Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mayıs '10

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
701
 

Kadının ikili rolü ve doğanın işaretleri

Kadının ikili rolü ve doğanın işaretleri
 

Birbirlerini tanımayan iki insan, ilkdefa karşılaştıklarında, hiç konuşmasalar da birbirleri hakkında kabaca bir fikre sahip olurlar. İlk izlenim denilen bu seziş, duyguların yüze ve jestlere yansımasından elde edilir. Karşımızdaki kişinin vücut halinden, öfkeli, korkmuş, şaşkın, mutlu, üzüntülü, tiksinmiş olduğunu hemen anlarız. Hislerin kişinin yüzüne, vücuduna yansıyan ve herkeste ortak olan belirteçleri vardır. Aynı belirteçler hayvan dostlarımızda da mevcuttur. Geçenlerde, yolda bir kadın karşısında oturan ve kulaklarını dikerek onu dinleyen köpeğini gördüğümde, ne çok şeyi onlarla paylaştığımızı düşündüm. Kadın yapmaması gereken bir davranışı nedeniyle köpeğini azarlıyordu. Köpekse, oturmuş sanki suçluluk duygusuyla gözlerini sahibinden ayırmadan onu dikkatle dinliyor, bir daha olmayacağına dair söz verircesine sessiz başını öne eğerek, sanki özür diliyordu. Diğer hayvanlarla ortak iç güdüsel davranışlarımızdan ortaya çıkan ortak işaretler bir zoolog olan Desmond Morris’in çok tartışılan ve çok satan kitap serisinde, (Çıplak Maymun) net bir şekilde ortaya konuyor. Okunmasını şiddetle tavsiye ettiğim bu kitaptan, önemli bulduğum kısımları buraya alacağım. Çığlık, ağlama, homurtu inilti gibi doğal sesli işaretleri, konuşabilen hayvan olmamıza rağmen sürdürmekteyiz. Her kültürde aynı anlamda ve eğitime ihtiyac duyulmaksızın. Diğer hayvanlarla aynı olan bu işaretler için, yazar: “sesli işaretler, temel ruh hallerini dile getirdiklerinden sesi çıkaranın durum maksat yada isteğini belirtirler”diyor. Bu konuda daha önceki bloğumda bahsettiğimden, kitabın farklı bir bölümünden, bahsedeceğim. Çocuk doktoru olmam nedeniyle kitabın, “yavru yetiştirme” bölümü daha çok ilgimi çekti. Kitaptan haberli değilken, diğer meslektaşlarımla birlikte benim de uyguladığım, bazı yöntemler vardı. Emzirmeyi özendirmek amaçlı çabalar olarak, uyguladığımız yöntemlerden biri; annenin meme başının yanı sıra, “aerola” adı verdiğimiz siyah yuvarlak bölgenin de çocuğun ağzına tamamiyle girmesini sağlamaktı. Meme ancak doğru bir şekilde yerleştirildiğinde, çene dil ve yanaklar gerekli olan emme hareketine geçebilir. Bebeğin annenin memesini yakalayıp ağzına alması ilk günlerde büyük çabayı gerektirir. Tam bir “memeyle savaş” hali gözlenir. Eğer anne, bir önceki emzirmede memesindeki sütün tam olarak boşalmasını sağlayamamışsa, bu savaş daha çetin geçer. Bebek anne memesini bile bırakabilir. Çünkü annede, bu savaştan yılarak kolay çözüme, emzikle beslenmeye yönelir. Bebek emziğe alışınca, artık bir daha büyük çaba isteyen anne memesine geri dönmeyecektir. Kitapta bu mücadele, Primat dişisinin meme anatomisiyle, insan dişisinin meme anatomisi arasındaki fark ortaya konarak, çok net biçimde anlatılıyor. Kadın memesi, Primatlardan sonraki yol ayrımındaa, bir gland (Salgı bezi) olmaktan çıkmış, cinsel seçilimin aracı olan bir (nesne) doku olmaya evrilmiştir. Salgı bezi olma işlevi yanısıra cinselliği çağrıştırması nedeniyle yapısı Primat dişisine göre değişmiş, yağ ve bağ dokusundan zengin yuvarlak katı çok yumuşak olmayan dolgun dik bir şekle dönüşmüştür. Çocuk erotik özellikler taşıyan bu son şekle, memeyle mücadele ederek karşı koymaya çalışmakta, boğulmadan emmeyi sürdürmeyi istemektedir. Oysa onun için hayvan dişilerinin memesine benzeyen emzikten emmek son derecede kolaydır.” Emzik uzundur, çocuğun ağzını burnunu tıkayacak, bir yarım küreye bağlı değildir. Daha çok dişi şempanzenin memelerini andırırlar” saptaması yapıyor yazar. İlk günlerin bu mücadelesinde kazananın bebek olması için, annelerin, emzirme işleminde, memenin tam boşalmasını sağlayacak önerilere uymaları gerekmektedir. Bebeği, canlı pompa olarak, olabildiğince uzun emzirmek, tam doyduktan sonra kalan sütü sağıp gerektiğinde emzik kullanmadan kaşıkla vermek gibi. Böylece memenin ikinci emzirmede yumuşak gergin ve rahatsız edici şeklinin analık güdüsüne uygun şekle dönüşmesi sağlanmaktadır. Hekim olarak tavsiyemin, son cümlede anlatılana uymak adına yapılmasını sağladığımı doğrusu bilmiyordum. Doğa kadına bir çift ve birbirine zıt iki ödev vermiş. Hem ana olacak yavrunu doyuracaksın, hemde rakiplerin bol olduğu bir ortamda eşini veya partnerini yuvada tutmak adına cinselliğinden ve cazibenden ödün vermeyeceksin. Kocayı, cinselliğini yitirmemiş rakiplerine kaptırma ihtimali her zaman mevcutdur. Özellikle gebelik ve lohusalık döneminde cinselliğin tavsanıp, analığın öne geçtiği durumda. Hamileliği esnasında alt üst olan vücudunun handikapına, emzirme sırasında iyi analık yapma adına memelerini çekiştirilip formunun bozulması eklendiğinde, kadın gebeliği ve lohusalığı sırasında kendini cazip bulmama endişesiyle bulur. Bu endişeyle, vücut şekli bozulmasın diye emzirirken rejim yapmak, biberonla, yapay beslenmeye geçmek, bilinçli veya bilinçsiz tercih olarak uygulanıyor. Eskiden, Araplar da süt anne tutmak modaymış. Hala varmı bilmiyorum. Süt anne tutma yöntemi, acaba dönemin kadınların da analıkla, cinselliğin dengelenmesinin çözümü olarak ortaya çıkmış olmasın? Ne de olsa rekabet fazlaydı ozamanlar, cariyelerin bolluğu düşünülürse..! Kadının analığını bastırıp cinselliğini öne alması veya tersine uğraşması gerekmez aslında az sabır çok şeyi halleder. Doğa kadını her zaman koruyan torpilini burdada devreye sokacaktır. Gebeliğin huzurlu dingin ruh haline (başlangıçtaki hormonal düzensizliğin etkileri dışında), lohusalığın sevgi ve ilgi aktarmanın rahatlık ve huzur verici yansıması, (sevgi proteinini hatırlayın) kadına daha farklı bir güzellik kattığı gibi en fazla bir yıl sonra, eskisinden de daha zinde, daha estetik, daha olgun ve güzel hale gelecektir. Bunu doğum yapan ve emziren tüm kadınlar bilir. Doğa sadece kadın vücudunu eski çekici haline getirmek için bir süreliğine izin istemektedir, kadından, analığının lehine. Kadın bu torpili istismar etmez ise hiç sorun yoktur. Doğayla el ele hem analığının yüceltildiği toplumsal doygunluğu yaşayıp, hemde olgunlaşmış güzelliğinin tadını çıkarabilir. Emzirmede dengeli beslenmek ve bol sıvı tüketmek süt gelimini çoğalttığı gibi kilo aldırmaz. Annenin hafif sporlar yapmasıyla hem güzel, çekici hem iyi anne olması mümkündür. Burada önemli olan, kadının rekabeti göz ardı etmeden akılcı davranmasıdır. Aşırı rahat davranıp kendini salmaması gerekir. Aynı anda iki özelliğinin bilincinde olmalıdır, kadın. Bu yazı'nın yazılış nedeni, genç kızlarımızı aydınlatmaktır. Kadın, ana olma özelliklerinin yanı sıra cinselliğinin sürekliliğini sağlayan cazibeyle ödüllendirilmiştir. Bu iki özellik, kadın olmayı doğanın ayrıcalıklı cinsi haline sokmaktadır. Yeterki kadın kendi değerinin farkında olsun.”Kadın bizzatiği bir varlıktır” sözüyle, Atatürk burdada, eksiksiz dehasını ortaya koymuş, kadının doğanın önem verdiği cins olmasına vurgu yaparak , toplum dışı kalmasına şiddetle itiraz etmiştir. Kutsal kitaplarda aynı özen, kadının sadece anneliğine verilirken, cinsi cazibesinin öneminin, ölümden sonraki cennet yaşamına ertelenmesi düşünüldüğünde: Atatürk’ün devrimci olduğu kadar realist ve bir o kadar da doğaya uygun söylemi iyi değerlendirilip, baştacı edilmelidir. Özellikle ana ve eş adayı genç kızlar tarafından. 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1096
Kayıt tarihi
: 24.03.10
 
 

Gaziantep 1948 doğumluyum. Çocuk Doktoruyum Evrimsel Biyoloji ile ilgileniyorum. Populer bilim ve tı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster