Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
97
 

Kafdağının ardındaki dünya kenti

İSTANBUL (KAFDAĞI’NIN ARDINDAKİ DÜNYA KENTİ)

İstanbul dünya kenti, Megaralılar M. Ö. 620’de kurduklarında böyle miydi? Tabii ki de değildi. Ancak bir dünya kenti nasıl olur? İstanbul Türkiye’nin dünyaya açılan penceresi mi? Kültür, ticaret ve finans merkezi mi? Tarihsel bir kent mi? Evet, tabii ki öyle. İstanbul’un hedefleri arasında turist sayısı açısından Londra’yı veya Atina’yı yakalamak var mı? Var ama bu hedefin AK Parti’nin  politikalarıyla bu işin zor hatta imkansız olduğunu söylemek lazım.

Neden zor? Çünkü İstanbul’un aynı kent içi ulaşımı gibi şehir dışından ve yurt dışından ulaşımı da çok zor. Balkanları ne demiryolu ne de karayolu ile 24 saatten önce aşmak mümkün. Trenle Bükreş’e ancak 16 saatte varabiliyorsunuz. Ve netice olarak Avrupa’nın Venedik, Budapeşte, Viyana gibi önemli tarihsel, kültürel şehirlerine ulaşmak çok zor.  Keza yüzyıllarca bir parçamız olan Balkan kentlerine de; Saraybosna, Belgrad, Kosova, Selanik vs.

Peki demiryolu ve karayolu için hal böyleyken denizyolu için durum nedir? Daha da feci. Çünkü İstanbul coğrafi olarak çok önemli bir liman kenti olmasına rağmen bunun fakında değil. Etrafındaki hiçbir şehre düzenli feribot seferi yok. Bunda şu andaki hükümette dahil olmak üzere (10 senedir iktidarda olduklarına göre bunu rahatlıkla söyleyebiliriz) geçmiş hükümetlerin denizciliğe yeteri kadar önem göstermemiş olmalarının da payı büyük. Ama Türkiye’de denizciliğin de daha başka bir sürü şey gibi geriye gittiğini söyleyebiliriz. Ne Atina ve Selanik, ne İzmir, ne Karadeniz’in önemli limanları Samsun, Köstence, Odessa, Rostov, ne yakınımızdaki tatil beldeleri Varna, Burgaz ne de uzaklardaki İskenderiye veya batı Akdeniz şehirleri. Hiç birine düzenli bir feribot seferi yok. Halbuki komşumuz Yunanistan bu işi dünyada en iyi yapan ülkelerden biri.

Halbuki Türkiye gibi bir yarım ada için Türkiye Denizcilik İşletmeleri en az THY kadar önemli idi, ancak olmadı özelleştirmeden o da nasibini aldı. Devlet bu işe önem vermeyince ve yatçılıktan ve marinacılıktan ibaret denizcilik bir anlayışına sahip olunca, özel sektörün de bu alanda güdük kalması kaçınılmaz.

Dünya ölçeğinde olmanın yolu her alanda olduğu gibi yerelden geçer ve bir kent önce etrafındaki coğrafyayla ne kadar ilişki kurarsa, dünya ile bağlantısını da o ölçüde geliştirir. Yoksa dünyanın öbür ucundaki Melbourne veya New York’a uçak seferlerinin olması o ülkenin dünya kenti olduğunu göstermez. Sırf bu yüzden dünya ile çok iyi bir ulaştırma sistemi kurduğunu da söyleyemeyiz.

Peki İstanbul içi ne yapılabilir? Bir kere Balkanlar’ı kısa sürede aşmanın yolu kesinlikle bulunmalıdır ve bunu için de en iyi yol Balkanları baştan başa kat edecek ve İstanbul’u Balkanların hemen girişindeki Budapeşte, Viyana ve Venedik’e bağlayacak, seyahat süresini makul ölçülere çekecek bir hattıdır. Ve yukarıda sayılan liman şehirlerine kesinlikle düzenli feribot seferleri düzenlenmelidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 82
Kayıt tarihi
: 30.06.12
 
 

Maden Mühendisiyim, Siyasetle ilgileniyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster