretici anılara yer vermişsiniz yine. Ama beni en çok etkileyen şu cümle oldu:

                “Bence, sizler gibi tüm güzel insanların sanatkârları; o akıllı, becerikli, görgülü analar ve eşleridir.”

                Evet, o becerikli analara, o akıllı eşlere ben de çok saygı duyuyorum. İlişikte size bu konudaki duygu, düşünce ve görüşlerimi anlattığım “Kadının Gücü” isimli küçük bir yazı gönderiyorum.” diyordu.

                Çok severek okuduğum bu söyleşiyi bakalım siz de beğenecek misiniz?

                                                               KADININ GÜCÜ

                “Kadın haklarının eskiden beri nasıl gasp edildiğini birçok okur bilir. Konunun geçmişini ve gelişimini göz önüne getirirsek, sorunu daha iyi anlayabiliriz:

                Tüm canlılar, nesillerinin devamı için eşleşmek zorundadır. Canlılar dünyasının en akıllı ve en vahşisi olan insan da eşleşmek zorundaydı. İlkel dönemde de olsa, hamile kalan dişinin avlanması hatta kendini koruması bile zorlaşır. Doğumdan sonra da biricik yavrusunu korumak zorunda kalan dişi, fizikçe daha güçlü olan erkeğin yardımına muhtaçtır. Bu yardımdan dolayı da bir minnet borcu olarak erkeğine saygı duyması kendiliğinden olur. Eşine yardım eden, onu koruyup kollayan erkek de, dolaylı olarak bir üstünlük duygusuna kapılıp egemenlik kurmuş.”

                Bu güzel girişten sonra yazar, ilk çağlarda insanların nedenini bilemedikleri doğa olaylarını çeşitli tanrıların yarattığına inandıklarını, dolayısıyla çok tanrılı bir dönem yaşadıklarını anlatıp şöyle devam ediyor:

                “Tek tanrılı dönemdeki din kurucuları (peygamberler) aslında bir ahlak öğretmenidir. Dinsel yönetimde fiziksel güç yeterli olmayınca, ruhlara el atarak inanç gücünü devreye sokup ‘korku’ kılıcını kullanmışlar. Bu dönemde de kadına eşitlik hakkı tanımamışlar. Kutsal kitaplarda yer gösterip “Bu tanrı buyruğudur.” diyerek baskı kurmuşlar.

                Tek tanrılı dinlerdeki kadın erkek eşitsizliğine işte en güzel örnek:

                Zina yapan erkeğe sadece kınama cezası verilirken, kadına ‘recim’ denen ‘taşlanarak öldürme’ cezası uygulanmış. Ne yazık ki, yüzyıllarca devam etmiş bu haksızlık. ‘Kutsal buyruk’ diyerek beyinleri tutsak edip kadınları kula kulluk ettirmişler.

                Bugün bile pek çok ülkede dini kılıç gibi kullanan birçok yönetici, bu yöntemi uyguluyorlar hâlâ.

                Hiçbir erkek, çocuğuyla anne kadar ilgilenemez. Okuması yazması olmayan anneler bile, “Oku da adam ol yavrum.” diye öğüt verir çocuklarına.”

                Kadınların, gerçekte erkeklerden daha akıllı, daha zeki ve daha yetenekli olduğunu özellikle vurguluyor yazarımız.  “Gelenek,  görenek, din, iman, inanç” deyip kadınlarımızı ve kızlarımızı kara çarşaf içine sokup onlara çağdaş eğitimfırsat tanımayan zavallı erkeklerin yalnızca topluma ve ülkeye değil, kendi ailesine de zarar verdiğini anlatır ki, ben de aynı görüşteyim.

                Değerli yazarımız H. Esat Yavuztürk, şöyle sonlandırmış, bu güzel söyleşiyi:

                “Beyinleri tutsak eden ‘yozlaşmış inanç çemberini’kırıp -kadın olsun, erkek olsun-kişinin mantıksal yapısını özgürlüğe kavuşturmadan, özlediğimiz ‘çağdaş uygarlık düzeyi’ne erişmemiz mümkün değildir.

                Bir ülkeyi çağdaş bilince erişmiş kültürlü ve aydın insanlar kalkındırır ancak. Öncelikle, yarının anneleri olacak kızlarımızı mutlaka böyle yetiştirmeliyiz.

                On yıllardır, özlemle beklediğimiz hakça bölüşüm, kendiliğinden gelir o zaman”

                Ben de öyle düşünüyor, ben de buna inanıyorum; sevgili yazarım, ben de…

                Cânı gönülden hem de!..

               

                                                                                                                  Hüseyin Erkan

                                                                                              huseyinerkan@dilemyayinevi.com.tr

----------------------------------------------------------------------------------

*Özgürlüğe Çağrı Destanı:H. Esat Yavuztürk, Yason Yayınları; Ankara 2019,                                İletişim: esat.yavuzturk@gmail.com; dorlionyayinlari@gmail.com

               

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 287
Toplam yorum
: 52
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 260
Kayıt tarihi
: 21.02.11
 
 

1942'de Antalya'ya bağlı Akseki ilçesinin Gödene (Menteşbey) adlı kuş uçmaz kervan geçmez bir köy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster