Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Şubat '17

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
195
 

Kağnı-Ses / Sabahattin Ali

Kağnı-Ses / Sabahattin Ali
 

Öldükten sonra değeri bilinenlerden...Ne yazık ki...


On iki öykü bir kısa romandan oluşuyor kitap. Yazar 1930'lu yıllarda yazmış hemen hepsini. Tüm yaşamı kısa ve uzun süreli hapislerde geçmiş, bu kitaptaki öykülerinin bir kısmını da hapishanedeyken yazmış sanırım. Hayatını okuduğumda; annesinin histeri hastası olduğunu öğrendim, kendisinin de bu durumdan etkilenmiş olabileceğini  düşündüm. Zira bu kitaptaki istisnasız tüm öyküleri ve kısa romanında öylesine siyah tonlar kullanmış, karakterleri de o kadar ışıksız çizmiş ki, adeta nefesim daraldı okurken her birini...

Kitap bitince de eni konu bir "ohhh" çektim. Öylesine yalın, sürükleyici, gerçekci, gözünüzde kolaylıkla canlandırabileceğiniz tasvirlerle dolu bir anlatım akışında, ister istemez kendinizi olayların içinde buluyorsunuz. İşsiz, mahkum, kaçak, amele, fakir, gariban, hayat kadını, çoban karakterleri hayatın acımasızlığı içinde çaresizlik içinde bocalayıp duruyorlar. En iyi pozisyona sahip "Bir skandal" isimli kısa romandaki muallim. O da, asosyalliği nedeniyle girdiği toplumlarda yanlış anlaşılır. Algılama, bilgi birikimi açısından kendi düzeyinde insan olmadığından bulunduğu küçük kasaba halkı ile iletişim sorunu yaşar, bunun sonucu olarak bunalıma girer. Romanın sonu yine hüsran...

Böylesine; ülke gerçeklerini, pek çoğumuzun görmezden geldiği "hayat"ları en yalın şekliyle anlatan bir yazarın hüzün dolu yaşamı canımızı acıtıyor doğal olarak... Hayata tutunabilmek adına yaptığı evlilik bu evlilikten olan kızı, onun acı sonunu engelleyememiş ne yazık ki. Artık hapislerde sürünmekten bıktığı bir dönemde, yazmayı bırakıp nakliyecilik işine girmiş ama yine de takip edilmekten kurtulamamıştır. Bu yüzden Bulgaristan'a kaçmayı planlar arkadaşları ile. Kaçtığı arkadaşı tarafından yolda öldürülür. Bu, o arkadaşının ifadesidir, fikirlerini beğenmediği için yaptığını söyler. Bulunduğunda cesedi tanınmaz halde olduğundan soru işaretleri kalmıştır kafalarda...

Sözleri Sabahattin Ali'ye ait  birçok şarkı var. Hemen hepsini ben bu yazı dolayısı ile araştırdığımda öğrendim. Sadece, Sinop Ceza Evi'nde yazdığı" Aldırma gönül"'ü biliyordum. Okuyunca  "Aaaa, o da mı onunmuş" diyeceksiniz siz de eminim...

1 - Leylim Ley - Z. Livanelli

2- Göklerde kartal gibiyim- Volkan Konak

3-Çocuklar gibi- Sezen Aksu

4- Ben sana vurgunum- Nükhet Duru

5 - Dağlar- S. Aksu

6- Aldırma gönül- Edip Akbayram

7-Geçmiyor günler- Ahmet Kaya

8- Melankoli- N. Duru

9- Bir Yürek Kaldı Avucumda- Grup Çağrı

10-  Kara yazı- Ahmet Kaya

11 Benimsin diyemediğim- Ali Kocatepe

Yaşar Kemal'in "Demirciler çarşısı"ndan,  ünlü sözü :

"O iyi insanlar, o güzel atlara binip gittiler ..."

Geriye kalanlar içindeki güzel insanlar da;  az kaldı, gidecekler ...   

Sonrası? Allah bilir  artık...   

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sabahattin Ali'ye ait şarkıları çok seviyor fakat çok azının kendisine ait olduğunu biliyordum. Aynı duyguları Cemal Süreya'nın yaşam öyküsünü okuduğumda yaşamıştım, şimdi daha iyi anlayabiliyorum. Yalnız yüreklerin farklı bir boyutta üretim yaptıklarına inanıyorum. Hepsine rahmet diliyor size çok teşekkür ediyorum Nur hanımcığım, emeğinize sağlık selamlar

Cemile Torun 
 04.03.2017 21:37
Cevap :
Sevgili Cemile Hanım'cığım içeriği dolu değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Sezen Aksu'nun şarkısındaki gibi"acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir..." Değil mi:) Sanırım şiirde,romanda,şarkıda,resimde...tüm güzel sanat dallarında "acı"; yüreklere en fazla dokunan bazen de kanatan bir duygu. Hele ki, o eserin sahibinin yaşamı da acılarla dolu ise, o duygulara; okurken,dinlerken,bakarken ortak olmamak olanaksız... Sevgilerimle selamlarımı iletiyorum...   06.03.2017 10:21
 

Arkadaşım eline sağlık. Ben de bugüne kadar hiç merak edip de araştırmamışım Sabahattin Ali'nin yaşam öyküsünü.Senin bu yazın vesilesiyle google'a girip saatlerdir okuyorum.. sayende öğrenmiş oldum tüm bu detayları.Hakikaten hazin bir hayat serüveni, yüreği burkuluyor insanın.Ama yine de bu tarz insanlar, özellikle de bilim ve sanat insanları hiç olmazsa "eserleriyle" derin ve değerli bir iz bırakabilmişler ya, bu önemli.Ve bu bile ola ki zaten, inat-ısrar ya da azim ve kararlılıkla o denli fikirlerinden ve ideallerinden vazgeçmeyip, ister istemez acılarla dolu bıçak sırtı yaşamalarının ve biraz da sıra dışı kişiliklerinin en doğal ya da kaçınılmaz sonucu.Yani işte bir bedeli var herşeyin, hem iyi hem kötü.Bir taraftan sevindirici-değerli, bir taraftan acıklı.Ve "genellikle" de yaşadıkları andaki "toplumun" en az 50-60 sene de ilerisindedirler bu insanların kimileri.O yüzdendir zaten toplumca da ancak ölümlerinden sonra anlaşılmaktadır "asıl" derinlikleri, bazı incelikler ve değerleri.

Filiz Alev 
 01.03.2017 7:18
Cevap :
Filiz'cim,yönetim panelinde yorumlar bölümünde(1)işaretini görünce " Filiz'dir mutlaka kim olacak başka" dedim az önce :))))) Her zamanki gibi dolu dolu,üzerine tekrar yazılacak kadar irdeleyen,düşündüren harika bir yorum yapmışsın. Çok sağol... Atatürk "sanatçılar alnında ilk ışığı hissedenlerdir" sözüyle onların müstesna kişiliklerine ne kadar anlamlı bir vurgu yapmış. Bunun için senin de ifade ettiğin gibi toplumun en az 50-60 sene ilerisindedirler. Ne çare ki onları ya asarız ya boğarız ya bir şekilde yaşamlarını cehenneme çeviririz. Taa ki, aradan bir yarım asır geçsin...O zaman eserleri, yaptıkları, insanlığa hizmetleri ile baş tacı ederiz. :( S.Ali; sadece ülke gerçeklerini dile getirmiş,hırsızlık yapmamış adam öldürmemiş. Günümüzdeki bir çok yazar-çizer kesimin başına gelenleri yaşayan ne kadar çok aydın var tarihimizde. Bu; iyi ile kötünün savaşı. Bizim gibi ülkelerde de "iyi"lerin işi oldukça zor... Sevgilerimle selamlarımı iletiyorum arkadaşım...   01.03.2017 12:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 306
Toplam yorum
: 758
Toplam mesaj
: 87
Ort. okunma sayısı
: 1352
Kayıt tarihi
: 08.08.07
 
 

Emekli Türkçe öğretmeniyim.Şimdi Marmara Üniversitesi bünyesinde bulunan, Atatürk Eğitim Enstitüsü ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster