Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '08

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
5130
 

Kadının tarihi seyri

Kadının tarihi seyri
 

Kadın sorununu anlamak için kadının tarih içinden günümüze kadar uzanan derin tarihi seyrini iyi anlamak gerekmektedir. Öyle ki bugün simgeleştirilmiş kadın hakları sorunu dahi bu tarihi dönüşümün içinde yer almaktadır. Amaç kadının örtünmesi mi açılması mı kadının hakkı mı kadının suçu mu? İyi anlaşılmalıdır.

Önce bir bakalım, kadın tarihte erkek için ne anlama geliyordu, sonra günümüze dair bir iki kelime yazalım. Cahiliye dönemi Arap Yarımadasında kadının sosyal hakkı neredeyse yoktur. Zira evli bir kadın boşanma hakkına sahip değildir ve kocası onu boşarsa artık yeni biriyle evlenme hakkına da sahip değildir. Kadın evinin önüne bir işaret çekerse bu isteyen herkesle birlikte olurum anlamına gelmekteydi.

Hindistan taraflarında da kadın şayet kocası kendisinden önce ölürse eşinden çok yaşamasın diye öldürülürdü. Kadının yaşama hakkı kocasıyla sınırlıydı. Ortaçağ Avrupa’sında ise yeni evlenen bir erkek eşini önce derebeyine armağan ederdi. Ve genç cariyeler evin buluğ çağına girmiş delikanlılarına ikram edilirdi. Kadının sosyal statüsü erkeğin egemenliği ile sınırlıydı.

Osmanlı dönemine baktığımızda ise şunlar da görmekteyiz: Üçüncü Osman tahta çıktığında bir ferman yayınlayarak, padişahın sokağa çıktığından üç gün itibaren kadınların süslenerek sokağa çıkmasını yasaklamıştır (Dilipak, İnsanlığın Tarihi). Lale Devrinde ise kadınların dar feraceler giymesi de yasaklanmıştır (Sevilengil, İstanbul Nasıl Eğleniyordu).

1795 yılında da kadınların baş yemenileri ile sokağa çıkmaları yasaklanmıştı. Ayrıca terzilerin fermana aykırı kadın elbiseleri dikmeleri de yasaklar arasında idi (Tuğlacı, Osmanlı Döneminde İstanbul Kadınları). Ayrıca evlenen kızlardan da “gelinlik” vergisi Tanzimat dönemine kadar alınmaktaydı. Üçüncü Mustafa döneminde ise her ne sebeple olursa olsun kadınların sokağa çıkmaları yasaklanmıştı. Bu örnekleri artırmak mümkündür. Hatta farklı tarihi kültürlerde kadına karşı işlenen toplumsal baskıya dayalı suçları daha da artırabiliriz. Ama şimdilik bu genel bilgileri biraz özele indirerek devam edelim.

Kadına karşı ortaya konan bu yasakları bugün siyasal simge tartışmasına indirgemek kadının tarihi süreçte erkek egemenliği altında izlediği yola bakıldığında hiç de cazip bir fikir gibi gelmemektedir. Zira kadına karşı ortaya konan yasaklar ister din, ister kültür, isterse de siyaset adı altında kılıflansın sorun hep aynı; toplumsallaşmanın dışında tutulan kadın ile erkek egemenliğini perçinlemek.

Bugün hayatımıza renk katan er öğe de kadının istismar edildiğini rahatlıkla görmekteyiz. Bir erkek kol saati reklâmına mı takıldı gözlerimiz; orda mutlaka çekici bir kadın figürü vardır. Otomobil fuarında yeni model arabalar mı bakacağız maalesef orada da kadının cinselliğine dayalı mankenler otomobilleri tanıtmaktadır erkeklere. Bütün reklâm figürlerinde kadının cinselliğinin istismarı gözler önündedir. Ama ne ilginçtir ki kadın haklarını savunan feminist guruplardan da bunlara bir ses çıkmamaktadır.

Kadının toplum içindeki tarihi seyrine dikkatli baktığımızda her şey gözlerimizin önüne serilmektedir. Asıl konu ortaya çıkıyor: erkek egemenliği ve iktidarlığı için sömürülen kadının özel ve toplumsal hayatı. Bakalım simgeler ve semboller daha ne kadar değişecek?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bakalım... Tüm bunları göz önüne getirince, kadın sanki olmaması gereken bir varlıkmış da erkekler oyalansın, yahut canları sıkılıp eli kaşındığında el altında elinin kaşıntısını geçireceği bir varlık olsun diye yaratılmış gibi düşünüyor insan. Kadının Adem'in kaburga kemiğinden yaratılmış olduğu savı da tüm bu olguları güçlendiriyor. Bu söylem bile kadının olması, durması gereken yeri hatırlatıyor kadına. Sanki kadın yalnızca neslin sürmesi ve erkeğin zevklerini ve ihtiyaçlarını karşılaması için yaratılmış bir varlık gibi ki; dünden bu güne kadına reva görülen statü de bu görüşleri destekliyor. Ellerinize sağlık. Bu arada kökeninizin neresi olduğunu çok merak ettim. Aynı soyadı taşıyoruz da... Sevgilerimle.

Ayrıntıda gezinmek 
 19.02.2008 14:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 32
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 3193
Kayıt tarihi
: 08.02.07
 
 

Bilgi hegemonyasında her türlü medya araçlarında onbinlerce bilgi ile günlük yaşantımızda karşılaşma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster