Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '11

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
881
 

Kadınlar, aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. (Mevlana)

Kadınlar, aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. (Mevlana)
 

Apollon, seni de böyle yaratmış erkekler,.. gönülden geçen bu ya...


Gül, güldür ama aynı cins olduğu halde,
Farklı topraklarda, farklı iklimlerde açar da
Hepsi birbirinden farklı kokar…
Ancak, biri en güzelidir ...  
Güzelliğini, nerede açtığına, neyle beslendiğine borçludur...
Tıpkı domates de, elma da, ayva da olduğu gibi…

İnsanlarda öyle… 
İnsan sayısı kadar aşk vardır, sevgi vardır.
Kimi tek taraflı, kimi karşılıksız, kimi dillere destan, kimi evlere şenlik,
Yerine, dengine, ortamına, adamına denk gelmede yatar işin sırrı...

Herkes, kendi şansının ölçüsünde nasiplenir aşktan, sevgiden.
Aşk vardır yaşanmışlığı, bir pervanenin ömrü kadardır,
Aşk vardır, çağlar boyu destanlaştırılır...
Gerçekte insanın kendi yaşanmamışlıklarıdır öyküleştirilen.
Özlemleridir söylenen, olmasını istedikleridir hayal edilen…

Toprağını bulmazsa, iklimine denk gelmezse, bakımı yapılmazsa ne şansı kalır insanın.
İstediği kadar hayal etsin.
Güzellikleri hayal etmekle, güzellikler yaşanmıyor ki...

Ey şans nerdesin… bilirim, huyundandır bir yeri yaparken, eksik bırakmak bir yeri.
Biz mi eylencelik olduk sana, yoksa seni biz mi yarattık.
Oysa ki, “yaşam, sevginin çiçek açması için bir fırsattan başka bir şey değilmiş”.
Toprağı verimli kılmak, iklimi yaratmak da insanın kendine kalmış..
Sevgiyi istemek kadar, haketmek de, vermek de gerekirmiş.
Sen çaba harca ki alasın, veresin.
Eğer yaşamak istersen sevgili olmanın mutluluğunu
Önce sen besleyeceksin toprağını.
Kim görmüş çorakta çiçek açtığını...

Tuhaftır, erkekler içine atarken, kadınlar rahat konuşur bunları.
Yine tuhaftır, en güzel aşk şiirlerini erkekler yazar da, bir çok kadın kendini bulur,
Bir erkeğin anlattıklarında, yazdıklarında...

Erkek egemen dünyada, aşkı seslendirmek de erkeklere reva görülmüş olsa gerek.
Ya da her şeyde olduğu gibi şair olma, aşık olma hakkı da erkelerce tekelleştiridiğindendir.
Neyse ki aramızda bazı şanslılar var da;
“Sen söyleyene değil, söyletene bak” diyerek gönderme yapar, hatun taifesine.

Sihirli lambadan cin çıkıp sorsa “buna mı yazdın bunca şeyi... al senin olsun” dese,
"Şaka yapmıştım" olur bir erkeğin vereceği en akıllı cevap.
Üç rauntluk maçmış iki cinsin arasında yaşanan,
Kısa bir "nişanlılık", "evlilik" ve uzun süren bir "grogi" durumları...
Galiba işin en tatlı tarafı birinci raunt olsa gerek.
Boşuna mı “canım cicim ayları” ya da “balayı” demişler.
Nereden bilsinler, gün gelecek bala şeker, arıya glikoz yedirileceğinii…

Sahi, insan  bir ayda ne kadar bal yer ki?...
Bal zehirlenmesine uğruyorlar da  bu nedenle mi geri kalanınında kıvranıp duruyorlar...
Ya da bir ömre yayılması gereken bal, bir aya sıkıştırılınca,
Ondan mı tatsız tuzsuz oluyor ömrün geri kalanı..
Ondan sonra gelsin besteler;
“hiç ayrılamam derken… arkadaşlarla bir akşam kaçamak hayal oldu..”…
Ya da  işler daha da kötüye giderse “batsın bu dünya olayı”na girmeler…
Tabi dünyayı batırma hakkı da erkeklerin tekelinde ya..

İşlerine geldiğinde Sokrates misali filozoflar da çıkar aralarından...
“ara sıra evlenmek iyidir…”  gibi büyük laflar etmek için...

İyi ki Hayyam usta demediğini bırakmamış bu mevzuda..
Sahi aklıma geldi, bu adamın karısı yok muydu yahu..
Umarım o da yalancı çıkarmak istemezdi
“evlenin... karın iyiyse mutlu, kötüyse filozof olursun” diyen filozof abimizi..

Yaww Sokrates abi, sana güvenirdim ama sen de işi ayıya bağlamışsın,
Bak, sen parsellemeseydin erkekler için filozofluğu,
Belki kadınlardan da çıkardı büyük laf edenleri…
Aslında senin zamanında pek iltifat görmezmiş bu cinsi latifler.
Neyse... şimdi orayı çok karıştırmayalım, yoksa biz erkeklerin karizması sıfıra iner...
Bu günlerde hoş karşılanmıyor öööle şeyler..

Aslında;
"Tanrı kadınları güzel yaratmış, erkekler aşık olsun diye.
Aynı zamanda kadınları aptal yaratmış, erkeklere aşık olsunlar diye.."

Aşk adı verilen birinci raunt hep yaşanacak, bu iki cins arasında..
Ta ki cinsi latif taifesinin, "güzelliği" ya da "aptallığı" gidinceye kadar.
Ondan sonra mı… eh felsefe de böyle günler için icat edilmiş olsa gerek...

"Hayatınız seçtiğiniz kadındır…
Zevkli bir kadına rastlarsanız, zevkiniz,
Bilgili bir kadına rastlarsanız bilginiz,
Zeki bir kadına rastlarsanız zekânız gelişir"
der…

 “zevksizliğine”, “bilgisizliğine” ve dahi “zekasızlığına” bile mazeret bulur bu feylesof taifesi...

Baksana tanrıları dahi kendi cinsinden yaratmışlar...
Kadınlar kul olsun ya da kul yapsınlar diye....
  

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hoş ve akıcı bir anlatım. Kaleminize sağlık!

Çiğdem Timur 
 09.04.2015 21:08
Cevap :
teşekkür ederim...  20.05.2015 20:36
 

Çok hoş ve keyifli bir anlatım. Tebrikler!

Çiğdem Timur 
 07.04.2015 16:01
Cevap :
teşekkür ederim...  20.05.2015 20:37
 

Konu çok güzeldi.Çok beğendim.Şu aptallık olayını tuttum.Haklısınız sonuçta her iki cins birbirleri için var.Büyük çekişmeler,ihtiraslar ve büyük aşklar hep oldu ,hep olmaya devam edmeyecekmi.Kadın ve erkek allahın en büyük nimeti bence.Okadar güzel bir varlıkki doğasına baktığımızda.Diğer olumsuzlukları saymıyorum, büyü bozulmasın diye:))Bu konuda bir kitap yazsanız ilk önce ben alır okurdum sanırım.Aşk üzerine yazılmış, biçilmiş,söylenmiş herşeyi seviyorum.Aşkı seviyorum..Sizin yazı duygulara tercüman olmak gibi olmuş.Şu sonbaharda içimizi ısıtan ve neşelendiren yazınız için çok teşekkürler.Selamve sevgiler..

çalıkuşu 
 19.10.2011 8:29
Cevap :
Güzel ve anlamlı yorumun için teşekkürler. Aslında çok haklısın. Ben de galiba dönüp dönüp hep aynı yere geliyorum. Ama tarih boyunca insanlar hep aynı şeyi yapmışlar. Ben de onların bu konuda söylediklerinden alıntılar yaparak konuyu renklendiriyorum. Gerçekte insanın bütün çabalarının sonu hep aynı yere çıkar ya da aynı yere çıkmak içindir. Sevgiyle, aşkla taçlanmayan başarılar pek kimseyi tatmin etmediği gibi mutluluk ta vermez. Hep o soru sorulur, “yaptım da ne oldu?”. Tek başına yenilen ziyafet sofrasının tadı, sevgiliyle yenilen kuru ekmeğin verdiği mutluluğun yanında yavan kalsa gerek. İnsan var edilirken mayası sevgiyle, istekle karılmış olduğundandır her halde. Hep aynı şey aranır. İyi ki de öyle oluyor yoksa kimse ne temiz, ne güzel, ne de yakışıklı olmaya çabalardı. Sevgiyle kal..  21.10.2011 21:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 193
Toplam yorum
: 1060
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 1031
Kayıt tarihi
: 01.08.07
 
 

Bilecik doğumluyum. Emekli Eğitimciyim. Ankara'da ve yazları Kuşadası'nda yaşıyorum Günlük uğraşl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster