Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '15

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
259
 

Kadınlar ve güvercinler

Kadınlar ve güvercinler
 

Her insan gibi her güvercin de farklıdır.


İnsan türü çeşitli açılardan sınıflandırılabilir.

Cinsiyet bakımından sınıflandırma Allah'ın emri ve ondan kaçınmak mümkün değil.

"Erkekler Mars'tan Kadınlar Venüs'ten" kitabının yazarı John Gray anlaşılır dille ve net olarak bu iki cinsin ilk bakışta görülmeyen farklılıklarına, farklı çalışmalarında ışık tutmuş.

Elbette onun dışında da kadın ve erkeğin farklılıkları üzerine yapılmış çok sayıda çalışma var. Bir türün iki cinsi olarak özünde eşit yaratılmış kadın ve erkeğin doğal farklılıklarının öne sürülerek tarih içinde ve farklı topluluklarda insan eliyle eşitliklerinin yok sayılmasının sayısız örneği de var.

Evet, kadınların dünyaya bakışları, duygusal yapıları ve duruşları, dünyayı algılama, anlama tarzları ve diğer kimi özellikleri erkeklere göre farklılık gösteriyor. Kadınların ve erkeklerin kimi fiziksel, fizyolojik farklılıkları doğal olarak duygu ve davranışlarına da yansıyor.

Araştırmacı, bilim adamı Desmond Morris'in de ifade ettiği gibi; tıpkı diğer kimi canlılarda olduğu gibi insan türünde de cinsel anlamdaki sinyaller söz konusu olduğunda kadın verici, erkek alıcı durumunda.

Yani erkek türü kadının vücut hatlarından, sesinden, duruşundan, bakışından etkilenen taraf. Bu etkileşim sonucu onu izleyen, ona talip olan, ona birliktelik teklif eden taraf. Kadın da erkeği etkileyen o sinyallerin kaynağı durumunda.

Kadın yüz yıllar boyu bu özellikleri ve bu anlamdaki kabulleri nedeniyle toplumsal yaşamda daha pasif bir konum edinmiş ve bu hali tarihsel süreç içerisinde doğal ve olması gereken hal olarak her iki cinsin kafasında da kodlanmış ve kabul görmüş.

Kadının üretim süreçlerine girmesi, ayaklarını yere basar hale gelmesi, iş yaşamında kimi alanlarda erkeklerden çok daha iyi pozisyonlar kazanması pek çok kimse ve durum için önemli değişikliklere neden olmuşsa da halen kırsalda, varoşlarda geçmişten gelen alışkanlıklar, eski kurallar geçerli olduğundan ve önemli bir toplum kesimi bu bölgelerde yaşadığından o düzenler çok da değişmemiş.

Kimi istisnalar dışında hep kovalayan erkek, kovalanan kadın olmuş.

Bu nedenle kimi doğu toplumlarında seçme hakkı yadsınan, inkâr edilen kadın hep seçilmiş. Seçilen olarak incitilmiş, örselenmiş bazen de görmezden gelinmiş. Araya sokulan törelerle, kimi inançlarla onun kendisi ile ilgili önemli karar hakları yok sayılmış, elinden alınmış.

Bütün bu konularda ciltler dolusu kitaplar yazılmış, toplantılar yapılmış, dersler verilmiş.

Tarih boyunca ve her kültürde konuşulmuş, düşünülmüş. Kurallar, töreler, davranışlar elden geçirilmiş, değiştirilmiş, değiştirilememiş.

Erkeğin kadını izlemesi, seçmesi; evlilik teklif etmesi her kültürde farklı şekillerde var olmuş.

Yerine göre, devletin, kadının ailesinin, kadını koruyan diğer kurum ve kuruluşların şemsiyesi altında biraz hareket alanı bulan kimi kadınlar bulabildikleri olanakları kullanmış, duruma göre akıllarının ve yüreklerinin kabul etmediği insanlardan uzak durmayı başarmış.

Evliliğe başlangıç aşaması anlamındaki flört, evlilik, birlikte yaşama niyetleriyle kadına yaklaşmak durumundaki erkek de o şemsiyeler altındaki kadına kaba kuvvet yerine başka yol ve yöntemlerle ulaşmak gerektiğini fark etmiş.

Bu yol ve yöntemler hem ilk iletişim, etkileşim süreçlerinde, hem de bağlantının kurulduğu, flörtün başladığı, evliliğin gerçekleştiği süreçlerde kullanılmaya başlanmış.

Kadın her erkeğe, her zaman ve her koşulda evet dememesiyle, biraz daha demokratik ortamlarda gerçek seçici kendisi olduğu için sık sık dirsek göstermesiyle, erkek daha nazik olmak, daha uygun yol ve yöntemlerle yaklaşmak konusunda daha ustaca yol ve yöntemlere gereksinim duymuş.

Erkeğin farklı zamanlarda ve farklı kültürlerde kadına yaklaşmak için bulduğu yol ve yöntemlerin tamamında muhatabına değer verme, onu incitmeyeceği konusunda ikna etme ile farklı ve cazip özelliklerini ortaya çıkararak onda beraberlik arzusu uyandırma var.

Bu yönüyle olaya baktığımda benim aklıma hep ev güvercini yetiştiren arkadaşlarım geliyor.

O arkadaşlar ki, ellerinde türlü güzelliklerde farklı ev güvercinleri var. O güvercinleri bir kere özgür bıraktıkları zaman yeniden ele geçirmede güçlük çekebiliyorlar.

Ancak uygun zamanı kollayıp, uygun yönden yavaşça ve rahatsız etmeden yaklaşıp doğru hamleyi yaparak tutabiliyorlar güvercinlerini.

Her insan gibi, her güvercin de farklıdır, bunu çok iyi biliyorlar.

Duruma göre her güvercini yakalayamayacaklarının da farkındalar. Nitekim kazara kendi damlarına inmiş olan yabancı güvercinleri yakalayamadıkları da çok oluyor.

Birilerinin kanatlarını yolup uçamaz hale getirdikten sonra başkalarına teslim ettiği güvercinler de var kuşkusuz. Onlar geleneksel ve kapalı toplumlarda bir başkasının avucuna istemi dışında bırakılmış kadınlar gibi.

Kafeslere hapsedilip özgür bırakılmayanlar da var.

Her şey bir yudum özgürlükle başlıyor. O özgürlüğü soluduktan sonra güvercin geçmiş yaşam deneyimlerine bağlı olarak farklı davranışlar gösteriyor. Ya sık sık ve farklı ellere yakalanıyor, ya belli koşullar oluştuktan sonra izin veriyor birisinin yakalamasına ya da bir daha asla yakalanmamak üzere uçup masmavi göklerde kayboluyor.

17.08.2015

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 322
Toplam yorum
: 218
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 193
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster