Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1618
 

Kadınlar dikkat: Şiddet evlenmeden önce varsa kaçın

Kadınlar dikkat: Şiddet evlenmeden önce varsa kaçın
 

Kadınlar ve Kızlar Dikkat; Flört, çıkma, söz ve nişan’da dayan yiyen Kadının evlendikten sonra dayak yeme olasılığı çok yüksek

Çevremizde çok görür ya da duyarız.

“Yok nişanlım sadece ufak bir tokat attı o kadar”

“Nişan ya da düğün stresinden dolayı kavga ettik, koluma hafifçe vurdu”

“Düğün hazırlıkları sırasında iki aile arasındaki kavgadan çok etkilenen nişanlım dün bana 2 ufak tokat attı ama sonra gül getirip özür diledi”

“Flört döneminde bizde ufak tefek bazen eşek şakasına dönem durumlar yaşadık yaşıyoruz ama bu durum tamamen birbirimizi sevmeden ve birbirimizden uzak kalmadan kaynaklanıyor, evlenince her şey geride kalacak. Birlikte olunca tüm sorunlar çözülecek”

“Çocuk iyi hoş da biraz kaba mı sence ? –Yok kızım beni çok seviyor biraz da kıskanıyor da ondan sen yanlış görüyorsun ve tanımıyorsun benim biricik aşkımı ?”

“Düğün günü salona girmeden önce nişanlım iyice strese girdi, sinirleri gerildi ve nikahtan hemen önce kavga ettik. Bana bir tokat vurdu. Ama çok özür diledi ve düğün stresinden kaynaklandığını söyledi. –Ben de affettim ve düğünümğz çok iyi geçti. Mutluyuz. 3 ay sonra polis karakolunda ise; “Onun ne mal olduğu düğün günü belliydi zaten ama eşeklik ben de ben affettim onu şimdi de bıcak yarası ile geldik karakolde ifade veriyuruz.”

İşte benim gördüğüm ya da duyduğum diyaloglar.

Konuyla ilgili haber ekte yer alıyor.

Flört şiddetine dikkat

Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi psikiyatri uzmanı Doç. Dr. Sibel Mercan, daha flört döneminde ya da nişan alışverişinde dayak yiyen bir kadının, evlendiğinde dayak yeme olasılığının çok yüksek olduğunu belirterek, “Birçok kadın (Onu değiştiririm, aslında melek gibi bir insan, ama sinirlenince ne yaptığını bilmiyor) gibi savunmalarla erkekteki şiddete eğilimli yönü görmezden gelebilir. Bu büyük bir yanılgıdır” dedi.

Doç. Dr. Mercan, yaptığı açıklamada, son dönemde kadına yönelik şiddette artmanın tesadüf olmadığını kaydederek, “Toplumsal değer yargılarının değişmesi, internet, cep telefonu ile iletişimin yaygınlaşması, kadınların eğitim seviyeleri ve ekonomik güçlerinin artması, beraberinde boşanma oranlarında artışı da getirdi” diye konuştu.

Kadın cinayetlerinin hemen hemen hepsinin, kadının boşanma ya da ayrılma isteğini takiben meydana geldiğini ifade eden Doç. Dr. Mercan, şunları söyledi:
“Kadınlar, gerek ekonomik, gerekse kültürel, sosyal baskılar nedeniyle evliliklerinde ya da ilişkilerinde hayal kırıklığına uğrasalar da evliliği sürdürmeyi tercih ediyordu. Çalışmayan, kendi başına yaşamını sürdürecek ekonomik gücü olmayan kadın bir de aile desteği olmadığında dizlerini kırıp koca evinde yaşadıklarına katlanmaktan başka yol bulamıyordu. Erkek kadını malı gibi görüyordu, yapılan araştırmalar, dünya genelinde bu algının yaygın olduğunu gösteriyor. Erkek, kendi isteği ile kadını boşasa başka kadınla evlense bile eski karısı ya da sevgilisinin başka bir erkekle bir arada olması fikrine katlanamıyordu. Bu, halen çok geçerli olan bir algı.”

“ANNELER, OĞULLARINA KADINA SAYGIYI ÖĞRETMELİDİR”

Doç. Dr. Mercan, yabancı yayınlarda da “kadının doğurgan olup olmamasının” ya da “menopoza girip girmediğinin” kadın cinayetlerindeki öneminin vurgulandığını kaydederek, “Kadın menopoza girdiyse, erkek bu ayrılığı daha az tehlikeli buluyor. Kadın-erkek ayrımcılığının kültürel ve sosyal olarak devam etmesi, bu cinayetlere zemin hazırlamaktadır. Erken yaşlardan başlayarak bu ayrımcılığı besleyen tutumların pekiştirilmemesi ya da ortadan kaldırılması önemlidir. Anneler, oğullarına kadına saygıyı öğretmelidir” dedi.

Doç. Dr. Mercan, aile içi şiddete uğrayan kadınlar ve çocukların, bir yandan taciz mağduru olurken diğer yandan farklı zamanlarda bir başkasına fiziksel taciz uygulayabildiğini aktardı.

Aile içi şiddetin kesin yasalarla önlenmesinin, yapanların cezalandırılmasının önemli olduğunu dile getiren Doç. Dr. Mercan, sözlerine şöyle devam etti:
“Kadın ayrımcılığı yapan, kadına saygı göstermeyen, şiddet eğilimi olan kişilerle beraber olmak uzun vadede şiddete maruz kalma riskini göze almak demektir. Daha flört döneminde ya da nişan alışverişinde dayak yiyen bir kadının evlendiğinde dayak yeme olasılığı çok yüksektir. Birçok kadın, (Onu değiştiririm, aslında melek gibi bir insan, ama sinirlenince ne yaptığını bilmiyor) gibi savunmalarla erkekteki şiddete eğilimli yönü görmezden gelebilir. Bu büyük bir yanılgıdır.”
Alkol ve madde bağımlılığının, şiddete eğilimi artıran faktörler arasında bulunduğunu bildiren Doç. Dr. Mercan, “Psikotik kişilerde, gerçekle bağlantı kopmuştur ve öfke kontrolü zordur. Gerçekle ilgili olmayan inanışlar ya da algılar varsa, kişide şiddet eğilimi görülebilir. Sınırda kişilik bozukluğu olan ya da antisosyal özellik gösteren kişilerde de öfke kontrolü zordur. Bu kişilerde hem kendine hem de çevresindekilere zarar verme olasılığı normal topluma göre fazladır. Kafa travması geçirmiş, beyinde hasar olmuş kişilerde yine ani öfkelenme ve şiddete eğilim olabilir” ifadelerini kullandı.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 540
Toplam yorum
: 197
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1812
Kayıt tarihi
: 10.06.10
 
 

Gündemi ve olayları yakından takip etmeye çalışıyorum. Sinema, kitaplar, spor, doğa, siyaset, miz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster