Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Eylül '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
45
 

Kadınların el üstünde tutulduğu yer

Kadınların el üstünde tutulduğu yer
 

Hayır bu bir ütopya değil. Tamamen gerçek.

Dünyada böyle bir yer ve topluluk olduğunu öğrenince; bir kadın olarak yazmadan geçemedim.

Çünkü kadın olarak doğmak ve yaşamak muhteşem bir duygu. Her türlü zorluğuna rağmen bir AYRICALIK.

Doğurganlığı ile insan neslini devam ettirebilmesi; duygusu, zekasının kıvraklığı, davranışlarındaki hassaslığı ve naif yürekleri ile kadınlarımız yeryüzünün ışıldaması gereken mücevherleri.

Ancak gelin görün ki onca ışıltıya rağmen; dünyamız üzerinde kadın olmak zor.

En gelişmiş ülkelerden, en gelişmemiş ülkelere kadar ne yazık ki ortak bir kaderi paylaşıyor çoğunluğu. Eziyet, dayak, hor görme, cinsel istismar, tecavüz, yok sayma, sosyal yaşamı hakkıyla yaşayamama, çalışma hayatındaki engeller ve daha niceleri.

Bu kadar olumsuzluğun içinde ruhumuzu aydınlatacak bir yere gitmeye ne dersiniz?

Burada kadınlar el üstünde tutuluyor. Özgün kültürleri ve yaşam tarzları ile bizi şaşırtacak özelliklere sahipler.

Onları tanımak için rotamızı Kuzey Afrika’ya çeviriyoruz. Berberilerin bir kolu olan TUAREGler ile tanışma zamanı şimdi.

Cezayir, Libya, Burkina Faso, Mali ve Nijer ülkeleri arasındaki geniş bir alanda yaşıyorlar. Nüfusları bir buçuk milyon üstünde olmasına karşın, sürekli göçebe hayatı yaşıyorlar. Ömürleri deve sırtında çöllerde seyahat ederek ve çadırlarda konaklayarak geçiyor. 1000 yılı aşkın bir süredir varlıklarını ve geleneklerini koruyorlar.

Osmanlılar döneminde Teravikler olarak kabul görmüşler. İslam dinini kabul edip Müslüman olmuşlar; ancak geçmişlerinden gelen binlerce yıllık geleneğe sahip çıkmışlar. Böylece ortaya tüm dünyada eşine az rastlanır bir kültür zenginliği çıkmış.

Birbirlerine sıkı sıkıya bağlılar. Kendilerini ‘Özgür Adam’ olarak nitelendiriyorlar.

En önemli özellikleri, aile içinde soyun kadından geçmesi. Yani anasoylu olmaları. Dolayısı ile kadınlar daha önemli. Her şart ve durumda öncelikli.

Nasıl mı?

Öncelikle alabildiğine özgürler. Aile içinde her türlü hakka sahipler. Ailenin reisliğini üstlenmişler. Hem de göçebelik gibi zor bir yaşam şartına rağmen. Kullandıkları çadırlar ve hayvanların gerçek sahipliğini kadınlar yapıyor. Erkeklerin hiçbir hakkı yok.

Kadınların evlenmeden önce diledikleri kadar sevgilileri olabiliyor. Elbette oldukça katı mahremiyet kurallarına sadık kalarak. Evlenen kadın hiçbir hakkını kaybetmiyor. Üstelik boşanmakta da serbest. Her şey onun iki dudağının arasında. Boşanma anında tüm mal varlığını kadınına bırakan erkek, devesine binip kendi ailesine geri dönmek zorunda. Boşanan kadın ise kendi ailesinde el üstünde tutuluyor. Şenliklerle karşılanıyor. Yeniden evlenmesi için de yüreklendiriliyor.

Erkek egemen toplumların neredeyse tüm özelliklerine burada kadınlar sahip. Hatta fazlası bile var.

İlginç değil mi?

İnsanı düşündürüyor ister istemez.

Ama şimdi paylaşacaklarım daha da ilginç. Çünkü Tuareg topluluğunda kadınlar başları açık, özenli, bakımlı iken; erkekler örtünüyor. Günlük hayatlarında erkeklerin örtünmesi şart koşulmuş. Belirli bir yaşa erişen erkek; kadınların, yabancıların ve hatta akrabalarının yanında mavi renkte peçe takıyor.

Neden mi?

Çünkü Tuaregler kadınların güzel olduğuna ve onların yüzünün görünmesi gerektiğine inanıyor.

Güzelliğe bakışları, onları yüreklerinde hazmetme şekilleri; nasıl da güzel bir olgunluğun göstergesi; öyle değil mi?

Maalesef bu değişik kültürel yapı, zaman içinde bozulmaya başlamış. Halkın bir kısmı göçebelikten yerleşik düzene geçmiş. İslama dayalı diğer topluluklar tarafından sürekli acımasızca eleştirilmekten yılmış.

Dolayısı ile içlerinde bu yaşama isyan edenler çıkmış. Kadına değer vermeyi, el üstünde tutmayı geri ve yanlış buldukları için; eski kültürlerinden bucak bucak kaçma yolunda bazıları. Hatta kendilerine özgün dillerini terk edip, Arapça konuşmayı ve onların hayat tarzlarını benimsemeyi uygun görenler de yok değil. Ancak büyük çoğunluk hala aynı kültürde yaşamına devam ediyor.

Günümüz düşünce sisteminden farklı bir yapıya sahip olsalar da; dünyanın uzak bir köşesinde; kadınlarına önem veren, el üstünde tutan insanlar olduğunu bilmek çok güzel.

Umut bu belli mi olur?

Belki diyorum belki…

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

2.08.2016

Kaynaklar: http://www.dailymail.co.uk; https://onedio.com/haber.

 

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bence erkek egemen toplumların durumu kadar saçma bir yaklaşım onlarınki de. İlginç olan tüm bu eziyetleri bizzat çektiğiniz halde bu yaşam biçimini yüceltmeniz. :-) Eziyeti yapan kadın olunca durum değişiyor mu? Kadın veya erkek olmak ayrıcalık değil doğa yasası. Her iki cinsin de özellikleri ayrı ayrı değerli ve yaşamın dengesi için önemli. Erkek gücünü kötüye kullandı genellikle ve bu da değişmesi gereken kısır döngü. Selamlar.

Güz Özlemi 
 18.09.2016 22:35
Cevap :
Merhabalar, Öncelikle değerli yorumunuz ve ayırdığınız zaman için kocaman teşekkürler. Ben de tıpkı sizin gibi düşünenlerdenim. Benim gözümde erkek ya da kadın farklı değil. Hepsine sadece kalp olarak bakıyorum. Yazımda size bu durumu yücelttiğimi düşündüren hangi satırlarım oldu bilemiyorum ama; objektifin bir başka yüzü olduğunu vurgulamaktı niyetim. Kadınların eşya kadar bile değer görmediği toplumların sayısı giderek artarken; ona değer veren, yücelten (ki bu arada erkeğin sadece hakları kısıtlı, ona bir şiddet, dayak, eziyet, cana kıyma, vs yok dikkatinizi çekerim) toplumların varlığından haberdar olmamız yeterli diye düşünüyorum. En azından daha yumuşak olabilmek adına. Sevgiyle kalın. belgin  02.10.2016 12:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 437
Toplam yorum
: 256
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 531
Kayıt tarihi
: 09.04.11
 
 

Makine mühendisiyim, bir kız annesiyim. Okumayı, yazı yazmayı, yazarak paylaşımlarda bulunmayı, insa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster