Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Haziran '10

 
Kategori
Yurtdışından Bildiriyorum
Okunma Sayısı
750
 

Kafkaslardan bakış

Azerbaycan’la Ermenistan arasında savaş başlarsa neler olur?

Yaklaşık 20 yıldır Azerbaycan’ın %20 toprağı Ermenistan tarafından işgala maruz kalmış. İşgal meselesi Azerbaycan’dan ve kardeş ülke Türkiye’den başka hiçkimsenin umrunda bile değil. Problemin çözümüne yönelik kurulan ve 17 yıldır birşeyler yapıyormuş gibi gözükerek aslında hiçbirşey yapmayan Minsk Grupu üçlüsünün, her biriyse kendi hesabı peşindeler. Bu yüzden bu grubun adını duydukta bile insan alerji oluyor. İşgal konusu ise adeta bazı devletlerin Azerbaycan’a baskı aracına dönüşmüş gibi. Bu yüzden Azerbaycan’da da artık her kesin sülh ve görüşmeler yolu ile torpakları geri alacağımıza umutlar tükenmiş durumda.

O zaman barış biter de savaş başlarsa ne olur? Kesin ve net kanaat budur: savaş başlarsa ermeni ordusu Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri karşısında duruş getiremez. Rus’ların ermenilere verdiyi silahlar da işe yaramaz. Çünkü bizdeki Kara, Hava Kuvvetleri ve diğer Silahlı Kuvvetler birlikleri artık gereken tüm modern silahlara sahip. Eğitilmiş subay kadromuzun her biri bin ermeniye bedel. Askerlerimizin her biri ya şehit, ya gazi olmaya hazır bekliyor...

Savaş başladığı an eğer ermeniler füze fırlatırsa, birine on geri alır. Havaya bir savaş uçağı kaldırırsa, semada on Azerbaycan Kartalı’yla karşılaşır. Bir tümen asker gönderirse, karşısında on tümen bulur. Ermeniler gözlerini bile açmaya fırsat bulamazlar. Bir bakarlar Ay Yıldız’lı Bayrağın kölgesi üzerlerinde.

Tabii ki bu zaman bize çok büyük bir problem çıkar. Problemin boyutunu anlatmak bile zor...

Nedir problem biliyor musunuz?... Şimdi bizim ordu birliklerimiz 1-2 saate topraklarımızı çevirdikten sonra kesin, onları durdurmak zor olacak. İlla da Erivan’a varmak isteyecekler. Ne yapalım Biz Türk’ler böyleyiz. Elimizde kılınç oldumu pek hevesli oluruz. “Allah, Allah” diye gideceğimiz yere kadar gideriz. Bir bakarız 100 kilometre gideceğimiz yerde 1000 kilometre yapmışız. Ermenistan’daki şu savaş suçlularının yakalanıbda, şöyle güzelce şey yapıp, Savaş Suçluları Mahkemesi’ne göndermek de izahı çok zor bir duygu. Bu duyguları yaşamak isteyinden hiçbir Azerbaycan Türk’ü vazgeçemez. Hele hele bizim askerlerimiz var ya. Pek yamanlar. “Kendi sınırlarımızdan o tarafa geçmeyin” söylenilse bile söylenilen lafı duymayacaklarını şimdiden görüyorum gibi.

Şimdi gardaşlarım bu satırları okurken sanki gözlerinde bir soru oluşuyor? Herhalde soru da bu olabilir: “Yau kardeş, Azerbaycan bu kadar güçlüyse neden topraklarının %20 ‘sini ermenilere kaptırdı?!”.

Güzel bir soru, pek güzel. Madem “biz böyleyiz, şöyleyiz” diyoruz, o zaman bir avuç Ermeni silahlısı toprağımızı nasıl işgal etdi.

İlk önce hemen söyleyeyim ki, toprakları Ermeni’ler tek başına değil, Rus’larla birlikte işğal etdi. İkinci cevab: Toprakların işğali Ermeni’lerin (Rus’ların) savaşla kazandıkları zafer değil. Yani savaşı Azerbaycan Ordusu kaybetmedi. Olay tam manasıyla siyasi olaylar yüzünde gerçekleşti. Yani toprakların işgali Azerbaycan’ı içten karıştıran güçlerin işi. Tabii ortada petrol, geostratejik konum ve sair varken böyle şeyler de yapılıyor bazen.

O zamanlar Ermeni ordusunun tek bir komandanı vardı. Bizdeyse her bir bölük bile kendi başına hareket ediyordu. Hiç kimse merkezden idare edilmiyordu. Profesyonel subay kadrosu yetersizdi. Savaşa giden gençler eğitime tabii tutulmuyordu. Ülkede birlik, beraberlik yoktu. İhanet olayı da işin bir başka tarafı. Hal böyleyken, Ermeni - Rus birliklerinin işgal yapması o kadar da zor olmadı...

Türkiye’den gönüllü olarak Azerbaycan’a gelerek savaşan değerli gardarlarımız, bu olayların canlı şahitleridir. Bu kahramanlar yaralanana kadar asil Türk gibi Türk yurdu uğrunda savaştılar, onları tanıyan Azerbaycan’lı dostlarının gönlüne taht kurdular. İnanıyorum ve görüyorum ki, zaman gelecek bu insanlar Türk Dünyası’nın kahramanları adını alacaklar.

Evet, bugünkü Azerbaycan o zamanki Azerbaycan’a hiç benzemez. Bu aşamaya da o kadar kolay gelmedik. Türk Dünyası’nın büyüklerinden olan rahmetli Haydar Aliyev iktidara geldiği 1993 yılının yaz aylarında milli birliği sağladı, ülkemizdeki yetersizlikleri derhal ortadan kaldırdı. Ocak 1994’te Azerbaycan’ın ilk gerçek Ordu Birlikleri Ermeni’lere karşı saldırıya geçti. Kısa zamanda onlarca köy geri alındı. Olayların kontrolden çıktığını gören Ermeni’ler ateşkes anlaşması imzalamak zorunda kaldılar.

Ateşkes Azerbaycan için de gerekliydi. Ordu yapılanmasını gerçekleştirmek gerekirdi. Silahlı Kuvvetler’imizin güçlenmesinde Türkiye’nin ve özellikle Türkiye Silahlı Kuvvetleri’nin değerli Komutanları’nın eğitim ve manevi desteği çok önemli rol oynamıştır. Sonuçta bu gün Azerbaycan Ordusu ve iktisadiyyatı ile her türlü zorluklarla başa çıkabilecek durumdadır.

Gerçekten de geçen zaman zarfında Azerbaycan’la Ermenistan arasında çok büyük farklar ortaya çıkmış durumdadır. Bugün Azerbaycan’ın bütçesi’nden Silahlı Kuvvetlere ayırdığı para Ermenistan’ın tüm devlet bütçesine denk geliyor. Son beş yılda Azerbaycan’ın savunmaya harcadığı para miktarı 10 defa artmış. Ermenistan’da ise ekonomik sıkıntılar nedeniyle %25 azalma görülmüş. Bugün Azerbaycan’ın iktisadiyyatı Ermenistan’dan 7 defa daha büyüktür. Bir kaç yıldan sonra 15 defa büyük olacak. Bu yıl Azerbaycan’da iktisadi artım %12 olmuş, Ermenistan’da ise %20 azalma görülmüştür.

Ermenistan’ın nufuzu kayıtlarda yaklaşık 3 milyon gösterilse de, yabancı kuruluşların yaptığı araştırmalar sonucunda bu rakamın 1 milyon 700 bin olduğunu görüyoruz. Azerbaycan ise artık 9 milyonu geçmiş bile. Yani her açıdan Azerbaycan yükseliyor ve dahada yükselecek. Ermenistan ise çöküyor ve böyle devam ederse daha da çökecek. O yüzden Ermenistan’ı çökertmemiz o kadar da zor değil.

Bunu da iyice anlasınlar ki, Biz savaşa başlarsak ne ABD, nede Avrupa bölgede oluşacak toz dumanı nedeniyle buraları göremeyecek.

Bu milletin sabrını taşıran da zaten sulh çağrışları yapan bu devletlerin işgalci Ermeni’leri destekleyen yanlış siyasetleri değilmi? Yıllardır bizi oyalayan bu devletler değil mi?

Türkiye’nin Aydın vilayetinde güzel bir deyim var: Kısa kes aydın havası olsun! Ben de bu kadarından sonra kısa kesmeye karar verdim ki, tam aydın olsun: Biz Azerbaycan Türk’leri son umut olarak 2010 yılını görüyoruz. 2010 yılında da Yukarı Karabağ sorununda çözüm olmayacaksa, ... o zaman kimse bizi durduramayacak!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

MB mahallesine hoşgelmişsiniz. Ayının dayının arkasına gizlenerek savaşları kazanmak maharet değildir. Er meydanında boy göstermekten korkanlar bu yola baş koyarlar. Günlük yaşamda da bunun örnekleri vardır. Buna rağmen savaşın yüzü soğuk; yan etkileri büyük esasında savaşla çözüm aramak zafere ulaştırmaz ve günümüzün insanına da yakışmaz. Azerbeycan milletvekilleri bilhassa kadın milletvekilleri çok etkili ağır başlı onların sağlıklı saydam politikaları sayesinde kan akıtmadan yakıp yıkmadan başarıya ulaşacaklarından eminim. Gönlümüz onların güzel atılımlarını destekliyor. Bir gün gelecek hak yerini bulacaktır. Bencil sistemlerin kurbanı olmadan...Mantık ve sevgiyle aşılamayan engel yoktur. Selamlar saygılar.

Alev Meisel 
 03.07.2010 16:20
Cevap :
Teşekkür ederim. Ermenilerin topraklarımızı işgal etmesinden öten 20 yıl zarfında Azerbaycan iktisadiyyatı 70 milyar dolardan fazla zarar gördü. Kıyaslamak için yazıyorum; Şu an nüfuzumuz 9 milyon, bütcemizse 11 milyar dolar. İnsani kaybımızsa ölçüyegelmez. 1 milyondan fazla insan evini, herşeyini kaybetmiş, yurdundan kovulmuş. hem de tam 20 yıldır. Ama Azerbaycan Halkı nın umutları tükenmemiş. Biz inanıyoruz ki, bu problemi Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev çözecek. Ya sülh, yada savaşla... Gönül ister ki, savaş olmasın. Ama 20 yıldır ağlayan analarımızı, bacılarımızı gördükce, Vatan hasretinden hasta düşen insanları gördükce...  07.07.2010 12:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1341
Kayıt tarihi
: 18.06.10
 
 

M.Ü. İletişim Fakültesi 1997 mezunuyum. Şu anda Azerbaycan'a bağlı Nahçıvan Özerk Cumhuriyyeti'nd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster