Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Kasım '13

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
341
 

Kadınlı erkekli

Kadınlı erkekli
 

Kuvay-i Milliyeciler


I.Dünya Savaşı döneminde ve akabinde oluşan işgal yıllarında Türk Milleti, tarihinde benzeri görülmemiş karanlık bir döneme girmişti. Hele 1919’lu yıllara varıldığında Türk Milleti varlık, yokluk sınırlarına dayanmıştı artık. Vatanın bütünlüğünün ve milletin bağımsızlığının tehlikeye düştüğü bu yıllar; aziz vatan toprağının her köşesinin düşmanlarca bilfiil işgal edildiği, zorla ve hile tüm memleketin tüm kalelerinin zapt edildiği, bütün ordularının dağıtıldığı, milletin tüm kaynaklarına el konulduğu mezalim yıllarıydı. Ve fakat bu yıllar, aynı zamanda düşmana karşı onurlu bir direnişin başladığı, milli uyanış ve şahlanışın millet fertlerinin gönüllerinde tutuştuğu, vatanın bütünlüğünü ve milletin istiklalini kurtarmayı amaçlayan Kuvay-i Milliye ruhunun da filizlendiği yıllardı. Kuvay-i milliye (günümüz Türkçesi ile Ulusal Güçler), Anadolu'nun Yunan, İngiliz, Fransız, İtalyan birliklerince işgal edildiği ve Mondros Mütarekesi ile ağır koşulların dayatıldığı dönemde çeşitli yörelerde Osmanlı ordusunun silahlarının alınıp dağıtıldığı günlerde doğan bir milli direniş örgütlerine verilen isimdir. Kuvay-i milliye, Kurtuluş Savaşı'nın ilk savunma kuruluşudur.

Yerel sivil örgütlenmeler, çeteler olarak ortaya çıkan Kuvay-i milliye, düzenli ordulardan oluşan işgalci güçlere karşı, bugünkü deyimiyle bir gerilla savaşı uygulamıştır. İlk direniş olayları Güneydoğu Bölgesi'nde Fransızlara karşı görülmüşse de, örgütlü direniş İzmir'in düşmanca ele geçirilmesinden sonra Ege Bölgesi'nde Kuvayı milliye olarak başlamış ve tüm ülkeyi kapsayan bağımsız yerel örgütlenmeler olarak ortaya çıkmıştır.

15 Mayıs 1919'da İzmir'in, 27 Mayıs 1919'da Aydın'ın, 29 Mayıs 1919'da Ayvalık'ın ve 1 Haziran 1919'da Ödemiş'in Yunan kuvvetlerince işgal edilmesi, Batı Anadolu'da savunma ruhunun uyanmasına ve Kuvay-ı Milliye bilincinin yurdun dört bucağına yayılmasına neden olmuştur. Batı Anadolu'da Kuvay-ı Milliye adı ile kurulan milli oluşumlar, Yunan işgal ve istilasına karşı milletin ruhunda yarattığı vatan, bayrak, sancak mücadelesinin bir belirtisi idi ve bu Milli Mücadele, ilk zamanlar düzenli askerî birliklerle değil, kadınıyla, erkeğiyle, yaşlısıyla, genciyle, kalbinde Ülke sevgisi taşıyan her Türk evladının fedakârlıklarıyla veriliyordu. Kuvay-i Milliye'nin özellikle kadın kahramanlarının ortaya koydukları gayret ve hizmetler, Milli Mücadele'nin zaferle taçlanmasında önemli rol oynamıştır.

Hep minnetle anacağımız Türk kadınlarının, annelerimizin katkıları, yalnızca cepheye silah, mermi, ilaç, yiyecek ve erzak sevkiyatıyla sınırlı kalmamıştır; bizzat Kuvay-i Milliye saflarında erkeklerle birlikte kahramanca çarpışarak gücümüze güç katmıştır onlar. Türk kadını, Milli Mücadelede, daha ziyade teşvik edici bir göreve sahipti. Yavrusunu, "Ya şehid ol, ya gazi" ninnileriyle kundaklayıp büyütmekle başlayan bu kutsal görev, onu davul zurna eşliğinde askere uğurlamakla devam ediyor; şehir haberi geldiğinde ise metanet ve iftihar duygularıyla karşılamakla son buluyordu. Şehadet şerbetini kaderin elinden içmek, erkekler kadar, kadınlar için de bir şerefti. Evladını, "Vatan sağolsun", "Ezan dinmesin, bayrak inmesin" inanç ve temennisiyle cepheye yollayan Kuvay-i Milliyeci annelerimiz, bizzat cephede de aktif görev almış, göğsünü gere gere savaşmış, ve nihayet onlar da ya şehit olmuştur ya da gazi.

Türk Kadınının Kahramanlık Sembolü, Kuvay-i Milliye'nin kahraman kadınlarının önde gelenlerinden NENE HATUN’dur.

Kuvay-i Milliye döneminde en çok adı işitilen kadın kahramanlardan biri de, FATMA SEHER HANIM, “Kara Fatma” ismi, Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşamış bir şahsiyeti ifade etmekten ziyade; esasen Kuva-yı Milliye ruhunun bayraklaşan Türk kadınını sembolize eden bir karakter olarak hafızamıza yerleşmiştir.

Gördes-Sındırgı-Akhisar üçgeni içindeki sahada, Gördesli Makbûle Hanım,

Fransızları Tuzağa Düşüren Kahraman: KILAVUZ HATİCE,

Cennete Uçarak Giden Türk Kadını: ŞEHİT TAYYAR RAHMİYE,

Milli Mücadele’nin bir kahraman kadını olarak abideleşen Seyyidler Köyü'nün kahraman şehidesi. Şehit ŞERİFE BACI,

Asil Ruhlardan Yükselen Bir Ses: AYŞE ÇAVUŞ,

Tük Kadınının Vatanseverliği: Domaniçli KAHRAMAN ANA,

İnönü savaşında bir Paşa Hanım: KÜÇÜK NEZAHET,

Bombardıman Altında Bir Kadın Kahraman: SÜREYYA SÜLÜN HANIM,

Yunan'ın Korkulu Rüyası: KAVAKLIDERELİ FATMA nice kahraman kadınlarımızdan ilk akla gelen sayılabilecek kadın Kuvay-i Milliyecilerimizdir.

Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş savaşımızın mimarları olan Kuvay-i Milliyeci Türk kadınlarını şu sözleri ile övmektedir: "Milleti ölümden kurtararak kurtuluşa ve istiklâle götüren azim ve faaliyette, her vatan evladının mesaisi, gayreti, himmeti, fedakârlığı geçmiştir. Bu meyanda en ziyade tebcil ile yâd ve daima şükran ile tekrar edilmesi gereken bir himmet vardır ki, o da Anadolu kadınının ibraz etmiş olduğu çok ulvî, çok yüksek, çok kıymetli fedakârlıktır. Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde Anadolu köylü kadınının fevkinde kadın mesaisi zikretmek imkânı yoktur. Ve dünyada hiçbir milletin kadını, ‘Ben, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim’ diyemez". demiştir.

Anadolu’nun her yerinde alev bacayı sarmıştı. İstanbul’da işgalciler can alıyordu. Rum çeteciler, şımarık yunan askerleri, İngiliz polisleri, Fransız devriyeleri, yerli işbirlikçiler, ihbarcılar, yabancılar adına çalışan yerli uşak ruhlular; Hepside ayrı ayrı belaydı. Bela bela ile def edilir düşüncesi ile büyük bela oldular, göz kırptılar birbirlerine, kadınlı erkekli bir araya geldiler, çoğaldılar, bir başına değil, bir başın etrafına toplandılar bin oldular, milyon oldular.

Anlayacağınız, Yurdun tüm kadınları erkekleri Ulusumuzu işgal eden düşmanlarla birlikte savaşarak bu vatanı kurtardılar.  Onlara tüm ulus olarak minnet ve şükran borçluyuz.

Nizamettin BİBER

Nevzat Dağlı, Şennur Köseli bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

MERHABALAR Sevgili meslektaşım NİZAMETTİN beyciğim :-) Sizin bu yazınızı okuyunca, şöyle bir düşündüm de. Acaba rahmetli Mustafa Kemal ATATÜRK, şayet Sultan Mehmed Vahdeddin efendinin buyruklarına sadık olsaydı, şimdi bizler ve TÜRKİYE CUMHURİYETİ' nin yerinde kimler olurdu.? Çok değerli tarihi bir belgesel yazı derlemişsiniz..:-) Sevgiler ve selamlar :-) NK-ADA/TR

BEN ve OLTAMA TAKILANLAR 
 13.11.2013 19:41
Cevap :
Sevgili meslektaşım çok değerli abim Necip bey; Türkiye Cumhuriyetinin yerinde emperyalistlerin ya kendisi ya da köleleri olurdu. yazıma yönelik övgünüze çok teşekkür ederim selam ve saygı ile esen kalınız.  14.11.2013 8:41
 

Kurtuluş savaşında Anadolu kadını destan yazmıştır. Erkeği ile birlikte savaşmış, destek sağlamıştır. Ne kadar övünsek azdır onlarla. Ruhları şad olsun...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 13.11.2013 13:20
Cevap :
Merhaba Ayşegül Hanım; Gerçekten kadını erkeği ile bu coğrafyada Atalarımız sizin ifadenizle (katılmamak mümkün mü?) bir Anadolu destanı yaratmışlardır. Teşekkür ederim selam ve saygı ile hoş kalın.  14.11.2013 8:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 881
Toplam yorum
: 3744
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 2632
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster