Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '08

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
6944
 

Kafka "dönüşüm"

Kafka "dönüşüm"
 

ilya yayınevi kapak resmi


İnsanın her bir dönüşümünde toplumun ona bahşettiği bütün o belki anlamsız, belki tuhaf belki de zorunlu olduğu her kaide, kural ya da adı her neyse karşısına çıkabiliyor. Ve bu her dönüşümde insanoğlu toplumun ona yüklediği baskı ile birlikte farklı tepkiler alabiliyor.

Bu yukarıdaki durumun en gerçekçi ve en acımasız ve belki de en uç noktalarında anlatıldığı bir roman ünlü yazar Kafka nın “Dönüşüm” adlı romanı. Anlatıldığı çağa uygun noktalar içeren ama toplumsal anlamda ve insanların hayattaki kriterleri konusunda yaşadığımız çağa da uyum gösterebilmiş bence çok uygun dille anlatılmış, harika bir eser.

Romanda yaşadığı toplumda kendisini önemsiz hisseden, insanların ve içinde bulunduğu ailenin tiksindirici ilişkilerinden dolayı bir sabah kalktığında kendisinin bir böceğe dönüştüğünü gören bir başkahraman var. Belki böceğe dönüşmek bir uç nokta olabilir, fakat olayın çarpıcılığını anlatmak açısından yararlı oluyor muhakkak. Böcek olarak yaşamaya başladıktan sonra doğal olarak zorluklar yaşanıyor hayatında, ilk zorluk o büyük cüssesiyle yataktan kalkmakta ve kendisini aşağıya doğru atmakta oluyor.

Ailesinin ona bakış açısı dışlanma ve herhangi bir hayvanmış gibi davranmak oluyor. Acı gelen gerçeklik de bu oluyor bence. Önüne yemek konuyor, bu yemek de hayvanın önüne konulan yemek artıkları oluyor ve bu durum da ailenin bile bu başkalaşma karşısında takındığı tavrı gözler önüne seriyor.

Uzun zaman sonra da romanda böcek olan başkahraman, içinde biriktirdiği yalnızlıklardan ötürü olsa gerek her geçen gün sonunda zamanla hiçbirşey yememeye başlıyor. Ve sonunda böcek olarak hayata gözlerini yumuyor.

Böcek olmak bir başkaldırı aslında, içinde bulunulan topluma, yaşanılan ilişkilerin yapmacıklığına, hissizliğine bir başkaldırı. Böcek olmanın vermiş olduğu bir yazgı ise toplumca dışlanmak ve iğrenç bakılmaktadır.

Eserin sonlarına doğru içimi tuhaf duygular kapladı. Romanın başkahramanı için toplumun ona dayattığı bir duruma düşmesinden dolayı ve yaşadıklarından ötürü üzüntü duydum. Böyle bir benzetmeyle birlikte okurlara gerçekten de düşün ötesinde bir şeyler yaşatmaya çalıştığı için Kafka ya minettar kaldım.

Eserin insanlara anlatmak istediği bence;

Toplumun tekdüze olmuş, kalıplaşmış, yapmacık ve dayatmacı akışına bireyin başkaldırısı. Bunun sonucu da “böcek olmak” oluyor. Bilinçaltının bir protestosu. Böcek olmanın sonucu toplumca dışlanmaktır. Ama romanda o halinden pek de rahatsız görünmüyor.

Yaşadığımız ve paylaştığımız zaman parçasında etrafımızda da gerçek bir böcek olmamış ama kendini böcek gibi hisseden insanlar yaşamakta, biz fark etmesek de…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

En sevdiğim öykülerden biridir. Ben de yorumlamıştım. Dilerseniz bir göz atarsınız. Saygılar.. http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=37872

Hakan Şahin 
 16.07.2008 10:07
 

Teşekkür ederim Kafka'nın Böcek adlı eserini çok güzel anlattığın ve yorumun için..Sana gönülden katılıyorum..Bende çok hissediyorum kendini böcek gibi hisseden insanları..Onlar kötülükleri belli etmeden sinsice yapıyorlar..Ne kadar kötü dimi..Sağol ablam yazın için..Kocaman öptüm seni..

dilara arhan 
 19.02.2008 23:41
Cevap :
sağol canım benim. Yorumun için de teşekkür ederim. Bende seni öptüm . Hoşçakal...  20.02.2008 19:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 69
Toplam yorum
: 91
Toplam mesaj
: 47
Ort. okunma sayısı
: 702
Kayıt tarihi
: 17.10.06
 
 

Ben 1982 İstanbul doğumluyum. Selçuk Üniversitesi Süt ve Ürünleri ve Anadolu üniversitesi Çalışma Ek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster