Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '17

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
237
 

Kafamın içinde bir mavi hüzün...

Kafamın içinde bir mavi hüzün...
 

Hani var ya, bir taş atsan cup diye değil, çatırt diye bir ses çıkaracak. Kırılacak sanki. Cam gibiydi deniz. Ya da yeni ütülenmiş bir mavi ipek kumaş gibi. Yayılıyordu... Akıp giden teknenin baş bodoslamasının iki yanında hışırdayarak iki yana açılan bir mavi ipekli gibi. Bir mavi sabahtı. Erkendi...

 - Bu aydınlıkta karagöz olmaz ama, deneriz şansımızı. Bakarsın...

- Nereye gidelim?

- Kaptan sensin.

- Üç Çam'ın açıklığında duralım o zaman. Ne zaman avlansak orada boş dönmedik hiç.

- Yalnız Çam Dağları neredeydi abi?

- Nereden çıkardın Yalnız Çam Dağlarını şimdi.

- Hiç işte... Hoşuma gider eskiden beri bu isim ve dağlar.

 Bir karabatak suyun yüzünü ürperterek, yalarcasına, kanatlarından mavi damlacıklar süzüle süzüle hızla geçip daldı aydınlığa.

- İnanamazsın abi; olmadık yere saklıyorum, mutfak dolaplarının üzerine, o haliyle nasıl çıkıp buluyor büyük hala bilinmez. Bir de koca karagözü temizleyecğim diye parçalayıp bırakmaz mı. İnanamazsın. İstiyorum ki bütün göresin. Hep yarım, hep parçalı kalıyor.

-Alıştık oğlum, hem neler yarım kalmıyor ki. Alt tarafı karagöz.

 Güneşlikleri çekilmiş pencereden soğuk bir kış güneşinin ışıkları doluyor içeriye. Duvara monte televizyonda kısık bir kadın sesi bıkkın, haber özetlerini tekrarlıyor. Telefonda konuşuyor.

- Tamam. Yok istemem bir şey. Sağ ol.

 Kısa, kesik, küskün, eksik, hep eksik cümleler. Hep eksik... En başından beri. Kendi içine kapanık; istemeyen, veren, hep veren...

- Kaptan sensin...

Kapatıyor telefonu. Bana dönüyor.

-Biliyor musun abi. Bir an geliyor, insan ne kadar az şey ister hale geldiğine şaşıp kalıyor. Mesela, bir ayağa kalkabilsem gibi. Dün akşam bir ishal tuttu, inanılmaz. Yetişmek mümkün değil. Utanıyor insan. Bu kadınların yaptıkları var ya o da inanılmaz. Hepsi bir melek.

Karşıda görünen okulun teneffüs zili çalıyor. Bir anda soğuğu kıran neşeli çocuk gürültüleriyle doluyor bahçesi. Dönüyor. Gözlerinden bir yetim denizin mavisi çekiliyor. Işıltısı azalıyor. Görüyorum... 

Durduk. İleride adanın görüntüsü ters dönmüş düşmüştü suya. Net. Asılı kalmış gibi. Tersine bir dünya, alabildiğine sessiz. İleriden yuvarlanır gibi görülen dalıp çıkmalarla geçen bir yunus sürüsü geçiyordu. Sırtlarının ıslak, mavi ışıltısı yansıyordu her sudan çıkışlarında.

- Aslında şimdi gümüş zamanı. Yunuslar sürüyü takip ediyor olmalı. Sıkıştırırlar kıyıya. Çinekop, kolyoz, istavrit de karnını doyurur fırsat bu fırsat.

Gülümsedim. Aklıma düştü. Pazar yerindeki balık tezgahında bağırıyordu satıcı.

- Hadi katerinalar taze taze, canlı...

- Onun adı katerina değil, aterina. Senin dediğin Rus çariçesi.

- Boş ver be abi, ilkokul üçten terkle bu kadar oluyor. Aynı hesap, balık işte. Vereyim bir kilo.

Gülümsemem yayılıyor...

- Abi oltanı çek. Kepçeyi al. Yakaladım, büyük bir şey hem de. Kaçırmayalım...

Dalmıştım, sesine döndüm.

- Torun ne zaman geliyor abi?

- Az kaldı, on beş gün var yok.

- Biri gider, biri gelir...

 Taş gibi oturdu içime söylediği, ağır mı ağır. Öpüşüyoruz, ayrılıyorum. Yanağımda kalıyor yanağının her ayrılışımızda giderek azalan sıcaklığı. " Bir ayağa kalkabilsem. "  Ayakta kalmalıyım. Aslında orada kalıyorum. Bende kalan bir mavi hüzün. Saklıyorum gözlerimi, içimi saklıyorum güle güle diyen hemşireden.

 Camın arkasında hemşirenin ellerinde bir bebek. Yeni gelmiş dünyaya. Gösteriyor. Bir can, gülümsüyor sanki. Bir sevinç büyüyor bekleyenlerde.

- Sağlıklı, anne de iyi.

Dönüyor devran, acıyla sevinç birbirlerine karışıyor. Çekiliyor bir yetim deniz, kayboluyor; bir mavi deniz uzanıp dolduruyor yerini. Umut...

Dışarıda, pencerenin dışında bir yeşil deniz büyüyor ağaçların yapraklarında; uzanıyor ilk yaza. Panjurun demirlerine bir kumru konuyor. İkircikli. Dönüyor, göz göze geliyoruz. Kafamın içinde bir mavi hüzün çöreklenip kalıyor...

Akın Yazıcı

29 Nisan 2017/İzmit

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

....hüzün-deniz-gök umut...hep mavi ...bence de mavi...Şansı hep açık olsun YeniDoğan'ın...eeyvallah SayınHocam...

nedim üstün 
 30.04.2017 9:12
Cevap :
Sağ olun; özlersen Nazım, mavi için Edip Cansever. Saygılarımla...  30.04.2017 11:31
 

Betimlemeler tuzlu, kelimelerin üzerinden kuşlar uçuyor... Yüreğinize, kaleminize sağlık..

Minel Alya Bayrak 
 30.04.2017 1:36
Cevap :
Anca bir şair yapar böyle bir yorumu, belli oluyor. Teşekkürlerimle...  30.04.2017 11:33
 

Ne güzel mavi hüzün de olsa kah balıklarla kah karabatakla yaşayıp gidiyoruz. Mavi güzelliklerde hep mutluluk içinde yaşamak dileğiyle esen kalınız.

Şahin ÖZŞAHİN 
 30.04.2017 0:22
Cevap :
Çok teşekkürler; iyi günler dileklerimle...  30.04.2017 11:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 186
Toplam yorum
: 433
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 385
Kayıt tarihi
: 07.05.14
 
 

1965 Ankara Üniversitesi Tıp fakültesinden asker hekim olarak mezun oldum. Gülhane Askeri Tıp Aka..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster