Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Haziran '16

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
57
 

Kadınlar Neden Uzun Yaşar? Erkekler Neden Erken Ölür? (1)

Kadınlar Neden Uzun Yaşar? Erkekler Neden Erken Ölür? (1)
 

İşte size: Kadınlardan daha az yaşamamızın ilk nedeni!


Sevgili okurlarım, size bir sorum var: Kadınlar neden uzun yaşar? Erkekler neden erken ölür; hiç düşündünüz mü? Düşünmediyseniz eğer... Dilim döndüğünce anlatacağım bu meseleyi:

Konuşarak tüm kasvetini kapı dışarı eden kadın; fena halde rahatlar. Böyle davranarak ömrünü uzatır.

Sıkıntı anlatmayı, dert yanmayı zayıflık bilen erkek; içine atar her şeyi... İçine attıkları, ömrünü kısaltır. Güçlü görünme kaygısı, içten içe zayıflatır kişiliğini... Direncini kırar önce ve inançlarını köreltir giderek... Abartmayı sürdürürse, kendine güveniyle, özsaygısını da kaybeder için için... Çile biriktirmek, ömür törpüsüdür çünkü. İnsanda ne gençlik, ne güzellik, ne yakışıklılık bırakır.

Dedikodu yapmak, gayet doğal sayılırken kadınlar için... Aynı şeyi yapan erkek, "karı gibi davranmakla" suçlanır. Birilerini çekiştirmek doğru değilse de, iyi gelir bunu yapanlara. Kendine suç ortağı bulan kişi, başkalarını atıp tuttukça nefsini yücelttiğini, yükselttiğini sanır. Oysa başkalarını çekiştirdiği için başı göğe eren birini insanlık göremedi henüz! Kadına serbest olanın erkeğe yasaklanması, adam çekiştirmenin sadece hanımlara mübah sayılması, bir rahatlama yolumuzu daha elimizden alır anında.

Feminist ablalara sorsanız, kadınla erkek eşit ama... "Evini geçindirme sorumluluğu, zorunluluğu" çok büyük oranda erkeğin omuzlarında...

İşinden kovulmak/atılmak/haklı gerekçeyle bile olsa, istifa etmek/hatta işisiz kalmak erkekler için yadırganacak, ayıplanacak bir durum olabilirken; kadın için hiç de bu şiddette problem olmaz/sayılmaz.

Bir kadın; çalışırken bile ev hanımlığına dönmek istese... Bu hiçbir engele dönüşmez onun için. Ama aynı şeyi bir erkek için düşünelim mesela şimdi: Erkek; ne: "Bundan sonra çalışmayacağım," diyebilir ne evde oturmayı sürekli hale dönüştürebilir. Hatta bırakın sürekli evde oturmayı... Sadece pazar günlerini evinde geçirmeye kalksa:

- Kahvaltıda gazetesini okuyamaz.

- Eşinden, kızından bi şekerli kahve rica etse... Mırmırlanmanın, homurdanmanın bini bir para!

- Elektrik süpürgesinin çalıştırılmamasını, çamaşırlarının o gün yıkanmamasını zaten isteyemez! Haddine mi böyle bir şeyi düşünmek?! 

- Çocuk gürültüsüne, zırt pırt komşu ziyaretine zinhar isyan edemez.! Sonra; yabanilikle, kabalıkla, nobranlıkla, insan kaçkını olmakla itham edilme ihtimali de var! Hiçbir erkek, bu tür suçlamalara muhatap olmak istemez; ve sonunda... Yine evin hanımının dediği olur! Yaşasın kadının erkeği alt etme, sindirme zaferi!

- Pazarları dışarıyla ilgili neredeyse tüm angaryalar üzerine yıkılır.

- Maça gitmeye kalksa, eviyle ilgilenmiyor sayılır.

Hadi sinemaya gidelim dese,  eşi, flörtü, sevgilisi illa ki öbür filmi beğenir!

Arkadaşlarıyla buluşmaya kalksa, "Benimle ne zaman ilgileneceksin? Hep arkadaş! hep arkadaş! Nereye kadar böyle?!!" serzeniş destekli fırçasına muhatap olur; mecburi... 

Oğluyla evde top oynasa, çocukça davranmakla, sorumsuzlukla suçlanır.

- " Dışarda mı yesek yemeği?" dese; nankörlükte, evde yapılan yemeği beğenmemekle, o türlü türlü nimetlere verilen emeğe saygısızlık etmekle suçlanır; evin hem hakimi hem savcısı olan karısınca.

Gel de ondan sonra erkeğin uzun yaşamasını bekle! Nerdeee! Makina değiliz ki kardeşim! Bunca yıpranmaya ne yürek ne beden dayanır. Ve bizi toprağa veren hanımlar, üzerine uzuuuun uzun yaşamaya devam eder! Meraklanmayın efenim. Sadece bizde değil, dünyada da benzer haller yaşanır. 

Bu konu daha çok su kaldırır ama... Şimdilik sohbeti burada keselim isterseniz... Zira, sıkılmanızı istemem satırlarımdan...

Ve hanımların, bana duydukları öfke ve kızgınlık yüzünden her yanlarından ateş fışkırdığı geliyor gözümün önüne.

Doğrusu, kadınları çok seven biri olarak, altı üstü bir yazı yüzünden onları kaybetmeyi göze alamam! Konuyla ilgili gelecek yazılarımda görüşmek üzere... 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1349
Toplam yorum
: 3614
Toplam mesaj
: 73
Ort. okunma sayısı
: 1712
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster