Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
512
 

Kadınlar kapanmamalı erkeklerin bilinci açılmalı

Kadınlar kapanmamalı erkeklerin bilinci açılmalı
 

Zaman, hanım hanımcık olmak, ezilmek değil, gücünün farkına varan kadının hayatta hak ettiği yüceliklere çıkma zamanı.
 
8 Mart, seslerini duyurmak isterken çalıştıkları fabrikaya kilitlenip yakılan 129 dokuma işçisi kadının hiç susmayan çığlığı ve ardlarından ağlayan on binlerce kadının ağıtıdır.
 
1910’dan bu yana da “Kadınlar Günü”dür. Ben, emekçi, ya da çalışan kadınlar günü gibi bir ayrımı  saçma buluyorum. Çünkü, Dünya üzerinde yaşayan  kadınların çoğu, para kazandıracak bir iş yapsalar da yapmasalar da emekçidir. Ailesinin bakımın üslenen her kadın gerçekte, ağır ve bir o kadar da değeri bilinmeyen, hakları gasp edilmiş bir işçidir.
 
Türkiye’deki kadının konumuna ve feminist harekete baktığımızda, batıya dönük yüzünü her geçen gün biraz daha Ortadoğu’nun karanlığına çeviren bir ülkede ne yazık ki, kadın hareketinin yeterli ivmeye erişemediğini görüyoruz. Günümüz Türkiye’sinde, bir çok hak elde edilmiş gibi, kanunlar var-“mış” gibi görünse de kadınlar hala, kanun uygulayıcılar tarafından mağdur edilebiliyor. Sadece kağıt üzerinde kalan koruma kararlarının ise bir caydırıcılık içermediği ortada. Dostlar iş başında görsün mantığıyla kadınlar, psikolojisi bozuk kişilerin şiddetinden korunamazlar. Üstelik bu kişilerin mahkemeye düzgün kıyafetle gelmeleri halinde, cezai indirim alabildiği akıllara ziyan bir ülkede yaşıyorsak.
 
Kadını mini etek giymesi, eve gelme saatinin geç olması, onlarca kişinin tecavüzüne uğrayan kız çocuğu için rızası vardı gibi gibi abuk sabuk nedenlerle faillere ceza indirimlerinin uygulanması ise mevcut sistemin, düşük bilincinin bir yansımasıdır.
 
İstatistiki verilere baktığımızda, 2015 yılı içerisinde öldürülen kadınların büyük çoğunluğunun eşleri tarafından öldürüldüğünü görüyoruz. Bu da demek oluyor ki, bu toplumun evlilikle ilgili yeni düzenlemelere ihtiyacı var. Evlilik öncesi tarafların psikolojik analizlerinin yapılması evlilikle ilgili bir zorunluluk olmalı. Küçük yaşta kız çocuklarını evlendiren hatta bazı bölgelerde para karşılığı evlilik adı altında satanlara ise ağır cezai müeyyidelerin ciddiyetle uygulanması Türkiye’de, kadına şiddetin bir ölçüde de önlenebilmesi için gereklidir.
 
Din başlığı altında yapılan açıklamalarda da şiddet destekliyor. Kadını eğitmek amacıyla dövülebileceğini söyleyen gerici zihniyetler zaten kendini geliştirmeye pek de hevesi olmayan cahil kitleyi etki altına alıyor. Kadına şiddet bu tarz açıklamalarla adeta destekleniyor.
 
Oysa ki bu topraklar, Arap coğrafyasında değil. Burası, anaerkil sitemin baş tacı Anadolu toprakları. Kadının Ana Tanrıça olduğu dönemleri görmüş, kadınları baş tacı, hatta Han olarak ananların toprakları.
 
Gerçeğimiz uyanmak zorundayız. Bu uyanışı sağlamak ise kadınların işi. Kadın, zekasıyla, yaratma yeteneğiyle, hayattaki başarılarıyla bir çok alanda erkeklere fark atabilecek nitelikte bir varlık.
 
Kadın, gücünü elinden almaya kalkanlara inat, kendini her alan da daha da fazla güçlendirmek için çaba harcamalı. Bedeninden, cinsel kimliğinden utanmamalı. Kadınlar kapanmamalı, erkelerin bilinçleri açılmalı. Hayatın tek yönünün seks olmadığını, kadının bir seks objesi olamayacağını erkekler anlamak istemese de kadınlar gerektiğin de yüzlerine haykırmalı. Kadın, kadın olmaktan ötürü, utanç veya eziklik değil, gurur duymalı. Zaman, hanım hanımcık olmak, ezilmek değil, gücünün farkına varan kadının hayatta hak ettiği yüceliklere çıkma zamanı.
 
Özlem Süyev 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 67
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 686
Kayıt tarihi
: 18.07.09
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo- Televizyon Bölümü'nü bitirdi. 1987 yılından bu yan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster