Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
1713
 

Kafayı yemenin birinci şartı kafayı bir şeye takmaktır

Kafayı yemenin birinci şartı kafayı bir şeye takmaktır
 

“Kafayı yemek” kolaydır. Bunu düzeltmek ise zordur.

Psikiatriste, psikologa onca para yatırırsınız. O kadar ilaç kullanırsınız, ama yine de dengenizi bulamazsınız.

Kafayı yemenin birinci şartı kafayı bir şeye takmaktır. Sonra bunu takıntı haline getirmektir.

Takılan şeyin ne olduğu hiç fark etmez.

Önce kafayı herhangi bir şeye takacaksın ki, “kafayı yemek” için bir gerekçen olsun.

Mesela Milliyet Blogdaki yazıları inceleyin.

Bir çok yazarın kafayı bir şeylere taktığını görebilirsiniz.

Çoğu da üç aşağı beş yukarı aynı şeylere kafayı takmış durumdalar.

Aşk, ayrılık, karşılıksız sevgiler, ihanetler, nostaljik durumlar, analar, babalar, çocuklar, ölümler, sevgisizlikler, ertelenmiş yaşamlar, yalnızlıklar kafaya takılan şeylerin başında geliyor.

Kafayı yemek istemiyorsanız, kafaya bir şey takmayacaksınız, “toka”dan başka desemde takacaksınız.

Çünkü bu hayat kafayı takmadan, canının sıkılmadan, üzülmeden geçmiyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu nedir ya?

ahmet yosmaoglu 
 12.01.2008 11:07
 

Aslında kafayı yeme tabiri biraz fazla kaçmış...Biraz da arz talep meselesi, sanırım okuyucu kitlesi bu konulardaki yazıları daha çok okuyor biraz da ondan. Değilse bu konularda yazı yazanların,tamamen kendi düşünceleri olduğunu sanmıyorum. Geçenlerde bir yazı yazdım..aslında konu çok önemliydi ama çok az kişi okudu.Ardınca malum konularda yazınca...1o dakikada 3 günlük yazıyı geçti. Durum böyle olunca,sonuç gayet normal:)Sevgi ve saygılar...

sessiz-çığlık 
 12.01.2008 10:01
 

MB yazıların hepsinin sizin ifadenizle takıntı yazılar olduğu konusunda aynı fikirde değilim.Hem hepimizin bir hayatı var.İster istemez yaşadığımız hayatlar etki ediyor bize.Bu ülkenin şartları da günlük gülastanlık değil ya, bu yaşam döngüsü biz MB yazarlarını doğal olarak etkiliyor. Günlük ortalama bir iki saat takip edebilmeme rağmen takık olmayan zevkle bir sürü yazı okuyor,yorum yapıyor ve mutlu oluyorum.Saygılarımla.

serifsoner 
 12.01.2008 2:13
Cevap :
görüşeler herkesde aynı olacak diye bir kural yok ki zaten  12.01.2008 18:53
 

biz başka bir grubuz ,kimseye sataşmak yokktu, kendi halimizde, kendi dünyamızda kalıppp öyle yazacaktık, bloglarımız bu tatta ve kıvamdaydı.. Zaten bir yazımla polemiğin ucundan döndüm, şimdi siz gireceksiniz , ne gereği var benim sevgili yazarım,,,,yazılarınızı dört gözle beklerken diğerlerinin tadını yakalayacağımın hayaliyle ,,,birden , bu konu, o resim, şu üsluppp.. yokkkk cıkkkk, olmadı banane , bunu saymıyorum ,,, yeniden ... yoksaaaaa kim var ordaaaa?

Kundelas- Sevdakılıçaslan 
 11.01.2008 23:27
Cevap :
zaman zaman bu tür düşünceler insanın aklına giriyor, insanın her günü aynı olmuyor ki  12.01.2008 18:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 1692
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 2730
Kayıt tarihi
: 13.07.06
 
 

Tıp alanında doktor olarak çalışmaktayım, beyin cerrahi uzmanıyım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster