Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
106
 

Kadir Şeker Masum mu?

Not: Bu konu unutulmayacak dersler içerdiğinden, irdelemeye değer buluyorum.
 
                 “Bir yerde herkes aynı şeyi düşünüyorsa hiç kimse hiçbir şey düşünmüyor demektir.”
                                Bu söz bir zamanlar sanal âlemlerde, sessiz yığınların duygu ve düşüncelerini ortaya dökmeleri için icat edilmiş  bir körüktü. Zaman geldi her yerde her şartta yorum yapmayı alışkanlık haline getiren fakat iş eyleme gelince duyarsız kalan, yığınlar oluştu. Susan fakat hayatın içinde amaçları doğrultusunda ilerlemeye, söz değil de eylem yapan kişilere, hor gözle bakılarak "pısırık" veya " suya sabuna dokunamıyor" gibisinden, yeni tip mahalle baskısı türedi.                   
 
             Belki de fikirlerini kursağında saklayan  insanlar, artık daha fazla dilimlenmek istemiyordu! Belki de her yanımızdan ifade özgürlüğü ambalajı ile paramparça edildiğimize insanlığa hizmet veren eylemleriyle verilen cevap duyulmuyor anlaşılmıyordu. Gün geçtikçe vicdan damarlarımıza kapanamayacak darbeler alıyoruz. 
                      Asırlarca evvel ceddimizin, " Allah’ ın soracağı soruları sormayın!" diyerek birleştirdiği yüreklerin, yüzyıllarca bütünce kalmasına vesile olan felsefe, ne yazık ki artık değerini yitiren ve yenilenmeye muhtaç bir harabeye dönmüştür. 
                    Yüzyıllardır süregelen kültürümüzde, gelen misafire ; ‘Necisin? , Nerden gelip nereye gidersin?’ diye sorulmaksızın karnı doyurulur, konaklaması ve hatta gideceği yere güven içinde varması dert edinilir titizlikle özen gösterilirdi. Yardıma ihtiyacı olana yardım edilir zulüm görene, el uzatılırdı. 
       Bunlar, hem dini hem kültürel açıdan babadan oğla yüzyıllarca bağrımıza ekilen en kıymetli miras tohumlarıydı. Ardından zaman geldi, "Hadi farklı düşünelim, değişik olalım, şeffaf olalım özgür olalım" derken, giderek kabımızdan başka kaplara taştık. Kimse kimseye değer vermez, saygı duymaz hale geldi. 
                           Bir şey çok olunca, Yok da olurmuş onu yaşıyoruz. 
        "Y" kuşağı dediğimiz günümüz gençliği maalesef   "x"  çağını yaşıyor. Birilerini çıkıp suçlamayı çok da sağlıklı bulmuyorum. Çünkü kötülüğü yapandan çok fırsat veren, kaypakça tavırları taşıyanlardır esas suçlu olanlar. Yanar- döner, nerden nemalanıyorsa oraya dönenler oynak bir takım başlar! 
    Parmağımla kabak oyar gibi birilerini yontmanın fayda sağlayacağına da inanmıyorum.                     
 
Lakin bir laf var ya:  Kim, kime dum, duma!
             Aklıselim insanların yazdıkları, yine aklıselim olanlarca veya olmak isteyenlerce okunup geçilirken, sözünü düşüncesini akıl mizanı ile ölçüp tartmadan, boğazın dokuz düğümünde süzmeyen.  Gevezeliği mertlik, laf çakmayı yiğitlik, olarak algılayan  bir ortamda ne derece yankılanır doğrular ve yapılması gerekenler? 
Nasıl anlaşılır gerçek olanla olmayanlar?
              Sözler pervasızca  uçuşurken sırf daha fazla beğeni almak uğruna lafın en cilalısını bulma yarışında ödülü, bencilliğin pekişmesi!  Kapılmış giden yığınların vicdanlarının kulaklarındaki demir tıkaçlar neyle eriyebilir? Veya şifası nedir?
       Birbirimizin derdiyle dertlenmek varken, ilginç görsel bulma telaşı "birkaç fazla beğeni alacağım" sığlığında ön plana çıkma merakı ve nihayetinde  " ölmek istemiyorum " diyen çaresiz  birine elinden geleni yapmak yerine kameraya sarılmamızı sağladı. Sonuç sorumsuzca bir can gitti. Onu da gördü bu gözlerimiz. 
Emine Bulut vakası, insanlığı çürümeyen tüm insanlarda derin bir iz bıraktı.
       Derken, çok geçmedi üstünden ve tabi ki başka olaylar da yaşandı. Her birinde sonuç aşağı yukarı aynıydı. Ölmek için, öldürülen insanlar. Körü Körüne yok edilen hayatlar. Bunca karanlık olayların arasında, “ insanlık öldü” sözü dalgalandığı sırada, birisi çıktı karşımıza. Bu kez sonuç alışageldiğimizin dışında gelişti.
    Hayrettir ki, her şeyin kamera görüntüsü ortalarda iken, bu yiğidin görüntüsünü çekmeye kimsenin yüreği yetmedi veya yeltenmedi. Şiddet gören, çaresiz kaldığını düşündüğü bir kadının "imdat" çığlıklarına, " dur" demek istemişti. Kendi insanlığınca. 
    Öldürmek istemediğine inanıyorum. Zira bir köpeğe barınak yapılması için emek veren, canlıların yaşama hakkına saygı duyan, bir kardeşimizden söz ediyoruz. Bir insanımız sırf kadın olduğu için yine ölmesin diyeydi tek derdi. 
 Sonuç, bir öğrencinin evine gidip geldiği yolda, cebinde taşıdığı bir çakı ile  işlenmiş bir cinayet! İnsanca davranmak isterken sonu hiç istenmeyen yerlere vardı. Daha gençliğinin baharında bir yavrumuz parmaklıklar ardında kaldı.
       Aslında "Kadir Şeker" olayına baktığımızda, sorulması en elzem soruların başında gelen şudur; "Bu gencimiz o çakıyı neden taşıyordu?"  ve sonuca bakıldığında haksız mıydı?
    Evet,ülkemizdeki vahim hali özetlemekle birlikte ezberlerimizi bozacabilecek, dersler ve ibretler sunan bu olaydan umarım devlet  ve toplum olarak alınması gereken dersleri almışızdır..
     İnsanlık yapayım derken mahkûm olan bir fidan ve çelişkili ifadeleriyle kafaları karıştıran  bir kadın var. Yine Tonlarca konuşan ve konuşması gerektiği halde susanlar… 
Şimdi soruyorum; Kim masum? Kim suçlu? Kim mağdur ve "kim kurtuldu?"
 
 
MERYEM KADIOĞLU
 
Filiz Alev, Matilla bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir de toplumun dengesizliği: Emine Bulut'da sadece kameraye alındı bun da ise öldürüldü. Bu işin bir ortası yok mu yahu?

mustafa dincer 
 16.02.2020 13:29
 

Tşk. Ölenin ailesinin kadına baskı yapmış olması ihtimal diyor biri, para sızdırmak veya ceza almasını sağlamak için vs. Kadirin okuldan eve (teyzesi ile kalıyor) geçitği mahalle sıkıntılıymış o nedenle taşıyor bıçağı diyorlar.

mustafa dincer 
 16.02.2020 13:28
Cevap :
Değerli okuyan Sayın Mustafa Dinçer; sorduğum sorunun cevabı yine içindedir. Halk kendini güvende hissedemediği için kendince yöntemler geliştiriyor ve maalesef sonuç ortada. Çakı taşıyordu ve sonuca bakıldığında o çakı yanında olmadaydı şu an Kadir kardeşimiz belki boğazı sıkılarak ölmüş olacaktı. Çok can sıkıcı bir olay. İlginize teşekkürler selam.  16.02.2020 18:26
 

Hiç birimiz masum değiliz ama çoğumuz çaresiziz, elimizde bir taş anlamadan hasbelkader bir yerlere atıyoruz. Allah sonumuzu hayırlı etsin...

Matilla 
 15.02.2020 9:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 35
Toplam yorum
: 140
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 653
Kayıt tarihi
: 07.02.17
 
 

İstanbul'da doğdu. İstanbul'da yaşıyor. Çoğunlukla mütecessis ve maceraperest, bazen de münzevi ...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster