Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Temmuz '07

 
Kategori
Genel Sağlık
Okunma Sayısı
870
 

Kadınlar için sağlık öğütleri 2

Kadınlar için sağlık öğütleri 2
 

Sağlık öğütlerine doğum kontrol haplarıyla devam edelim.
Her ay tamamlanan adet döngüsünde östrojen'in kan düzeyinde inişli çıkışlı hareketliliği vardır. Kadının doğal yapısı östrojenin bu hareketliliğine göre biçimlenir. Östrojenin görevleri sadece kadınlık organları üzerine değildir. Beyin, karaciğer, kalp gibi pek çok organda, vücudun çalışması için gereklidir. Vücut, östrojen kan düzeyinin iniş ve çıkışlarına göre de çalışmasına yön verir.

Doğum kontrol hapları östrojen düzeyini sürekli yüksek tutarak hamile olduğu mesajını verir. Bu nedenle vücut diğer bir hamilelik olasılığı olmayacağından gerçek hamileliğe izin vermez. Yani doğum kontrol hapları, vücudu kandırır. Doğal çalışma dengesini bozar.

Kimi haplar da rahim iç yapısını değiştirerek, döllenmiş yumurtanın rahime yapışmasını önler.

Kısaca, doğum kontrol hapları vücudun normal çalışmasını bozarak hamileliği önlemeye çalışır.

Bu icraatları sırasında vücut çalışması için gerekli olan kimi maddeleri kullanarak, eksikliklerine neden olur. Bu maddeler B6, B12, C vitaminleri ve folik asittir. Normalde besinlerle alınan bu maddelerin eksikliği sonucu vücut savunma sistemleri zarar görerek rahim ağzı kanseri görülme sıklığını arttrırlar. Ayrıca meme ve akciğer kanseri, migren, kalp ve beyin krizi, böbrek taşı, kan basıncında artış (hipertansiyon), kilo alımı, regl düzensizliği, iyi huylu karaciğer tümörü ve meme duyarlılığı bilinen diğer zararlarıdır. Ayrıca antibiyotiklerin etkilerini de azaltırlar.

Kullanımına başlanılan ilk yıllarda, vücut uyumu nedeniyle bir sıkıntıya yol açmayabilir ya da öyle görünebilir. Doğum kontrol haplarıyla ilgili asıl sorun, uzun süreli kullanmak zorunluluğunun olması nedeniyle vücudun çalışmasının, bu anormal çalışma düzenine uyması sonucu ortaya çıkabilecek olan hastalıklardır. Bu gerçekler ışığında "bu hapları kullanmaya değer mi ?" sorusuna yanıtı, kullanan hanımlar verecektir.

Sellülitin tedavisi halen bulunamadı. Kimi yöntemlerin az da olsa etkisi var ama tamamen ortadan kaldırılamıyor. Yağ, su ve metabolizma artıklarının bir araya gelerek cilt içine sıkışmasıyla oluşuyor. Kadınlarda olmasının nedeni ise östrojen. Çünkü östrojenin yağ yapıcı bir etkisi var. Ancak japon kadınlarında sellülit pek görülmüyor. Doğal bir ürün olan ve kırmızı şarap, yeşil çay, soğan gibi besinlerde bulunan flavonoidler, yağ yapımını sağlayan enzimi engelledikleri için sellülit oluşumuna da izin vermiyorlar. Japon mutfağının temel besin maddeleri içinde bulunan flavonoidler, kilo kontrolünde de çok faydalı olduğundan Japon hanımlarının ince görünmesine katkı sağlıyor.(1)

Bu nedenlerle soğanı, kırmızı şarabı, yeşil çayı hem sellülit hem de kilo kontrolü önerilerinde unutmamak garekiyor.(2) Kırmızı şarabın yağ oluşumunu (lipogenesis) önlediği bilinmektedir.(3) Tahıllarda bulunan kepek, yağ olşumunu ve dolayısıyla sellüliti önleyen bir maddedir.(4) Ancak kepekli ekmek yerine kepeğin doğrudan kendisini tüketmekte fayda var. Bir başka çalışma kepeğin aynı yöntemle meme kanserini de önlediğini bildiriyor.(5) Özet olarak, soğanı kepekle karıştırıp kırmızı şarapta bekletin. Sonra da yeşil çayla afiyetle yiyin. Bu bilgilerden elde edilen sonuç bu oluyor. (Bu konuda acemi aşçı olarak daha iyisini düşünemedim. Sizler daha iyi bilirsiniz).

Diğer yazılarıma www.beyindoktoru.com sitesinden ulaşabilirsiniz. 3. bölümde görüşmek üzere

Dr Güçlü Ildız
dr@noroterapi.com

Kaynaklar
1.Molecular Nutrition Food Research 50: 211-17, 2006
2.Current Pharmaceutical Biotechnology 7: 483-93, 2006
3.Experimental Clinical Endocrinology Diabetes 115: 2007
4.Anticancer Research 19: 3695-98, 1999
5.Journal Biological Chemistry 280: 5636-45, 2005

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 41
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1258
Kayıt tarihi
: 25.06.07
 
 

Nöroloji uzmanıyım. Tedavilerin hastalık belirtilerine göre değil kişiye özel olması gerektiğini ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster