Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Temmuz '13

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
88527
 

Kadir’i aramak

Kadir’i aramak
 

Allâh Rasûlü Muhammed Mustafa (aleyhisselâm) merkezli "DİN" anlayışına göre "KADR" gecesi anlatımının deşifresi, yorumlanması ise ehlullâh indînde şöyledir:"İnnâ enzelnaHU fiy LeyletilKadr" (97.Kadr:


Bu köşenin okuyucularının açıkça bilmelerine rağmen yine de tekrar edip duruyorum. Bir toplumda evrenselliğin yerine klasik din anlayışı hakim kılınmak isteniyorsa ve bu gerçekleşiyorsa, o toplumun algılama yeteniği, varoluş gayesi ortadan kalkar.

Ben bunu hep dile getirmeye çalışıyorum.

Bu ay çok önemli. Ramazan ayı. Bu ayın özel olmasını sağlayan astrolojik etkiler, kozmik tesirler tüm yılın her günün, her anın özel ve feyzli olduğunun farkındalığı ile yaşamamış beyinlere bir imkan veriyor. Bu imkan, bu rahmet, bireylere orucun, namazın ve tüm diğer tavsiyelerin klasik anlamda değerlendirilmesinin ötesinde, daha bilinçli, daha farkındalıklı yaşamak için bir kapı açıyor. Beyinlerin hakikatlerinin getirisi olan şuur seyrinin yaşanması için kolaylaşması için bir fırsat veriyor. Ancak belirttiğim üzere, bu hakikatinin getirisini yaşamak isteyen beyinlere sadece ramazan ayı özel değil, her ay, her gün, ve her AN özel.

Bu noktadan yola çıkarsak eğer, klasik anlamda kadir gecesini tek bir güne sığdıran beyinler için kadir günü ve anı, bir güne bir aya sıkışmış oluyor. Acaba gerçekten de iş böyle mi? Yoksa, Ramazan ayı için kısaca anlatamak istediğim, bu kadir anı için de geçerli mi?...  

Kendine özgü bilimsel bir kimlikle İslami olayları anlatan, bu yolda yazdığı sayısız eserleri ile kendini kabul ettiren Üstad Ahmed Hulûsi’nin kaleme aldığı “Tanrının gökten inen Kadir’i” isimli yazısı, Kadir günü ve anı için anlatmak istediklerimi çok net, çok güzel bir şekilde ifade etmekte. İşte ben de siz değerleri okurlara uygun bir fikir ortamı oluşmasına etken olabileceği düşüncesi ile bu yazıyı noktasına, virgülüne dokunmadan görüşlerinize sunmak istedim.

Gözlem ve yorum size aittir!

TANRI'NIN GÖKTEN İNEN KADİR’İ

Tanrı kavramına dayalı dinsel anlayışta, şöyle bir gece hayal edilir ki adına "Kadir Gecesi" derler...

Ulu tanrı, yeryüzündeki seçme kulları için bir nimet hazırlamıştır!.. Kimler kendine çok tapınıyorsa, onları mükâfatlandırmak için. O büyük nimete de "KADİR" demiştir...

Bu nimeti getiren(!) melekler, müslümanların yaşadığı yöreye bir kutsal kandil gecesi inerler; çünkü güneş ışığı görürlerse bozulurlar, tıpkı ışık görmüş C vitamini gibi!..

İşte o "gün görmez Kadir"(!), bin aylık, yani seksen üç sene sürecek tapınmadan çok daha hayırlı bir şey(!)dir!

Her sene Ramazan ayının 27'sinde, Ulu tanrının buyruğu ile melekler yanlarına ruhu da alarak kanatlarını çırpa çırpa, hızlı bir koşu ile binlerce yıllık mesafeyi kat ederek Dünya üzerine inerler ve gece olan bölgedeki tapınan kulları başlarlar araştırmaya, ev ev!

Elbette o sırada Dünya'nın aydınlık bölgesinde yaşayanlara bir şey yok!

Eğer bulurlarsa bir samimi tapınan ellerindeki şartnameye göre, hemen rablerine sorarlar, "buna verelim mi KADİR'i?" diye... Tanrı da izin verirse, hemen o kula "KADİR" verilir. Bu hane hane arama veya o "Kadir"in dağıtılması işlemi gün doğana kadar böyle devam eder...

Kaç kişiye o gece "Kadir" verilir, bilinmez! "Kadir" verilenlerde ne değişir, bu da bilinmez!.. Güneşi gören melekler ve ruh, hemen ulu tanrı yanındaki yuvalarına dönerler gün ışımasıyla!

Bu arada mümin kullar da câmi câmi dolaşıp, onlara, bu câmilerden birinde kadir ikramı rastlaması şansını değerlendirler!

Allâh Rasûlü Muhammed Mustafa (aleyhisselâm) merkezli "DİN" anlayışına göre "KADR" gecesi anlatımının deşifresi, yorumlanması ise ehlullâh indînde şöyledir:"İnnâ enzelnaHU fiy LeyletilKadr" (97.Kadr: 1)

"Kur'ân" ismiyle işaret edilen "sırlar bütününü" ve "özündeki hakikati" (enzalna HÛ) kişinin, kendi varlığının "yok"luğunu (LEYL) yaşadığı anda, şuurunda açığa çıkardık. "Kur'ân ve insan ikiz kardeştir" uyarısı hatırlanmalı...

"Ve mâ edrake mâ LeyletülKadr" (97.Kadr: 2)

Bu hakikatin, sırrın (KADR), ne olduğunu bilir misin?

"LeyletülKadri hayrün min elfi şehr" (97.Kadr: 3)

KADR sürecinin yaşandığı "yok"luk karanlığı (gecesi), bin ayda (80 küsur yıllık insan ömrü sürecinden) yaşanabileceklerden daha hayırlıdır.

"Tenezzelül Melâiketü ver Rûhu fiyha Biizni Rabbihim min külli emr; Selâmun, hiye hattâ matle'ılfecr" (97.Kadr: 4-5)

Melekler (melekî kuvveler-kanatlar bu kuvvelerin 2-3-4 yönlü olması) ve Ruh (varlığındaki hüviyetin "HÛ" hakikatin anlamı), kişinin rabbinin (Esmâ terkibinin–varlığını oluşturan Allâh isimlerininin bileşiminin) izni (kapsamı-kapasitesi) kadarıyla, şuurunda açığa çıkar; böylece o anda, kendi "yok"luğu hissi yanı sıra, mutlak var olan "ALLÂH"ı hissedip yaşar! Her hükümden "Selâm"ette olarak!

Bu hâl; tâ ki, tekrar varlık, beşeriyet hissi ve fikri ağır basana (FECRE dönene) kadar devam eder.

Bu imkânı, yılın her gecesinde, yani, ismi "ALLÂH" olan indînde "yok"luğunuzu hissedebildiğiniz her süreçte, araştırın!... "Kadr gecesini yılın her gecesinde arayın" uyarısı...

"Ramazan'da arayın" uyarısı... Gerçek anlamıyla yaşanan oruç ile, kendinde beşeriyetten arınma ve hakikatini hissetme çabalarını verdiğiniz süreçte, bu hâli yakalamaya çalışın!

"Ramazan'ın son günlerinde arayın" uyarısı... Orucun taklidî değil tahkikî yaşanması sonucu; manevî arınmanın son evrelerinde bunu araştırın!

Şimdi, "KADR Sûresi"nde işaret yollu benzetmelerle anlatılanlardan algıladığımızı topluca ifade etmeye çalışayım:

İnsanın bir ömür boyu yaşadıklarından çok daha hayırlı olan bir an (KADR anı) vardır ki; bu anlık şuursal sıçrama veya açılım süresi içinde hakikatine ait bilgi, kendisine bir tenezzül, yani "özünden bilincine" doğru açığa çıkar! Bu "HÛ" hüviyeti hakikatidir!

Bu hakikat, "İnsan, Kurân'ın sırrı; Kur'ân, insanın sırrıdır" prensibince, insanın derûnundan gelen bir şekilde açığa çıkar!

Ne zaman?

Kişi, ben neyim, kimim sorgulamasıyla yola çıkıp, Allâh Rasûlü Muhammed (aleyhisselâm)'a iman edip, O'nun getirdiklerini anlamaya ve tanrı kavramından arınıp, ismi "ALLÂH" olanı en azıyla "İhlâs" Sûresi'nde bildirilen kadarıyla algıladıktan sonra... "ALLÂH" özel ismiyle isimlenmiş indînde, kendi birimsel varlığından, yani gün aydınlığından, "yok"luğunu fark etme karanlığına düştüğünde; tüm varlık nazarında varlıklarını yitirdiklerinde...

Hakikati olan ALLÂH isimlerinin özelliklerinin kendi varlığını oluşturduğunu hissettiği ve yaşadığı bir anda, RUH, yani bu Esmâ'nın anlamı ile, melekler, yani bu isimlerin kuvvelerinin her an kendisinde açığa çıkmakta olduğunu fark edip algılar!.. Bunu bir anda hissediş ve yaşayışı "KADR" hâlidir.

O an ne kendi kalır, ne de varlıktan bir zerre!..

"...li menil Mülkül yevm* Lillâhil Vâhidil Kahhâr"

"...'Yaşanan süreçte (Allâh'a göre 'AN' vardır, tek bir süreç) Mülk kiminmiş?'... 'Vâhid, Kahhâr olan (Tek ve mutlak hükmü zaman mekân kavramsız olarak yerine gelen) Allâh'ındır!'" (40.Mu'min: 16)

Gerçeğine şehâdet eder! "Eşhedü..."yü "OKU"r!.. Seyreden Kendi olur!

Bu hâl, onda kendini tekrar beşeriyet boyutunda buluşuna (fecre) kadar sürer. Böylece varlığının hakikatini yaşamış olarak ehli hakikat arasında tahkik ehli olarak yerini alır ve artık Kur'ân sırlarını "OKU"maya başlayarak ölümü (boyut değişimini) bekler ve yaradılış amacına uygun şekilde "KUL"luğuna devam eder.

Bunu niye yazdık?..

"Tanrının Buyruk Kitabı" diye nitelenen "Kitap"ın, bize göre çok çok farklı "bir SIRLAR KİTABI" anlamı ifade ettiğini; "OKU"nması öğrenilmedikçe, nelerden mahrum kalınacağı bilgisini sizlerle paylaşmak istediğim için yazdım...

Bu bir örnek... Başta "Mİ'RÂC" olmak üzere, böyle daha nice örnekler var deşifre edilmesi zorunlu, o yüce ALLÂH Kelâmı Kitap'ta!..

Ne yazık ki büyük çoğunluğumuzun ruhunun dahi haberi bile yok bunlardan belki!!! Kur'ân-ı Kerîm'i hâlâ tanrının buyruk ve tarih kitabı(!) sanıyoruz...

Bu değerlendirmede haklı olabilirim, yanılmış olabilirim! Ne var ki, böyle okuduk ehlullâh eserlerinde...

Haklı isek; bu anlayışı değerlendiremeyenler, daha başka nelerden mahrum kalmakta olduklarını kendileri düşünsünler!

Hatalıysak; o yukarılarda bir yerde oturup, melekler ve ruhu yılda bir kere yeryüzüne gece karanlığında yollayan tanrı elinde hâlimiz harap demektir!..

 

AHMED HULÛSİ

 

**************

https://twitter.com/sufafy

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İşte kast ettiğim Allah-Tanrı farkına değinen ve kafamızı karıştıram KADİR Gecesi- Melekler ile ilgili muhteviyatı kıymetli bir makale... Üstelik Kadir Gecesini'n neden belli olmadığının hikmetini de çözeceksiniz sanırım.

Simay Özdemir 
 07.02.2014 23:27
 

Bence bu yazı çok değerli . Zira her Şeyi Kurana endeksleyen, yani hadislere burun kıvıran bir kesim vardır. Malum.. İşte onlar Kuranda KADİR suresi olduğu için mecburen kabul ederler bu geceyi. Okusunlar ve onlara kapak olsun. Mecaz yokmuymuş, ya da sabaha kadar Ruh nasıl iniyormuş. Bu güzel paylaşım için Ahmed Hulusi'ye de sonsuz teşekkürler..

Ümit Oltu 
 08.09.2013 16:21
 

Kur’an insanın sırrı, İnsan Kur’an’ın sırrı. Kendisi aslında orijininde bir Evrensel Kitap iken, yani İNSAN olabilecekken madde boyutuyla kayıtlı beşer yaşamı. Bu yaşamdan sıyrılıp Öz’üne dönebilme potansiyeli ve bu AN’ın Kadir Gecesi olarak tanımlanması.. Kadir Gecesi’ni yakalamak belki Hakikatte AN’da ama , zamanla kayıtlı olan için bir koca yaşam içinde işlene işlene farkındalık haline gelme süreci. Bize idrak edemediğimiz boyutların idrakini aktardığınız için teşekkür ederiz.

yasin erva 
 03.08.2013 20:45
 

Bir çoklarında şok etkisi yaratacak bu çok açık seçik, çıplak anlatım İDRAK kapılarını açacaktır. Evet zaten ŞOK açılım için iyidir. Böyle ŞOKlamalar lazım bilinçlerin yarılması için, çok teşekkür ederiz, karşılıksız ve eşsiz paylaşımlarınız için.

uğurol yağan 
 03.08.2013 19:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 612
Toplam yorum
: 1991
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10246
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Araştırmacı Yazar.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster