Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ağustos '19

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
33
 

Kadınlara Bu İşkence Neden?

Bir haber kanalında yine kadınlarla ilgili bir tartışma var ve sabunu bırakıp köpükle uğraşıyorlar.

Öncelikle basının verdiği haberler ne kadar artarsa şiddet o kadar azalacak deniyor.

Kadınlarla ilgili ayet ve hadisler okunuyor. Faiz haram ve bu konuda fetva kurumunun parasından faiz elde edildiğine dair haberler yayınlanıyor.

Falan, filan ama tartışmadan ziyade gürültü izliyorsunuz. Geçen sene de tartışılımış, önceki sene de bundan sonraki senelerde de tartışlılacak görünüyor. Her yıl kendim de yazmışım rutin bir şekilde. Kasım 2018 son bir yılda öldürülen kadın sayısı 2337 diye yazmışım, düzelme belirtisi görülmediği gibi toplumun hemen her kesiminde şiddet sarmalı katlanarak artıyor. Bir gün öldürülen öğretmenleri yazıyoruz, başka bir gün çocuk gelinler olaylarını ancak görüldüğü gibi en küçük bir azalma eğilimi görülmüyor ve katlanarak artıyor.

Polisiye tedbirlerin sorunu çözmeyeceği anlaşılmış oluyor. Ortada  son derece büyük bir anlaşmazlık var.

Olaylar kameraya çekildi, basına servis edildi, diğer ölen kadınlar hatta şu satırlar yazılmakta iken dövülen, öldürülen ve tecavüz edilen kadınların var olması mümkündür.

Tarihte savaşların tamamında erkekler öldürülünce kadınlar savaşı kazanan erkekler arasında pay edilirdi. Cengizhan’dan dem vurulur ama Haçlılar bu konuda kendi müttefikleri olan Bizans’a benzeri fiiliyatlar yapınca Bizans halkına gına geldiğinden Müslümanları tercih eder olmuşlardır.

Tarihte Mısır’da Türklerin kurduğu devletin adı Memluk’ü devleti veya Kölemen devletidir. Bu devlet tarihçilere göre köleleştirilen Türklerin savaş meydanlarında kademe kademe başarılarından etkilenen Arap seçkinler onları önemli kademelere getirmişler, ne de olsa cephede savaşırken ölmek de var. Bu ayıplanacak bir şey değil. Tıpkı Amerika’nın askerlerinin arasında bundan iki yüz yıl önce köle pazarında satılan atalarından sonra Afrika kökenlilerin genelkurmay başkanı hatta devlet başkanı olabilmeleri gibi Arapların başlangıçta kölesi olan Türk erkekleri asker olarak hizmet verdiler, sonra da bir fırsatını bulup devleti ele geçirdiler. O devlete de malum, Yavuz Sultan son verdi. Sorun şurada erkek Türk köleler asker olurken sizce kadınlarına ne olmuş olabilir. Zira Türkler bozkırdan geliyorlardı okuma yazmaları yoktu ki cahil Araplara okuma yazma öğretmek suretiyle özgür olsunlar. İslam’ın ilk dönemlerinde Müslümanlığı savaşta yenilerek kabul eden Türk kadınları cariye olmuşlardı. Söz konusu cariyeyi ise köle pazarından alıp tekrar satabiliyor ve hediye edebiliyorlardı.

Bir ordu bir bölgeyi işgal ettiğinde o bölgedeki kadınların iffeti ve namusunu kirletmek bir gurur vesilesi olurdu ve zaten savaşların tamamında yenenlerin kanunları uygulandığından, Balkanlarda, Ege’de Yunan ilerleyişi ve geri çekilmesi sırasında, Ermeni mezalimleri esnasında erkeklerin camilere doldurulduğunu kadınların ise sistematik tecavüze uğradıklarını bilmeyenler varsa bu konuda biraz okuyabilirler.

Japonlarla Koreliler arasında yine aynı sebeplere dayanan bir mesele olduğunu biliyorum. Aynı şey Avrupa’nın göbeğinde Kosova’da medeni Avrupa’nın sınırlarında gerçekleşti ve binlerce Müslüman kadına erkeklerini öldürdükten sonra tecavüz ettiler.

Yakın bölgemizde IŞİD veya DAEŞ adı her neyse Suriye’de sistematik tecavüz uyguladı ki, bugün hemen her akıl sahibi biliyor ki savaşın esas nedeni İsrail ve ABD çıkarlarının yanı sıra yancı İngiltere, Fransa ve Almanya’nın sanayilerinin ve şehirlerinin enerji kaynağının üzerinde oturduğu son bulgularla ortaya çıkmış oldu. DAEŞ ve IŞİD’in Amerika’nın statejik çıkarları için bölgede olduğu herkesin malumu, sözde Müslüman bu örgüt İsrail’le kuzu sarması iken, Türkleri, Arapları ve diğer tüm Halkları oradan değil sadece, Pakistan, Afganistan ve Irak’tan kovduğu için ülkemizde milyonlarca göçmen bulunmakta.

Sözün yeri gelmişken Irak’ta Amerikan askerlerinin kaç kadına tecavüz ettiğine dair haberler göre; uzunca bir süre gündemi meşgul etse de şu anda konu başka.

1- Tarihten günümüze kadar kadınlar erkekler karşısında fiziksel olarak güçsüz olduklarından insan yerine konmamışlardır, savaşta ise katliamdan kimileri güzellikleri, kimileri kadın olmaları sayesinde kurtulabildiyse kendini şanslı saymıştır.

2- Avrupa’nın ve batının kadına değer verdiği koca bir yalandır ve kadına en medeni Avrupa ülkelerinin çoğu Türkiye’den çok çok sonra seçme seçilme hakkı vermiştir.

3- Kadın kapitalizmde bir meta olarak evinden çıkarılmış, bedeninden zihninden eskiden olduğundan daha fazla kullanılır olmuştur ki, kadınlar özellikle 1.ve 2. Dünya Savaşlarından sonra erkek nüfusun yok olması üzerine sanayiye, fabrikalara ve hayatın her anında görev ve sorumluluk verilirken anne ve eş olmaya uzunca bir süre devam etmiştir

4- Kadınlar üzerine kurulan ekonomiler onları tüketim bağımlısı yapmış, idea kadın tipleri yaratmış olan kapitalizm uğruna, karnını, burnunu göğsünü, dudaklarını, kısacası her yerini bedeller karşılığında yeniden doğmasını sözde vaat etmiştir.

Günümüzde hiç olmadığı kadar kadın tehdit altındadır çünkü sürekli güzel olmak ve öyle kalmak zorunda, anne olmak, işe gitmek, aynı zamanda diğer kadınlarla rekabet etmek zorundadır. Güzelse hayata bir adım önde başlasa da asla yeterli gelmeyecek, erkek mutlaka kadın testinden çakacağından bir evliliğin başarısız olma ihtimali günümüzde neredeyse yüzde ellidir.

Diğer taraftan erkekler de tehdit altındadır ve her geçen gün hayatlarına sokulan yeniliklerle başa çıkmak zorundadır ve ne kadar kâğıt sahibi olursa eş bulabilme ihtimali artacaktır. Malum dünyada kadınlarla erkekler arasında yüzde bir iki civarında bir fark var ve kadın sayısı ne yazık ki daha az. Sadece Türkiye’de kadınlarla erkekler birebir eşleşirse yaklaşık beş yüz bin erkeğin evlenebilme şansı yoktur!

Türkiye’de geleneksel olarak halen erkek evin geçimini sağlamakla sorumludur ki böyle de olması mantıksız değil, çünkü kadın çocuk doğuracaksa gerçekten o sürelerde çalışması, süt izni ve birçok sözde yasal durumlara rağmen, kadın bu şartlarını öne sürdüğünde iş bulabilmesi pek mümkün değildir ya da azdır. Kadın doğum veya doğumlar yapacaksa ve o bebeğe süt verecekse normalde anne ile bebeğin bir arada kalması, sistematik iş yeri kreşi uygulamasının yaygın olamadığı ülkemizde erkek evi geçindirmek için birinci derece sorumludur.

Aristo Atina’da sitelerin güvenlik görevlilerinin Türkler olduğunu ve Türkler arasında zina sözcüğünün olmadığını belirtir. Boylar halinde ilerleyen Türkler akrabalarıyla yolculuk yaptıklarından ve suç işleyenler için gezici hapishaneleri de olmadığından suç ne olursa olsun yüz kızartacak nitelikte olan her suçun cezası ölüm ve cezalandırılan kişi de akbabalara ve yırtıcılara yem olmak demekti. Ayrıca kadın dişi Kurt Asena’nın Ergenekon’dan çıkışı gösterdiği ve onlara rehber olduğu şeklinde destanından ötürü de kadın erkekten aşağı falan değil, kadın erkeğe eş, hatta birçok yerde de erkeğe üstündü. Anne olunca mesela. Tabi biz bu günlere kolay gelmedik. Asena on sene önce sahnede arkasında tokatlanan dansöz, Ergenekon ise lanet bir terör örgütü, kravat otomobil villa aydın,  falan filan, işçiler kardeş, patron kalleş, 

Ormanlar yanıyor cayır cayır, fareler çiftleşmezse ne olur? Dünyada şiddet sarmalı bu denli artarken, Batı’da hemen her gün bir seri katil hikâyesi ortaya çıkarken, insan kapitalizmin bizzat soba odunu iken,  güçlüler zayıfları sinek gibi ezerken, sadece kanunlarla şiddet sarmalı önlenemez…

Basında ne kadar çok şiddet haberi yer alırsa şiddetin katlanarak artacağı öngörülebilir çünkü insanlar bunu bir kurtuluş gibi görebilirler ve daha da kötüsü ya benim aklıma bu yöntem neden gelmedi ki diyerek ileride çok daha farklı şiddet şekilleri ile karşılaşabiliriz...

Sorun nasıl çözülür’ sorusuna böyle çözülmez demek yeterli değil biliyorum ama toplumsal dinamiklerinin hiçbir noktasında bizim dahlimiz kalmamışken, sembollerde takılı kalmışken biz biz değilken bize ait sorunu nasıl çözebiliriz ki? Ha bu arada insanlar bu konuyu tartışırken genellikle basında olanlardan çok farklı arka planlar başka gerçekler meydana geliyor, bankalar, devletler el değiştiriyor. İnsan da neymiş?

Hepimiz gömlek değiştirir gibi kişilik ve kimlik değiştirdik veya mecbur edildik. Fakirlik utanılacak bir durum olurken, herkes parayı kazanıp, büyük adam olma yolunu seçti. Günlük tüketim malzemesi  olan insan sistemin odunu, yakıtıdır. O yüzden ciddi kültürel ve ahlaki bozulmaların acı meyvelerini  topluyoruz.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1120
Toplam yorum
: 166
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 206
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster