Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '13

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
81540
 

Kadınlar, neden ömürlerini tek bir erkekle geçirsinler ki?

Kadınlar, neden ömürlerini tek bir erkekle geçirsinler ki?
 

Burada evlilik denen bir kurum yok. Bu kadınlara göre evlilik gayet gereksiz bir kurum. Burası Çin’in loshui bölgesi…

Çin’in güneyindeki  loshui bölgesinde yaşayan son anaerkil toplumlardan biri olan mosuolar’ın yaşamına geçmeden ataerkil toplum yapısına bir göz atalım.

Ataerkillik, erkek otoritesine dayanan bir toplumsal disiplindir. Ataerkil toplumlardaki bu disiplinin temelinde erkeğin üstünlüğü ve egemenliği hakimdir ve soy erkek tarafından devam ettirilir.

Ataerkil disiplin erkekler tarafından oluşturulmuştur, dolayısı ile kadınlar bu disiplin  içinde var olabilmek için bu sistemin kurallarına uymak zorundadır. Tüm ekonomik süreçler erkeklerin belirlediği çizgiler içerisinde yürütülmektedir. Ekonomik tüm alanlar erkeklerin kontrolünde ve egemenliğindedir. Her ne kadar neslin devamını doğurarak sağlayan kadınlar olsa da erkekler soyadlarını garanti altına almak için kadınlar üzerinde baskı kurar ve kadınların tüm cinsel yaşamlarını egemenlikleri altına alırlar.

Kadın genel anlamda, dar bir çerçevede tanımlanmıştır. Eş ve anne… Çalışan bir kadın bile toplumda  ilk önce yaptığı işle değil, eş ve anne kimliği ile tanımlanır. Bu nedenle de sürekli erkeklerin tahakkümü altındadır.

Modern olarak tanımlanan toplumlarda varlığını sürdüren ve  tüm dünyayı saran ataerkil disiplinin ana hatlarına  genel bir bakıştan sonra, anaerkilliğe ve anaerkil toplum yapısını bütün ayrıntıları ile içinde barındıran, Çin’in güneyinde ki mosuolar’ın yaşamında bir yolculuğa çıkalım…

Burada evlilik denen bir kurum yok. Bu kadınlara göre evlilik gayet gereksiz bir kurum. Neden ömürlerini tek bir erkekle geçirsinler ki?

Toplumda erkek ast ve yetkisiz.

Erkekler ne yaşadıkları evin ne de bölgedeki herhangi bir malın sahibi olamazlar. Sadece kadınlar için çalışabilirler. Kadınlar kalacakları yer ile beslenmeleri için gereken yiyeceklerin temininden ve çocukların eğitiminden sorumlular. Ekonominin bekçileri onlar. Ailenin mal varlığı sadece kadınlarda. Yasal olarak kadınlar her türlü avantaja sahipler. Soyadı vermek,miras almak gibi haklar kadınlara ait.

Kız çocukları anaerkil bu toplumda çok önemli, çünkü soyun devamı kız çocuklarla sağlanabilir.

Arjantinli gazeteci Ricardo Coler , “Kadın Krallığı” kitabında Çin’in güneyindeki son anaerkil toplum mosuolar’ı bu ifadelerle özetliyor.

Birkaç ülkede azınlıklar olarak yaşamlarını sürdüren anaerkil toplumlar, tüm dünyada yüzyıllardır  egemen olan ataerkil toplum modeli ile taban tabana zıt bir yaşam şekli ile varlığını korumakta…

Bu toplumlardan biride Çin’in güneyinde Loshui bölgesinde yaşayan mosuolar. Burada alışık olmadığımız bir yaşam tarzı hakim. Sanki yapbozun parçaları başka bir şekilde yerleştirilmiş gibi. Kadınlar her şeye sahip, erkekler en alt seviyede ve sahip oldukları imtiyazlar da ancak kadınlar tarafından sağlanabiliyor.

Mosuolu kadınlarda aile, kadının soyundan gelen aralarında kan bağı olan kişilerden oluşuyor. Evlilik kurumu yok. Aileler babadan gelen soyadı yerine anneden gelen soyadı ve kimlikleri kullanıyorlar. Kadınlar istedikleri erkekle beraber olma hakkına sahipken istedikleri kadar eş değiştirme hakkına da sahipler. Soyu devam ettirme kadına ait olduğundan, baba kavramı yok. Dolayısı ile çocuğun babasının kim olduğunun da bir önemi yok ve çoğu zaman  babanın kim olduğu dahi bilmiyorlar. Çocuklarının  babalarının belli olmaması, ve dolayısı ile kız çocuklarının ergenlikten sonra onlarla birlikte olabilme ihtimaline karşı mosuolu kadınlarda  sadece kendi yaş grubu ile ilişkiye girilmesine izin veriliyor.

Mosuolular’da erkekler sadece bedensel güç gerektiren işler için kullanılıyor. Evde erkek olarak sadece kardeş ve dayı gibi kan bağı olan kişiler bulunabiliyor.

Mosuolular’da kadın ve erkeğin aynı evi paylaştığını görmek neredeyse imkansız gibi. Fakat kadının ailesinden kimsenin kalmamış olduğu durumlarda, bir yabancı olarak gördükleri çocuklarının babaları ile aynı evi paylaşabiliyorlar.

Anaerkil toplumlarda kadın doğa ana ile eş tutulmuştur. Çünkü kadında “ana”dır. Çalışan,üreten ve varlığının devamını sağlayan türün kendisi olması ititbari ile,evinde olduğu gibi evin dışında da kadın bütün malın mülkün sahibidir. Çocukların yetiştirilmesinden,her türlü ekonomik faaliyet alanlarında söz sahibi kadın… Erkekler sadece kadına hizmet için var. Erkek kadının gücü karşısında şaşkın, çaresiz ama durumu kabullenmiş bir durumda.

Mosuolu kadınlarda erkeği sahiplenme duygusu yok ve aşık olduğu erkek onu bırakmak isterse, dünyanın sonu gelmiş gibi hissetmesi zor. Ona kayıtsız olmasa bile hayatının vazgeçilmezi olarak görmüyor. Onlara  göre anaerkil toplumda erkeğin yaşamı çok daha kolay. Evlenme ve dolayısı ile evi geçindirme gibi bir problemi yok. İstediği kadar eş değiştirme hakkına sahip. Bu durum anaerkil toplumun erkeğe sağladığı bir imtiyaz olarak değerlendiriliyor. Mosuolar’da erkeklerin bu kadar işlevsiz olmasının  şikayeti de beraberinde getirmesi bekleniyor fakat bu öyle olmuyor. Çünkü bu işlevsizlik erkeği özgürleştiriyor.

Anaerkil toplumlarda, kadının erkekler üzerindeki hakimiyeti,  ataerkil toplumlardaki erkeğin kadın üzerindeki hakimiyetinden oldukça farklı. İkili ilişkiler yani eş değiştirme konusunda kadınlar ve erkekler aynı haklara sahip  fakat, erkeğin ast durumunda oluşu da, birçok sorumluluktan uzak olmasını  beraberinde getiriyor. Çocuk yetiştirmeden ekonomiye kadar her şeyin kadın tarafından idare ediliyor olması erkeğin yaşamını sürdürebilmesi için çalışmasını bile gerektirmiyor. Ataerkil toplumlarda kadına, erkeğin sahip olduğu sosyoekonomik, siyasi, yasal ve kültürel haklar tanınmazken,  ataerkilliğin erkeklere sağladığı  ayrıcalığın ve üstünlüğün gerektirdiği bir çok sorumluluk ta yine kadın tarafından üstleniliyor...

Ricardo Coler için Loshui bölgesi, feminist hareket için cennet sayılabilecek bir yer. Erkeğin  hiyerarşisi  olmadan ve bu hiyerarşinin baskısı hissedilmeden nasıl yaşanabileceğine dair güzel bir örnek.

Bestseller olan “Kadının Krallığı”nda hiçte alışık olmadığımız bir yaşam şekli ile karşı karşıyayız. Ataerkil toplumlardaki erkeğin baskıcı, üstün ve kadınlar üzerinde hakimiyet kuran yaşam şekli ile,anaerkil toplumun taban tabana zıt kadın hakimiyeti,  ve üstünlüğü…

Artık sadece birkaç ülkede azınlıklar halinde bulunan anaerkil toplumların, ilkel toplumlar olarak değerlendirmesine rağmen, o toplum kadınlarının, bugün modern toplumlarda kadına sağlanmaya çalışılan imtiyazlara sahip olduklarını gözönünde bulundurursak, ilkel  yada modern toplum olmanın, insanlara ve dolayısı ile de insanlığa  getirdikleri ve götürdükleri, sanırım yeni bir tartışma konusunun kapısını aralıyor…

Keriman KESER

abdurrahman balcilar bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Anaerkil toplumun karşı cinsi daha çok dışladığı anlaşılıyor. Ataerkil geri toplumlarda "kadının adı yok" uygulaması varsa, yaşayan anaerkil toplumlarda da erkeğin adı yok uygulamasının çok daha katı biçimde hakim olduğu anlaşılıyor. Modern toplumlar, karşı cins üzerinde hükümranlık kurma saplantısını törpüleyerek, kadın ve erkeğe hemen hemen eşit olanak ve sorumluluklar yüklemiştir. Toplumun yarısını yok saymakla toplumun gereği kadar ilerleyemeyeceğini hala anlayamayan gruplar olduğunu unutmayalım.

MEHMET ALI ATLIHAN 
 13.02.2016 8:52
Cevap :
Muhakkak ki öyle. İdeal olanda zaten bir cinsin diğerine hakim olduğu değil her iki cinsinde eşit hak ve özgürlüklere sahip olduğu toplumlar inşa edebilmektir...Sevgi ve saygılar.  15.02.2016 18:58
 

Sayın Blogcu, Anaerkil toplumların ne kadar geri kalmış, ve ilkel olduklarını Ricardo Saller yazısında bahsetmiş. Erkeğin gücünü atıl hale getiren toplulukların gelişmeleride mümkün olamamaktadır. Horoz'a soru sorulmuş "Yumurtamı civcivden yoksa civciv mi yumurtadan çıkar..?" Ne demiş biliyormusunuz.? "ben vazifemi yaparım gerisine karışmam." Bu erkeğin toplumlarda üreme dışında çok daha önemli görevler alması, topluluklar halinde daha sosyal ve daha gelişmiş halde yaşamasını sağlamaktadır. Kadının doğurgan ve erkeğin yaptığı her işte çalıştığı topluluklardaki refah "anaerkil" veya "ataerkil" hiçbir örnekte yoktur. Doğal kas gücü yapısıyla, testesteron gücüyle toplulukları yönlendirmenin tabii ki insanoğlunu ilkellikten öteye götüremeyeceği aşikardır. Ailesinde; anne ve baba ile kardeş ilişkilerinde sosyal ve demokratik anlayışta olan ilişkileri görebiliyorsa çocuklarımız gelecekte'de ne görmüş ve ne yaşamışsa öyle davranacaklardır. " Armud'un dibine düştüğü.. gibi. Saygılar.

VEHBİ MERİÇLİGİL 
 03.11.2013 18:03
Cevap :
Erkeğin yada kadının üstün olduğu hiçbir toplum yapısını onaylamanın doğru olmadığını düşünüyorum.Eşit hak ver özgürlüklere sahip toplum yapıları oluşması temennisi ile...Saygılar...   05.11.2013 21:46
 

Başka bir yerde de okumuştum bu konuyu. Çok ters bir durum. Kadınlar yine ezilen taraf yani. Sadece seks hayatı bakımından rahat diyeceğim ama beyin devreleri kendi neslini devam ettirmeye programlanmış olması ihtimalinden hareketle bir zevk alma ihtiyacı da yok veya yozlaşır en sonunda. Merak ettiğim suale cevap bulamadım ki şuydu: Acaba ataerkil toplum ve çok eşliliğin meşru olduğu yerlerdeki gibi bir erkeğin birçok kadınla evlenmesinde olduğu gibi burada da bir kadın birçok erkekle evlenip evlendiği erkek başka kadınlarla da cinsi münasebet kurma imkanına sahip midir? Ne yana çevirirsek çevirelim... anaerkil ataerkil... tek eşlilik (başka türlüsüne sıhhi yönden mecbur değil ise) en ideali! Tabi burada eşlerin cins yönünden eksi-artı taraflarına karşılıklı saygı duyarak ve bilhassa birbirlerini beğenerek severek, hayata sınırları çizilmiş bir evlilik müessesesi dahilinde devam etmeleri toplum düzeni bakımından çok ama çok daha mantıklı ve sağlıklı görünüyor.

Veli Özdemir 
 02.11.2013 5:23
Cevap :
Öncelikle sorunuza cevap vermek isterim. Zaten yazımda da anlatmış olduğum gibi bu toplumlarda evlilik olmadığı için ataerkil toplumlardaki gibi erkeğin yada kadının yaşadığı durumu, yani çok eşliliği yaşama durumu yok, çünkü kadının eş olarak gördüğü kimse yok. Dolayısı ile kadının istediği kadar eş değiştirme hakkı var.Tabi aynı şekilde birlikte olduğu erkeklerinde kendileri dışında istediği kadınla,daha doğrusu onu isteyen kadınla birlikte olma hakkı var. Bu toplumlarda erkeğin eş seçme hakkı yok, sadece kendisini seçen bir kadınla beraber olabilir. Bunun dışında, anaerkil toplumlarda kadın bir takım imtiyazlara sahip görünse de yük yine kadının üzerinde sizinde dediğiniz gibi. Ama ondanda önemlisi ister anaerkil toplum ister ataerkil toplum yapısı olsun tek eşliliğin insan onuruna daha çok yakışan bir durum olduğu gerçeği göz ardı edilemez…   03.11.2013 1:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 24
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 4110
Kayıt tarihi
: 11.05.13
 
 

Aile Danışmanı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster