Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '12

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1161
 

Kadınların mahremiyet anlayışı

Kadınların mahremiyet anlayışı
 

Cinsel organımın ebadını; bir iki santim hata ile, en yakın kız arkadaşımlardan birinden duyduğumda verdim kadınların notunu. Seneler önce birlikte olduğum sevgilim ötmüş meğerse üniversitede okurken. O anda gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti adeta o güne kadar yaşadığım ilişkilerdeki hanımların bana karşı savurdukları feveranlar. “Ikimizim mahremini nasıl olur da başkalarıyla paylaşırsın” klişesi geldi aklıma ve duraksayıp güldüm. Bana bile çok gelmişti ne de olsa yaşadığım bu şok.

Bana bile diyorum zira kişileri kadın erkek olarak ayırmayan ben için, herkes ilk kertede insandır; canlı, hayvan, memeli, primat, insan ve daha sonra kadın ve erkektir bu işin sıralaması. Bana bile diyorum hala çünkü; kadınların her daim istismara ve süistimale uğradığı iddia edilen dünyamızda, kadına bu denli değer verirken ben, iki sevgili arasındaki mahremiyetin kadınlar tarafından bozulmuş olması ağırıma gitti onca kavga ve gürültünün şamarını yemiş olan bana. Ve inanın kendimi kirletilmiş hissetim bir erkek olarak.

Zannetmeyin ki lal eylemedim sırlarımı, ele güne karşı sevdiceklerimle yaşadığım o masum bize has anları. Lal ettim illa ki dilimi, paylaşmadım kimseyle, haşa ama meyil ettiğimi dahi düşündükleri anda giydirdikleri bu sözleri duyan kulaklarıma, biraz olsun acımasızca geldi “hocam seninkide fena sayılmazmış” lakırtısı. O zaman dedim kendi kendime; madem neden bu kadar önemliymiş gibi davranıyorlar da, bundan bir erkek bahsetmeye kaltığı anda ortalığı ayağa kaldırıyorlar, hatta adamlara hayatı zehr eyliyorlar?

Bunu çözebilmem için zamana ihtiyacım varmış velhasılı; aradan pişerek, olarak ve tabii ki de onca ilişkiyi deneyimleyerek vakit geçirmem gerekiyomuş ki, kadınların bu tavrının arakasındaki sır perdesini bir aralayım. Sonra sonra kadınların en temel özellikleri geldi aklıma konuyu irdelerken; özel olmak, tek olmak, farklı olmak, çözülememiş ve gizemli olmak arzuları sonra. Düşünsenize? Siz bir kadınla bir ilişki yaşıyorsunuz ve ardından o gece olup biteni ertesi gün tüm erkek camiasına anons ediyorsunuz.

Olacak iş değil! Neden mi? Cevabı çok basit; her kadın başlı başına bir gizem kaynağıdır, yalnızca içinde değil, tüm bedeninde bile keşfedilmeyi bekleyen bir takım “örtülü” gerçekler saklar. Makyajı altında taşıdığı kırışıklıklarından tutun da, dolgulu sütyeni altında sakladığı erik dikeni gibi minicim memelerine kadar. Bir düşünsenize; bu ve buna benzer tüm bilinmezliklerin ertesi gün cümle alem erkek camiasına açık edildiğini! Kim bakar ki o saatten sonra o kadının...orasına burasına hayranlıkla?

Oysa ki bir kadın için erkeği; tüm diğer kadınlar tarafından arzulanan ve merak edilen bir muamma olmaktansa, sadece kendisine saklanması gereken bir yaratıktır, o yüzden yaşanılan her ne varsa ortalığa dökülmeli ve o adam hakkında hiçbir konu sır ve esrarengiz olmamalıdır ki, hiç bir sılpıntının adamda gözü kalmasın.

Mükemmel bir erkek olduğu, yalnızca ve yalnızca kadınsı poh pohlanma mevzularında gündeme getirilmeli ve fakat, asıl hayati konular söz konusu olduğunda adamın ne kadar da öküz olduğu, tüm dişilerin gözüne sokulmalıdır. Işin hazin tarafı, iki cinsiyet arasındaki bu akit, nasıl kadınlar tarafından hegomonya altına alınmışsa (buna demogojik formasyon galibiyeti diyoruz) erkekler de, mahremi gizli tutma meselesini tam bir gurur mevzusu adletmiş ve bu konuyu bir sır haline getirmek için adeta gizli bir pakt imzalamış gibi davranmaktadır.

Zaten zavallı erkekler hep bu tongaya düşmemekte midir? Bol göz yaşı ve demogoji, ve ardından sarfedilen sözde erdemsel zerzavattan sonra görevi alıp, hayatlarına, erdemli kaybedenler olarak ve tabii ki arkalarından her daim iş çevrilen yaratıklar olarak, devam etmemekte midir? Yeminler olsun taraf olduğum için kaleme almadım bu yazıyı, kadın ile erkek arasında ki kavga Adem ile Havva'dan beri baki.

Ha kazananı kim diye soracak olursanız cevabı basit; tabii ki kadın, çünkü bu dünyayı her ne koşulda olursa olsun, sözde erkekler yönetse de, bana kalırsa bu iddia son derece çürütülesi bir argümana gebe. Ister Fatih olun, isterseniz de Sülüman, yahut o kadar da cihan hükümdaı olmayın ama olun yalnızca iki göz evinizin hükümdarı, sabah çoluk çocuk, konu komşu önünde ne kadar yumruğunuzu masaya vurursanız vurun. Gün batıp da, gece vakti geldiğinde gireceğiniz yine hanımınızın koynu.

Siz siz olun, büyük büyük atıp tutmayın, ne ebadı önemli kadınlar camiasında, ne de kapladığı hacim! Yalnızca tavrınızın devamlılığı inandırır kadın kısmısına, yapacaklarınızın teminatı, daha önce yaptıklarınız baki. Şayet gece yatağa girdiğinizde, başı ağrımaya başladığında, “amaan ne halin varsa gör” diyip bir daha da yanına yanaşmamaya varsa sabrınız ve yanaşmayacaksanız. O zaman büyük laflar edin, yoksa hepsini yedirirler size, dünyanın yatakta tek hakimi kadınlar, erkeklerse, kadınların yarattığı, sözde cihanın sahibi, erdemlerin kölesi zavallılar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Beyefendi, yumuşatmadım, konuyu kısa geçtim. Adım gibi emindim bildiğinize; haklısınız kadınlar şeytandır! Yarası olmayan gocunmasın değil mi ama :) Sevişme öğrenilebilir, öğretilebilir ama ya duygu katılmazsa, kabarmazsa hamur? Bilgi evrenseldir, işe yarayacak olan bilgi alınır, yaşama geçirilir... İstenilen pozisyon eşlerin tercih meselesidir. Unutmadan sevimize mahremiyete saygısızlıklardan bahsediyorduk. Halen nirvana ırak... Nirvana ne bilmiyorlar ki... Konuşmak yasak beyim... Analar bolca çul, çaput düzerler de kızlarına çeyiz diye cinsel konularda ağızlarını bıçak açmaz ( hoş şimdi kendi biliyor mu ki anlatsın diyeceksiniz ) Bilmediğiniz konu benim bu konu hakkında eğitimci olmamdır. Her tabakadan insanla - bekâr- evli- bu konuları tek ya da çift olarak görüştüm. Böyle bilgilendiren kurumlardan yararlansınlar... " Aç, açım " diyorlar kadını erkeği... Herkes bi sevişmeyi öğrense ne istediğini nasıl istediğini inanın ne baş ağrısı kalacak, ne somurtkanlık... Saygımla...

Nil ALAZ 
 08.02.2012 16:57
Cevap :
Şimdi sizin yazdığınız diğerine göre öteki Türkiye gerçeğine giriyor :) iki taraf için de geçerli bu gerçek, ikisi de birbirine göre öteki...iki uçurum aynı toprak parçası üstünde, nasıl bu kadar ırak kaldık birbirimize bilemiyorum fakat bildiğim tek bir gerçek varsa o da ikiside normal değil...uçlarda yaşamak her ne konuda olursa olsun hoş değil...doğal olarak ötekileşmemize sebep oluyor ve ilginci ikisi de mutlu değil malesef...ne bu kadar rahat yaşayan sonunda mutluluğu bulabiliyor, ne de kısıtlanıp her konuda yoksun bırakılan...saolun ne guzel insanlara faydalı oluyorsunuz, kaleminize de sağlık...herkes birbirine hakkaniyetle davransa zaten sorun kalmaz. Saygılar :)  08.02.2012 21:03
 

İlk yaşadığınız olay kötü olmuş. "Kadınların notunu verdim " diyerek genelleme yapmayınız lütfen. Haklısınız! Çok ayıp etmiş. Adem'in ilk kavgası Havva ile değil . Sözü edilen efsane şöyle başlıyor: " Tanrı topraktan Adem ile Lilith'i yaratır. Mutlu mutlu yaşasınlar diye onları cennete yerleştirir. Ama bu iki insan çifti bir türlü huzur bulamaz. Sorunları mı? Günümüz çiftlerinin sorunlarından farklı değildir. Adem ilişkide her alanda söz sahibi olmak ister. Ancak Lilith buna karşı çıkar. Özellikle cinsel ilişki sırasında Adem'in hep üstte yer almasını aşağılayıcı bularak itiraz eder. Kendisinin de Adem gibi topraktan yaratıldığını, yani eşit olduklarını savunur. Adem ise kendini, bağışlayan, bereketli gökyüzü; Lilith'i de ürün veren toprağa benzeterek bu şekilde birleşmek konusunda diretir. Adem tavırlarında ısrar edince, Lilith, birlikte yaşamalarının zor olacağına karar verip Tanrı'nın söylenmemesi gereken adını anarak göğe doğru yükselir.... " Selamlar...

Nil ALAZ 
 08.02.2012 12:22
Cevap :
Hikayeyi biraz yumuşatmışsınız ve de devamını anlatmamışsınız yalnız :) Lilith göğe yükselmez, kendisi ona hertürlü özgürlüğü sağlayacığını söyleyen Şeytanla birleşir, kendisinin yanına inmez birleşir bir güzel hatta çocukları bile olur. Bu duruma çok üzülen Adem çok ağlar, tanrıya yakarır ve Lilith'ini geri ister, tanrıda gözyaşlarına dayanamaz ve ona daha yumuşak başlı, itaatkar ve uyumlu Havvayı bahşeder. Fakat bu hikayeyle ilgili hem tarihsel, hem de antropolojik bir hata vardır ki o da şudur, tarih varolduğu günden itibaren insanoğlu erkeğin arkada, kadınınsa önde arkası erkeğe dönük, engin ingilizcemizde "doggystyle" diye adlandırılan şekilde çiftleşmiştir taa ki Hristiyanlık inene ve onu yaymak için dünyaya yayılan "misyonerler" bahsettiğiniz yöntemle sevişmeyi insanlara öğretene kadar :) yani Adem ile Lilith hikayenin iddia ettiği şekilde Ademin üstte olduğu pozisyonda sevişmiyorlardı o tarihte :) Kamasutra daha yazılmaya başlanmamıştı bile :) Öykünün özü kadın şeytanidir :)   08.02.2012 13:53
 

Yaa inanmıyorum Tevfik Bey böylesi analiz yazısı benden çıkmalıydı çok kıskandım inanın. Ayrıca şimdi sizin gibi birini yola getireceğine, değiştireceğine inanan bir sürü egosantrik strateji rahatsızı kadın çıkacak ortaya iyice popüler olacaksınız durduk yerde. Müthiş kıskandım yahu, hay Allah! :))

Seyran Aksoy 
 08.02.2012 9:53
Cevap :
:) Siz onlarca yazı yazdınız muhteşem analizlerle dolu, bu ne ki :) Kıskanılacak birşey yok ortada, paylaşıyoruz işte hepbirlikte...bu seferki benden çıktı diyelim :) Yola getirecek, götürecek hanımefendi çıkarsa da ne ala, yürümüş oluruz birlikte, ciddi anlamda kilo verdirdiği kesin...ben 15 kilo verdim 2 ayda ama sağlam yürüyorum, günde 10 km :) Emek ister yani herşey bu hayatta, emek ile tohum ekmeğe, sevgiye, hatta bebeğe döner :) Çok uzun lafı kısalttım ama ekmek aş olur, enerji olur, sevişirken kullanılır, sonuçta bebek olur demeye getirdim ya, yine tekrarlıyorum ama hepsi emekle olur, alın teri ile...harcayacak emekleri varsa buyursular, biz de kaya değiliz değişir elbet ki, kaya bile bir heykeltraşın elinde sanat eserine dönüşür, o bile emekle :) Anladınız siz onu, saygı ve sevgiyle...elinize sağlık...  08.02.2012 11:11
 

Az az değil de fazla fazla verdikçe gerçekten de sürekli bir beklenti içerisinde oluyorlar. Aslında bu bence olağan. Olağan olmayan şeyse karşılayamadığınız bir beklentleri olduğunda bu problem haline geliyor. Öncesinde yaptığınız güzelliklerin hatrına da olsa hoşgörülü olamıyorlar. Sanki siz insan değil de bir robotmuşsunuz gibi. Ve garip olan da yıllarca bunu unutmuyorlar ve konusu açıldıkça surat yapıyorlar.

Lonewolf 
 08.02.2012 9:35
Cevap :
Kadınalr hep bekler ve asla unutmazlar sanırım konunun özeti olmuş :D elinize yüreğinize yorumunuza sağlık :) saygı ve sevgilerimle  08.02.2012 13:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 58
Toplam yorum
: 229
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 791
Kayıt tarihi
: 14.01.08
 
 

1978'de dünyaya gelmişim şirin bir anne babanın ilk erkek evladı olarak. Istanbul'a göçmüşüz sonra k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster