Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '09

 
Kategori
Hayvanlar Alemi
Okunma Sayısı
4149
 

Kafeslerin ardında

Kafeslerin ardında
 

Geçtiğimiz gün Alanya'da bulunan Demirtaş Köpek Barınağı'na gittik. Merkeze epeyce uzakta kurulan çiftliğe geldiğimizde şaşkın bakışlarla karşılaştık. Barınak çalışanları buralara pek kimsenin uğramadığını söylerek içeriye aldılar bizi.

Sağlı sollu karşılıklı kafesler uzayıp gidiyordu. Her birine kolay anımsansın diye Türkiye'nin çeşitli yörelerinin isimleri verilmişti. En çok Muş dikkatimi çekti. Sanıyorum en dolu kafes oydu ve yeni yetme köpekler barınıyordu içerisinde. Birbirlerinin canını öyle sık acıtıyorlardı ki ağlama ve inleme sesleri diğer köpeklerin havlamaları arasında bariz şekilde duyuluyordu. Her kafesten çok güçlü havlama sesleri geliyordu. Orada kafeslerin arasında öylece durdum. Başımı ne yana çevirsem soru sorarmışcasına bakan köpeklerle karşılaşıyordum. Bakışlarımı bakışlarından kaçırmak istedim zira çoğu 'neden geldin' gibisinden insanlardan uzaklaşmış bir bakışla bakıyordu bana. Dövülmenin, itilmenin, hor görülmenin, terk edilmenin, aç-susuz bırakılmanın hesabını sorar gibi. Diğer bakışlarda ise 'beni alacak mısın?' sorusu vardı. Öyle hevesli, öyle beğendirilme arzusu taşır gibi.

Kendimi çok çaresiz hissettim. En dipteki kafeslerin arasına giderek ağlamaya başladım. Elimden bir şey gelmiyordu ve durum beni küçüldükçe küçültüyordu. Bakıcının sesi ile kendime geldim "Sevmek ister misiniz?" Sevmek istiyordum tabii ama hangi birini, bir tanesine dokunsam diğeri özenmez miydi? Kafeste olmayan bir köpek dikkatimi çekti çamaşırhanede bir sandalyenin altında kıvrılmış adeta saklanıyordu. "Nesi var?" diye sordum. Bakıcı kucaklayıp yanıma getirdi. "Dövülmüş, açık yaralar vardı ve tüyleri yer yer dökülmüştü. Bir aydır burada. İyileşti, bakın yeni tüyler de çıkıyor." Benden korkmaması için yanına çömeldim, boylarımız eşit olsun istedim. Başını, kapanmış yaralarını okşadım uzun uzun. İyileşmişti evet ama peki ya ruh sağlığı? Konuştum onunla. 'Artık seni incitemeyecekler, burada güvendesin...' gözlerini kapatıp açtı, anlıyormuş gibi. Söylediklerimi anlamıyordu belki de ama onu telkin ettiğimin farkındaydı. Güvenle uzandı yanıbaşıma. Mutlu olduğu her halinden belliydi. Yüzümde belli belirsiz bir gülümseme belirdi.

Bütün bu köpeklere yardım edemezdim elbette ama ne yapabilirdim? Yetkili veteriner ile görüştüm. "Bu hayvanların psikolojileri bozuk. Biz kimseden yemek-su istemiyoruz. İstediğimiz tek şey sevgileri. Buraya gelip bir köpeğin başını okşarlarsa onlara dünyaları vermiş olurlar. Yeter ki gelsinler, tasmalarımız var onlardan birkaçını gezdirebilirler. Köpeklerin sağlığı için yürümeye ihtiyaçları var. Kapasitemiz 200 ancak şuanda mecvut köpeğimiz 250. Sokaklardan her cins köpeği alıyoruz. İnsanlar bakamayacaklarını anladıkları köpeklerini gelip buraya bırakıyor, o köpeğin terkedilme psikolojisini hiç düşünmüyorlar. Çocuklarına bir oyuncak alır gibi köpek alan insanlar, bir hafta sonra çocuğun hevesi geçince sokağa bırakıyor. Bu vicdansızlık artık bitsin"

Veterinerin sözlerinin bir kanıtı orada duruyordu. Bir kafesin en köşesinde 2 yaşında bir terrier pusmuş, ürkekçe öylece duruyordu. Onun hikayesini sordum. İki senedir bir evi varmış, evde yaşamaya alışkın bir köpek ancak aile bireylerinden biri onu istememiş ve buraya getirilmiş. Şimdi yeni bir sahip arıyor. Keza diğer köşede duran 9 yaşındaki terrier de öyle. Sahibi ölünce buraya gelmiş. O kadar çoklar ki. Hepsini birden sahiplenmek istedim ama bu imkansız. Evimde köpeğim olmasa onları böyle bırakmak için sebebim olmazdı. Bahçeli bir evde yaşamadığım için hiç bu kadar üzülmemiştim.

Veteriner, sahiplenmeyi genelde yabancıların yaptıklarını söyledi. En çok da Almanların. Peki ya ülkelerinde de barınaklar mevcutken niçin gelip buradan hayvan edinme zahmetine girişiyorlar? Cevabı çok basit, ülkelerindeki barınaklarda böylesine acınacak bir ortam yok. Tek kişilik bölmelerde, daha fazla bakıcı ile günde 2 defa yürüyüşe çıkarak, istedikleri kadar yiyerek ikamet ediyorlar. Koşullar bizimkinden kat kat daha iyi çünkü devletin ayırdığı bütçenin yanı sıra gönüllü halkın da desteği çok. Türkiye'den köpek alırken, 'birini daha kurtarsak kardır' yaklaşımı güdüyorlar.

Bununla birlikte Alanya'daki bu barınağa jeneratör, dolap gibi bağışlarda da bulunanlar yalnızca yabancılar.

İnsanlara hayvan sevgisini aşılamak için ne yapılabilir? Bunun bireysel mücadelesini vermekten yoruldum. Hayvanları canlı olarak görmeyenlerden, onlara yaşam alanı tanımadıkları gibi, eziyet edenleri görmekten-duymaktan usandım. Hayvan hakları savunucularına çılgın diyorlar. Herkes üzerine düşen vazifeyi yapsa anormal olmaktan kurtulacağız. Bir hayvansever 10 kişiymiş gibi hareket etmek zorunda zira 10 hayvan sevmeyene karşı tek kişi mücadele etmekte.

mor lale bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hayvanların psikolojilerinden anlayan birinin satırlarını okumak çok güzeldi...Kutluyorum..!
Ne yazık ki ülkemizde bu tür evcil hayvanlar anlık kararlar doğrultusunda alınıyor ve daha sonra gene anlık kararlar ile terk ediliyorlar. Evcil hayvan edinecek ailelerin acele karar vermemeleri gerekiyor. Nihayetinde bir canlının sorumluluğunu her şeyiyle üzerinize alıyorsunuz. Bu sorumluluk ta az şey değildir.
Sağlıcakla kalınız...

TEKBAŞINA 
 05.02.2010 20:04
 

dünyada sizi sizden daha çok sevecek tek canlının, köpek olduğu bilselerdi o insanlar, o zavallıların durumları bu halde olmazdı...Evimizde Bir Golden dişi köpeğimiz, birde sokaktan alıp büyüttüğümüz kedimiz var...Kedi-köpek o kadar güzel anlaşıyorlar ki, birbiriyleriyle geçinemeyen, tahammül edemeyen insanlara örnek olurcasına, biz onları, onlarda birbirlerini seviyorlar...sevgi ve saygılar.

Latif 
 28.01.2010 17:10
 

Köpekleri çok seviyorum. yazınızda söylediğiniz gibi bir tek sevgi istiyorlar, köpek sahibi olduğum için dillerinden anlarım.Bir gün sokak köpeğinin başını okşadım,inanın beni adım adım takip etti, peşimden geldi.Arabaya bindiğimde ardımdan öksüz kalmış çocuk gibi baktı.Çok mu zor hayvanlara sevgi göstermek? Çabalarınız için sizi kutlarım.

Fatma Güneş ERGEN 
 15.01.2010 22:18
 

teşekkür ederim.ben belirtmeyi unuttum restaurantımız mahmutlarda demirtaşa çok yakın yetkililerle konuşucam çok teşekkür ederim.burada birçok restaurantında aynı düşüncede olduğunu biliyorum. umarım ulaştırabilirim. tekrar teşekkür ederim.

nesrin yasar 
 07.09.2009 12:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 83
Toplam mesaj
: 32
Ort. okunma sayısı
: 1503
Kayıt tarihi
: 10.01.08
 
 

Atatürk'ün; kurduğu Cumhuriyete, komutanlığını yaptığı Türk Silahlı Kuvvetleri'ne, halkına bellettiğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster