Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
546
 

Kadının Yeri / Erkeğin Aldanışı ...

Kadının Yeri  / Erkeğin Aldanışı ...
 

Kadın, en çok da farklı çağlarda erkeklerin kafalarının içindeki görünmez parmaklıkların ardında, hapsolmuş vaziyette yaşamını sürdürdü!  Ve tabii o hapisliği hoş gören kadınların üstün katkısı(!) ile de... Kadın, varolma süreci boyunca erkeğin ilkel sahip olma dürtüsüyle çokça yaşamın dışına itildi. Duvarlar ardına sıkıştırıldı ve bu olmaya devam ediyor. Kadın, hala yazılmamış toplumsal kuralların kıskacında kıvranıyor. Hayatın, üretimin içindeki kadınsa iş yaşamında tutunmak, rekabet etmek ve yükselmek için erkekleşiyor. Bazı durumlarda kadın, geçmiş yüzyılların ve yaşamların rövanşını almak istercesine cinsellikte de erkekleşiyor.

Kadın bilim, düşün, yazın, siyaset insanları yeterli saygıyı ve değeri görmediği gibi bilen bir kadın Türk toplumu için genelde rahatsız edici bir figür. İlkel erkek beyni, böyle bir kadınla nasıl başa çıkacağını genetik kodlarına, ezberine bakınca pek bulamıyor. Oysa ki zeki ve güçlü kadınlar, her toplum için şanstır.

Türkiye'de kadın nüfusu halen, hayatın tam olarak içinde ve üretim döngüsünde değil; ciddi bir çoğunluk, başkalarının koyduğu ve belirlediği sınırlara sıkışmış vaziyette yaşıyor(!) Aslında geleneksel kesimde kadın, bırakın dışarıda ve hayatın içinde olmayı; kendi zihninin içindeki kalıplardan bile yeni yeni dışarı çıkmaya ve gerçekleri algılamaya başladı.

Utanılası ve üzüntü verici bir biçimde erkeğin kadının tapusunu (!), yaşam ve düşünme hakkını, tasarrufunu her şeyiyle elinde tuttuğuna inandığı, kadını daha çok bir "cinsel obje" olarak gören erkeklerin çoğunlukta olduğu, erkek cinselliğinin sağlıksız bir biçimde pompalandığı, eşler arasında hem sözel hem de cinsel iletişim kopukluğunun yaygın olduğu bir ülkede yaşıyoruz.

Ve bir kez o güne kadar alışılagelmemiş bir biçimde taşları yerinden oynatmaya soyunan, o taşı kafasına yiyiveriyor acımasızca! Yüzyıllardır uyutulmuş kadınların, yeni yeni uyanışları ne pahasına olursa olsun, devam etmek zorunda. Bu yolda karşılaşılan zorluklar, yılgınlıkla teslimiyete devamlılığı getirmemeli. Bu köhnemiş, bozuk ve ikilik yaratan, çürümüş, kokuşmuş toplum düzenleri eninde sonunda değişmeye mahkumdur!

Din, her türlü iktidar savaşına alet edildiği gibi en çok da erkeğin iktidar saplantısının hedefi olmuştur. Fakat insanın aksine, Tanrı asla ikilik gözetmez! Erkeğin 1. sınıf bir varlık, yer yer kadının kendini yok etme ve hiçleştirme, unutma pahasına hizmet edilesi, tapılası bir yaratık olduğuna dair kendilerine öğretilen saçmalıkları, kadınların görme ve değiştirme zamanı geldi de geçiyor! Bu genetik kod, bizim toplumda öylesine ağırlıklı ki; her tür çevrede izine rastlanabilir türden.

Bu zincirler kırılmalı! Kadın, kafatasının içindeki beynini kullanıp, aklını ve algısını kuvvetlendirecek olanın peşinden gitmeli. Ezberletilen tüm korkular; savaşılabilir şeylerdir! Ezberler değişebilir... Bizler insan ilişkilerinde bilgi, adalet, doğru, vicdan, sevgi ve empatiyi hüküm koyucu kılmak zorundayız.

İnsanoğlu, yeryüzündeki hiçbir şeyin yalnızca evler, arabalar, topraklar, plazalar vb. de değil; buna çocukları da dahil sahibi değildir! Hepsi geçici süre araçlarımız ve eşlikçilerimizdir. Hepsi Yaratıcı'ya aittir. Bizim olan tek şey; sonsuz varlığımız olan ruhumuzdur. Ve bizler de onu doğru amaca hizmetçi kılmakla yükümlüyüz. Bırakın bir erkeğin önünde eğilmeyi; kendini adeta Tanrı'nın yerine koyarak, üzerinizde mutlak sahiplik ve sınırsız hak iddia eden, ruhunuzu sömüren, varlığınıza saygı göstermeyen, egosunu herşeyden çok seven anne-babalar dahil olmak üzere, insana değil; insanın egosuna değil yalnızca Yaratıcı'ya eğilmek gerekir! O'ndan başka herkes eşitimiz; eşit haklara sahibiz. Ve her şeyi özünde O'na borçluyuz. Bu saf ve yalın bir gerçek...

Kadının yeri yaşamın tam ortasıdır! Mutfak, yatak odası ve korkuları üçgeni tarafından belirlenen iç dünyası değil! Birbirini tekrarlayan, bir arpa boyu yol gidemeyen nesiller üretmeye hizmet edercesine doğurganlığına esir olmuşluk değil! Kadın ve erkek dünyası arasındaki uçurumlar, yalnızca gündelik hayatta değil; hukukta, yasada vs.de de kadın yorumu, yaklaşımı, bilgisi, birikimi, fikri, analiziyle kapatılmayı bekliyor... Bunun için de kadın, en çok bilgiyle kuşanmak zorunda!  Aksi takdirde, daima bilenin bilmeyeni yönettiği gerçeğini gözden kaçırmış oluruz. Kendi hallerine bırakıldıklarında tüm tek taraflı, tek gözlü, kötürüm bacaklı sistemler varlıklarını rahatça sürdürür gider!

ERKEĞİN ALDANIŞI

Erkek, kendine kadını bedenen, zihnen ve ruhen sömürdüğü sahte bir cennet yaratma hevesinde olmuştur; yüzyıllar boyu... Enerjisinin büyük bölümünü de buna harcamıştır; harcamaktadır!  Oysa Tanrı'nın böyle bir vaadi hiçbir zaman olmamıştır! Bu acınası bir hayaldir. Bu hayale çanak tutan türden kadın da hem suç ortaklığını, hem de şeytanın avukatlığını üstlenmiş olur!

Sözgelimi, sokakta gördüğü her kadından tahrik olan erkek türü tedavi olmalıdır! Onların işlerini kolaylaştırmak adına kadın, daha da örtük ve kapalı bir hayat yaşamaya zorlanamaz! "Ben libidomla baş edemiyorum, zaten baş etmek de istemiyorum;  onun için siz (kadınlar) mümkün olduğunca gözümden uzak olun" zorlaması gayr-ı medeni bir zorlamadır!  (Burada sonsuz bir özgürlüğe değil; her iki tarafta da ölçülülüğe gönderme yapıyorum; giyim, kuşam vs. adına) Nefis terbiyesi, hem erkek hem kadın için vardır! Yalnızca kadın için değil! Erkekler de kendi nefislerini yani bir başka deyişle egolarını eğitmek, ehlileştirmek zorundadırlar!  Tek taraflı bir törpü, tek taraflı bir canavar yaratmaya hizmet eder; bizdeki gibi...

Yoksa kadın kilitlerin, duvarların, görünür ve görünmez örtülerin ardına hapsedilmişken, erkeğin dışarıdaki yaşamda nefsinin her türlü çağrısını renkli bir biçimde doyurması hakkını Tanrı ona vermez!  Bu bir aldanış ve erkeğin kendi kendine uydurup inandığı, inanmak istediği büyük ve sahte bir masaldan öte hiçbir şey değildir!

 İnsanoğlu düzenler, ülkeler, hayatlar haricinde Tanrı'yı da kendi aldanışlarının safına çekmek ister durur... Sosyal çevresinde "beş vakit namazda, ibadette kusur etmeyen" izlenimi veren, gelgelelim eve gelip, karısına ve çocuklarına hayatı dar eden, yaşanmaz kılan, fiziksel ve sözlü şiddet uygulayan, bunu da normalin sınırları içinde gören erkeğin, o güne kadar dinle ilişkisi de aslında hiçbir zaman oluşmamış demektir!  Din selamet, huzur ve dirlik içindir! Hiçbir zorbalığın aleti olamaz!

Kendinizi sınırlı bir biçimde, yalnızca "erkek olmak" üzerinden tanımlarsanız, sizin adınıza da toplumun çanak tuttuğu her türlü aşırılığa kaçma handikapı daima içinde saklı olur. Bir "insan" olarak tanımlarsanız, birdenbire tüm toplumsal yargıların, kalıpların hammallığından kurtulup, yalın bir insan haline gelirsiniz... Bu kadınlar için de geçerli... Bu yalınlık, insanı evrensel gerçeklere, değerlere ve gerçek dine de götürür. Ve daha büyük bir dünyanın, anlamın, amacın bir parçası yapar. Nezaketi gözetir biçimde, daha insancıl bir davaranış modeli geliştiren erkekleri, halen alaycı bir biçimde ötekileştirme eğilimi var bu toplumun. Oysa onlara teşekkür etmeliler; öncülükleri ve yüreklilikleri için...

Adalet kavramının temelinde, erdemlerde, inançlarda, insanın yaratılış kodlarında anlamsız bir ikilik yoktur; özünde. Bu ikilik ve zorbalık insan eliyle icad edilmiştir. Fakat her yanlış algıdan, yoldan dönmek daima imkan dahilinde... Baktığınız yerde görmek istediğinizle orada olan şey, birbirinden farklı olduğunda ortaya çıkan sahte ve adaletsiz gerçekliklerin hepsi, doğru ve adil olan asıllarına dönüşmek zorundadır!

 

 

Kendime Şerh: Bugün aynı inanç dünyasına sahip değilim. Benim için yegane ölçü, akıldır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 35
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 889
Kayıt tarihi
: 13.10.10
 
 

Doğal yaşamın korunması, evrensel insan hakları, felsefe, arkeoloji, tarih, sosyoloji, kişisel ge..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster