Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Nisan '16

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
489
 

Kadrosuz Doktora'lı olmak

Kadrosuz Doktora'lı olmak
 

Ben doktoralı bir kadınım. Beni küçümseme!


Eğer bir doktora öğrencisiyseniz tahmini olarak ömrünüzün 20 yılını okuyarak ve daha da okumaya devam ederek geçiriyorsunuz demektir. Bunda bir sorun yok elbette. Miyoplaşan gözleriniz, nasır tutan orta parmağınız, manik depresife göz kırpan psikolojiniz ve tabi elbette ki bir türlü köreltemediğiniz o yarım bırakılmış işlerden duyduğunuz sorumluluk duygusunu saymazsaaaak tabi ki bir sorun yok. 

Amma velakin, ülkemizde öyle bir eğitim sistemi var ki doktora yapan insan zaten kadroya alınmıştır gibi bir düzende yürüyor. Ve fakat tabi ki böyle değil. Bütün şartları sağlamanıza rağmen, halihazırda kadroda olan diğer doktoralılardan çok daha önceden sınavları geçmiş olsanız bile, idealist ve inatçı olmanıza rağmen hala kadroya yerleşememişseniz doktora bir azap haline gelebiliyor. 

Kadrolu olmamak hayatınızın her aşamasında yüzünüze bir tokat gibi çarpıyor (bu benzetme çok iyimser oldu tır gibi çarpıyor desek daha doğru olacak). Kadroya girmeden evlendiyseniz, ve iki çocuğunuz varsa ve hala kadrolu olamamışsanız işler iyice sarpasarıyor. Çünkü kadrolu doktoralılar gibi her gün kampüse gidip gelemiyorsunuz; bu da işlerden iyice kopmanıza sebep oluyor. Evde çalışmak tam bir işkence. Çünkü insan ev ortamında o disiplini sağlayamıyor. Sağlasa bile iki tane küçük çocukla işiniz hiç de kolay olmuyor. E tabi bir de kadınlığının getirdiği sorumluluklar var. Çocukları uyuttunuz diyelim "hıh hadi oturup iki makaleye göz atayım" diyorsunuz bir de bakmışşsınız sizde pil bitmiş. Çalışan ama çalışmayan bir insan gibi bir tuhaflıkta yaşıyorsunuz. Bir de konuya tam hakim olmayan insanların "sen şimdi ne yapıyorsun, çalışıyor musun, öğrenci misin, hoca mısın" gibi soruları sizi hayattan soğutuyor. Ya ev işi ya da çocukların bakımı derken sizin doktora ufuktan el sallıyor. 

Araştırmacılık bir karakter özelliği. Araştırmadan duramamak, hayatta başka hiç bir işin sizi tatmin etmemesi iyi mi kötü mü tartışılır. Çünkü bir girdap gibi sizi içine çekiyor. Bir kere kesinlikle araştırma ortamından, laboratuardan, kampüsten uzak kalmamak gerekiyor. Ama siz; evli, çocuklu, doktoralı olarak birçok bekar doktoralı arkadaşınıza özenerek işleri yoluna koymaya çalışıyorsunuz. Zaten zor olan hayatınız kadrolu olamamaktan ötürü iyice bulanıyor. Kampüse gidiyorsunuz herkesin bir odası, bir yeri ve kimliği belliyken siz orada burada kendinize çalışacak bir yer bulmaya çalışıyorsunuz. Ve inanın bu çok aşağılayıcı olabliiyor. Hadi çocukları bırakacak birini buldunuz diyelim kendinizi attınız kampüse bu sefer de hem maddi hem de manevi anlamda çok büyük sınavlar veriyorsunuz. Defalarca iki çocuğumla derslere, sınavlara gidip geldim. O zamanlarda bana yardımcı olan, desteğini esirgemeyen her insan aklımda olduğu gibi, bana acıyarak bakan ve yardımcı olmayı bırak kılını kıpırdatmayan insanları da asla unutmadım. Kendilerine diyebileceğim; inşallah kendilerinin de bir gün 5 tane çocuğu olur ve benim gibi okula getirmek zorunda kalır. 

Ben hayallerim doğrultusunda ilerledim ve araştırmacı olmaktan başka hiçbir işi kabul etmedim. Malesef ki bu bana daha fazla zorluktan başka birşey getirmedi. Yüksek lisans tezimin12 aylık arazi araştırmasının son bölümünü 8 aylık hamikeyken bitirdim. İkinci çocuğumu doğurduktan 18 gün sonra 1. doktora seminerimi verdim. Sizce kadrolu olsaydım bunları yaptığım zamanlarda nerede olurdum? Tabi ki evimde doğum izninde! Bütün bunları yaparken eşimin desteğini asla yok sayamam. O bana bu kadar destek olmasaydı eminim hayatım daha da zorlaşacaktı. 

Devlet potikaları bu konuda çok hassas davranmalı. Yeni ve çok adil bir düzenleme yapılması şart. Çünkü uzaktan evli, mutlu, çocuklu gözüken kadınların aslında o kadar da "mutlu" olmadığı evlilik hiyerarşisinden sıyrılıp da araştırmacı bir bilim insanı olabilmesi başlı başına bir mucize sayılırken özellikle doktora öğrencilerinin kadroya alınması hayati bir önem taşımaktadır. Bütün bir hayatınızı okuyarak, araştırarak ve birçok şeyden fedakarlık yaparak geçirmeyi seçiyorsunuz ama devlet sizi seçmiyor. Araştırmacıya verdiği değer sıfır bile değil. Kadınlara ayrıcalık sağlanmasını tabi ki istemiyorum fakat bir kadının sorumluluğu hiçbir işte çalışmasa bile o kadar fazla ki bir de akademisyenlik gibi sürekli güncellenmesi gereken bir mesleği seçmişse devlet de üstüne düşeni yapıp adil bir politika düzenlemelidir. 

Şu sıralar doktora tez dönemindeyim. Ve sanırım uzun bir süre daha kadro için umudum yok. Önümde ilerleyeceğim yolu hayal ederken hem korkuyorum hem de kendimle gurur duyuyorum. Çünkü hiçbir zaman pes etmeyeceğimi biliyorum. 

Sevgiler...

Tülay EKER, Erdal Ceyhan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bayan Aycas, size ulkemin tum zorluklari icinde yilmadan devam etme azminizden doilayi kutluyorum. Ancak doktoranin mutlaka egitim kariyerinin baslangici olma fikrinize katilmiyorum. Isaretiniz gibi arastirma esas olmali ve neden bu ozel sector icinde de olmasin.

Newyorker 
 12.04.2016 20:55
Cevap :
Tabi ki olabilir. Yalnız benim isteğim üniversite ortamında hem araştırmak hem de öğretmek, yeni nesillerin gelişimine katkıda bulunmak. Maalesef ki şartlar buna izin vermiyor. Üniversiteler asıl amaçlarından çıkmış bir üst lise gibi hizmet vermekte. Kıymetli yorumunuz için teşekkürler.   14.04.2016 17:33
 

Türkiye'de Doktoralıların Ve Yüksek Lisanslıların durumu ne yazık ki, başlı başına bir sorun.. Böyle insanların sorumlu mevkilere yerleştirilememesi Devletin çok önemli bir eksikliği. Oysa bu ülkede en çok ihtiyaç duyulan şey de yetişmiş insan gücü.. Bunları da çar çur edince.. Ondan sonra devlet çarkları ala ala hey.. işliyor. Yazık!

Erdal Ceyhan 
 12.04.2016 17:37
Cevap :
Çok haklısınız. Üniversiteler için yeni ve köklü bir düzenleme şart. Eğitim seviyesinin yükseltilmesi, üniversitelerin asıl amaçlarına dönmesi lazım. Değerli yorumunuz için teşekkürler.  14.04.2016 17:34
 

Allah kolay versin. Bu devirde akademisyen olmak için doktora yapmak yeterli sayılmıyor. Çok sağlam referanslarınız (torpil) olmalı...Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Abdullah Kuloğlu 
 12.04.2016 17:15
Cevap :
Ah ah ne kadar da haklısınız. Torpil denen duvara toslamadığım bir an bile yok. Yorumunuz için teşekkürler.   14.04.2016 17:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 110
Toplam mesaj
: 45
Ort. okunma sayısı
: 1597
Kayıt tarihi
: 16.12.08
 
 

Deniz tutkunu, anne, evlat, sanat düşkünü, doğaya aşık, var olmanın anlamının peşinde bir insanoğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster